Türkeş Güney

@TurkesGuney

ÜLKEMİZDE MEMUR SENDİKACILIĞI VE AĞACIN KURDU…

Ecdadın izinde, ülkümüzün peşinde ÇANAKKALE’DEYİZ!
Ecdadın izinde, ülkümüzün peşinde ÇANAKKALE’DEYİZ!
İçeriği Görüntüle

Ülkemizde ilk memur sendikacılığı 1965-1971 yılları arasında denenmiş, yaklaşık 700 bin memurun bulunduğu o yıllarda 500’e yakın sendika kurulmuş, bu sendikalardan %80’inin üye sayısı 100’ü geçememiş, gerek o günkü yasal düzenleme olan 624 sayılı Devlet Memurları Sendikaları Kanunu hak aramaya elverişli olmaması meslek ve kurum bazlı sendikaların çoğunluğu, gerekse güçsüz zayıf parçalı sendikal yapılar nedeniyle ilk deneme olumsuz sonuçlanmış, herhangi bir başarı elde edilememiştir.

İkinci dönem memur sendikacılığı 1985 yılında “Anayasada memurların sendika kurmasının önünde engel yok” tartışmaları ile başlamış, sendika hakkı için bedeller ödenmiş, çileli ve mücadeleci bir süreç sonunda 1995 yılında 657 s. DMK’nın mülga 22’nci maddesi yeniden meri olmuş, 2001 yılında da 4688 sayılı yasanın kanunlaşması ile memur sendikacılığının ikinci dönemi yasal statüye kavuşmuştur.

İkinci dönem memur sendikacılığının yasal statüye kavuşmasına kadar geçen sürede özellikle 1992 yılında kurulan Türkiye Kamu-Sen’in ilk Genel Başkanı Ali Işıklar ile 57. Hükümetin koalisyon ortağı MHP’nin mücadelesi; emeği ve desteği unutulamaz.

İkinci dönem memur sendikacılığının günümüze yansıyan uygulamalarına bakıldığında; 4688 sayılı yasada (4 md. Son fıkra) açıkça yasak edilmesine rağmen meslek ve kurum sendikalarının artması, toplu sözleşme priminin ve buna dayalı kesinti tutarının herhangi bir baraj olmadan kurulan bütün sendikalara ödenmesi nedeniyle hak arama aracı olması gereken sendikacılığın çıkar ve istismar aracı haline gelmesine yol açmıştır.

Memur sendikacılığını bekleyen en önemli tehlike; güçsüz, zayıf ve kurumsallıktan uzak, çıkar ve menfaat elde etme anlayışıyla kurulan meslek ve kurum sendikalarının engellenememesi, bu alanın disipline edilememesidir.

İlgili makamların mevcut tehlikeyi görüp tedbir alması, memurlarımızın da ellerindeki tek hak arama aracı olan sendikacılığa sahip çıkması, hakların alınması ve ilerletilmesi adına çok kıymetli ve çok önemlidir.

İkinci dönem memur sendikacılığının hayata geçmesi; memura sendika kurma ve sendikaya üye olma haklarının elde edilmesi noktasında bedel ödenmiş, çile çekilmiş, yargılanmış ve sürgünlere uğramış Türkiye Kamu-Sen mensupları olarak; bedeller ödeyerek elde ettiğimiz sendikal hakların ve sendikacılığın düşmanı ağacın kurdu istismarcılara müsaade edilmemesi için mücadele ediyoruz.

Avrupa’da sendikal haklar ve demokrasi olarak ileri kabul edilen Almanya, Fransa ve İngiltere’deki sendikaların sayısının bir elin parmaklarını geçmediği görülecektir.

Memurumuzun bugün içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan kurtulması, hak ettiği özlük haklarına kavuşmasının yolu zayıf, güçsüz ve parçalı sendikal yapılar değil, büyük, güçlü, kurumsal sendikal kuruluşlardır.

Resim