MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü

Bereketli Tarifler || Vesvese Şeytan başka yollardan saptıramadığı müminlere vesvese verirmiş. Bu vesveselere kapılmamak için kalbi bedensel hazların esiri olmaktan kurtarıp marifete ve Allah’ın rızasına yoğunlaşmak gerekir. Unutma ki içinde yükselen o sesler senin özün değil, sadece dışarıdan gelen birer gürültü. Ne zaman kalbinde bir vesvese hissedersen Peygamber Efendimizin Arafat gecesinde yaptığı şu duayı tekrarla: “Allah’ım! Vesveseden sana sığınırım.” (Tirmizi, “Dua”, 78) Bu sahurun bereketli tarifleri: Fırınlanmış havuç mezesi Cevizli incir tatlısı

MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü

Bereketli Tarifler serimizin bu bölümünde Çeşmi Nigar çorbası yaparken itidal konusunu ele alıyoruz. Kehf suresi 45. ayette dünya hayatı bir yağmura benzetilir; yağmur gökten iner, toprağı canlandırır. Sonra bir rüzgar eser ve yağmurun yeşerttiği o bitkiler bir anda rüzgarın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Yani mesele üretmek değil. Mesele ürettiğini mutlak sanmamak. Mesele hep çalışıp kazanmak değil mesele zaferin kaybedişlerin üst üste koyularak elde edilen bir şey olduğunu idrak etmek. Zaman emanet, ömür sınırlı. Allah bizi geçici olana aldananlardan eylemesin. Zamanımızı bereketli kullanmayı, dikkatimizi ve kalbimizi O’nun razı olduğu alanlara yöneltmeyi nasip etsin.

MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü

Bereketli Tarifler serimizin bu bölümünde kadayıf tatlısı yapıyoruz. İftardan sonra çayın yanına ne de iyi gider. Hele bir de yanınızda sevdikleriniz varsa… Bu dünyada gerçekten bağ kurabildiğiniz kaç insan var? Yanında susmaktan çekinmediğiniz… Rol yapmadığınız… Kendinizi saklamadığınız? Efendimizin (sav) buyurduğu gibi sevmenin en sahici hali Allah için sevmektir. Kendin için istediğini kardeşin için de isteyebilmektir. Ve kalbin en üst yerine Allah’ı ve Rasulü’nü koyabilmektir. Gerçek bir sevgi sadece kalpte taşınan bir duygu olarak kalmaz. Kalpten dışarı taşar. Hayata karışır. Davranışa dönüşür. Konuşurken seçtiğin kelime… Ses tonunun yumuşaması… Dinlerken telefonu kenara koyman… Gözlerinin içine bakıp “Buradayım, sadece seninleyim” diyebilmen… Onun iyiliğini kendin için ister gibi istemen… Hayatını kolaylaştırman… Kusurlarını örtmen… Bazen küçük bir destek… Bir beğeni… Güzel bir yorum… Onu sevdiğini hal dilinle söylemendir.

MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü

Sağlıklı Beslenme
Sağlıklı Beslenme
İçeriği Görüntüle

@meb_dinogretimi

Ne zaman içimiz daralsa…
Ne zaman yükümüz ağır gelse…
İnşirah Suresi yeniden fısıldıyor kalbimize: “Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” Bu Ramazan’da “Bereketli Tarifler” serimizin yeni bölümünde inşirah suresiyle birlikte bir bakış açısını konuşuyoruz.
Zorlukla birlikte gelen kolaylığı, yükle birlikte verilen gücü, daralmayla birlikte açılan kapıyı… Belki tam da ihtiyacımız olan şey;
Şikâyeti azaltıp şükre yönelmek,
Yorulduğumuz yerde durmak değil, Rabbimize dönmek. Çünkü bir zorluk iki kolaylığa asla galip gelemez. Kalbinize ferahlık olsun diye hazırladık.
İzlerken kendinizden bir cümle bulmanız duasıyla.

Bereketli Tarifler || Bismillah Ebu Cehil neden cehaletin babası olarak isimlendirildi? O aslında kendini yeterli gören ve öğrenmeye kapatan insanın sembolüydü. Gücü vardı, sözü vardı, konumu vardı. Ama ihtiyacı yoktu. En büyük eksikliği buydu. Oysa ilk vahiy bize ne emreder: “Yaratan Rabbinin adıyla oku.” İşte bu insanın yaratılış kodudur. Allah insana kalemle yazmayı öğretti. Yani düşünceyi dışarı taşırmayı. İçindeki karmaşayı çizgiye dönüştürmeyi. Belirsizliği kelimeye çevirmeyi. İnsan aczini kabul etttiğinde öğrenmeye en açık varlık…
Kendini yeterli gördüğünde ise en nankör… O yüzden ilk emir “oku!” ama ikinci mesaj şu:
“Haddini bil!” Kalemi eline aldığında kimin adıyla yazmaya başlıyorsun? Kendi adınla mı?
Yoksa seni yoktan var eden Rabbinin adıyla mı?

Bereketli Tarifler || Kıssadan Hisse Bugün iftara Özbek pilavı yapıyoruz. Ateşin üstünde pirinç tanelerini izlerken şunu düşündüm: Su kaynıyor, ateş yükseliyor, taneler dağılıyor gibi oluyor. Ama aslında tam o anda kıvam buluyorlar. İnsan da en çok yandığını sandığı yerde olgunlaşmıyor mu? Hazreti Yusuf mesela… Kuyuya atıldı. Köle olarak satıldı. Büyüdüğü sarayda iftiraya uğrayıp zindana girdi. Ama hiçbir imtihan onu eksiltmedi. Her ateş, onu adım adım hak ettiği makama hazırladı. Bu kıssada hepimiz için bir hisse var. Şeyh Galib’in Hüsn-ü Aşk’ta dediği gibi: “Düştüğüne eyleme teessüf Miracını çehte buldu Yusuf” Çeh Farsçada kuyu demek. Kuyu sandığımız yer, belki de bizim miracımızdır. Düşsek de sabır kalksak da…