Kongrenin açılış konuşmasını yapan Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, kongrenin hayırlı olmasını dileyerek emeği geçenlere teşekkür etti.

Dil ve düşünce ilişkisinin üzerinde yüzyıllardır konuşulan ve felsefe üretilen bir konu olduğunu ifade eden Yelkenci, milletlerin bu ilişkiyi çözdüğünde birçok sorunu çözebildiğini dile getirdi.

Tarihte Türk milletinin bulunduğu coğrafya çeşitliliği ve siyasi politik pragmatist yaklaşımlar nedeniyle zaman zaman dilde savrulmaların olduğunu aktaran Yelkenci, bu coğrafyada dili koruma amacıyla çok önemli tedbirlerin hayata geçirildiğini söyledi.

Bu anlamda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin bazı imkânlar sunduğunun altını çizen Yelkenci, bu meselenin çocukluk döneminden başlayarak hâlledilebileceğini vurguladı.

Model kapsamındaki yeni müfredatla beraber Türkçeyi öğretim programlarının merkezine yerleştirdiklerini kaydeden Yelkenci, "Yani Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, öğretim programları dil referansları üzerinden şekillenmiş oldu. Bu noktada biz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde dili, bir araç olmanın ötesinde derinliği ve anlamı belirleyen bir hassasiyetle ele aldık." dedi.

"Amacımız müfredatı bütüncül ve beceri temelli bir yapıya kavuşturmaktı"

Yelkenci, Türkiye ve dünyada gözlenen okuma, anlama ve analitik düşünme ihtiyacının Türkçe temelli okuryazarlığın güçlendirilmesini zorunlu kıldığını belirtti.

Bu kapsamda Türkçe ile Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde 70 barajının bulunduğunu anımsatan Yelkenci, bu dersleri okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerileri üzerinden şekillendirerek yürütmeye başladıklarını söyledi.

Türkçeye yönelik hayata geçirilen ve devam eden bazı projeleri anlatan Yelkenci, Türkçe ile Türk dili ve edebiyatı müfredatlarını yenilediklerini belirterek şunları kaydetti:

Elektrik dünyayı değiştirdi. İnternet ekonomiyi değiştirdi
Elektrik dünyayı değiştirdi. İnternet ekonomiyi değiştirdi
İçeriği Görüntüle

"Burada amacımız, müfredatı bütüncül ve beceri temelli bir yapıya kavuşturmaktı. Öğrencilerin bilgi edinme, metinleri anlama, yorumlama, eleştirme ve üretme becerilerini geliştirmeyi, klasik ve çağdaş metinlerin dengeli biçimde kullanılmasını, dil ile kültür arasındaki ilişkinin güçlendirilmesine katkı sağlamayı hedefledik. Bu yaklaşımla dil öğretimini içerik aktarımından çıkararak anlam kurma ve düşünme süreçlerinin merkezine yerleştirmiş olduk. Böylece Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ndeki bu hassasiyetlerimizle beraber öğrencilerimize zamanında dilimizi bütün derinlikleriyle ve anlam dünyasıyla öğreterek, onların yarınlara güçlü şahsiyetlere sahip, hayal gücü geniş, bilgi, teknoloji ve sanat noktasında üreten, millî ve manevi değerlerine sahip, bu değerleri edinmiş, yaşayan, yetkin ve erdemli insanlar olarak yetişmesini hedefledik."

"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli önemli bir görev üstleniyor"

TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Öztürk de eğitimi, Türkiye'nin kalkınmasının ve ekonominin büyümesinin en temel unsurlarından biri olarak gördüklerini vurguladı.

Dilin yalnızca bir iletişim aracı değil; düşüncenin taşıyıcısı, kültürün aktarıcısı ve medeniyetin en güçlü unsurlarından olduğunu aktaran Öztürk, düşüncenin ise bireyin dünyayı anlamlandırma, yorumlama ve dönüştürme kapasitesini şekillendirdiğini söyledi.

Öztürk, "Bu nedenle dil ve düşünce arasındaki ilişki, eğitim sistemlerinin merkezinde yer alan stratejik bir konudur. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli de tam bu noktada önemli bir görev üstleniyor. Öğrencilerimizin yalnızca bilgiye ulaşan değil; bilgiyi anlamlandıran, yorumlayan, sorgulayan ve üretebilen bireyler olarak yetişmelerini hedefleyen önemli bir vizyon ortaya koymaktadır." diye konuştu.

Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten'in de katıldığı kongrede, MEB Ortaöğretim Genel Müdürü Cengiz Mete ve TOBB Türkiye Eğitim Meclisi Başkanı Metin Özer de bir konuşma yaptı.