Ya Tahammül Ya Sefer Bir cami avlusu. Taş merdivenlerin eski, yalın serinliği. İnsanlar geçiyor yanından. Merdivenin ortasında, sırtını geçmişe, yüzünü kalabalığa dönmüş bir bilge oturuyor. Mustafa Kutlu. Başında ne bir yaldız, arkasında ne bir makam odası. İnsan, ömrü boyunca akıp giden bir nehrin peşinde sürüklenir durur. Çoğu zaman yokuşa akan suların akıntısına karşı yorulur yüreğimiz. Dünyalık telaşlar kalbimizi yorarken Mustafa Kutlu dik yamaçlardan süzülen suların dinginleştiği yerde, tam da bir secde kapısının eşiğinde durmayı seçmiş. İşte tam bu karede duruyor hayatın özü. Dünyaya tahammül mü edeceğiz, yoksa kalbimizin en temiz köşesine doğru bir sefere mi çıkacağız? Kırkın üzerinde eseriyle bu yüzyılın en büyük kalemlerinden biri O. Doğup büyüdüğü Erzincan topraklarının esenliğini, insanımızın serencamını, iç dünyasını yarım asrı aşkın bir süredir mürekkebine katık etti. Kelimeleriyle bu toprakların ruhunu sadırlardan satırlara taşıyan edebiyatımızın koca çınarı, kıyamete kadar bu mütevazılıkla hatırlanacak. Kutlu, merdivenin ilk basamağında, asıl Uzun Hikâye’nin fani rütbelerde değil bir derviş edasıyla insan kalabilmekte yazıldığını en insani hâliyle anlatmaya devam edecek bize. Erzincanlı olmasından her daim onur duyduğumuz, bu toprakların yetiştirdiği kıymetli hemşehrimize kalbimize dokunan her bir kelimesi için şükran borçluyuz; can sağlığı, esenlik ve hayırlı ömürler seninle olsun kıymetli üstadım.






