ÇOCUK KATİLİ SİYONİST REJİMİ LANETLİYORUZ
Siyonist rejim, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte İran’ın Hürmüzgan eyaletinde bir kız ilkokulunu doğrudan hedef alarak 150 kız çocuğunu katletti. Çocukların hedef alınıp katledilmesi, kelimenin tam anlamıyla alçaklık ve barbarlıktır. Bu saldırı açık bir savaş suçudur. Siyonist rejimi, ortağı ABD’yi ve emperyalistlerin bölgemizde gerçekleştirdikleri terör eylemlerini lanetliyoruz. Hürmüzgan’da İlkokula yapılan saldırıda katledilen çocuklara Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyoruz.
KAHROLSUN EMPERYALİZM, KAHROLSUN SİYONİZM!
İsrail’in, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılar; bölgesel barışı, uluslararası hukuku ve insanlığın ortak vicdanını hedef almaktadır. Sivillerin, yerleşim alanlarının ve eğitim kurumlarının hedef alınması hiçbir gerekçeyle izah edilemez.
Ramazan ayının manevi atmosferinde masum insanların hayatını kaybetmesi, özellikle çocukların bombalar altında can vermesi kabul edilemez bir insanlık dramıdır. Güvenlik söylemiyle yürütülen bu saldırılar, hukuki ve ahlaki meşruiyetten yoksundur. Memur-Sen olarak; sivilleri hedef alan her türlü saldırıyı reddediyor, bölgemizi istikrarsızlaştıran müdahalelere karşı ilkesel duruşumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Mazlumların yanında, hukukun ve adaletin safında yer almaya devam edeceğiz.
Ortadoğu’nun yeni çatışma senaryolarına sürüklenmesine izin verilmemelidir. Kalıcı barış; güç dayatmasıyla değil, adalet ve diyalogla mümkündür. Zulüm sürdürülebilir değildir. Adalet eninde sonunda galip gelecek, Ortadoğu’yu ateşe veren zorbalık düzeni çökecektir!
KAHROLSUN EMPERYALİZM, KAHROLSUN SİYONİZM! Ortadoğu’yu Ateşe Veren Zorbalık Düzeni Çökecektir!
Katil, soykırımcı İsrail ile onun suç ortağı Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yönelik saldırısı, açık bir güç dayatması ve insanlık dışı bir zorbalıktır. Bu, uluslararası hukuku askıya alan, diplomasiyi bombalarla ikame eden, bölgeyi korku üzerinden dizayn etmeye çalışan yeni bir tahakküm girişimidir. Bu saldırı yalnızca bir ülkeye değil; barışa, bölge insanının iradesine ve insanlığın ortak vicdanına yönelmiştir.
Dikkat çekici olan şudur ki; bu saldırıların büyük kısmı mübarek Ramazan ayı içerisinde gerçekleştirilmektedir. Bu zamanlama tesadüf değildir. Ramazan; Müslüman halklar için rahmetin, merhametin ve dayanışmanın ayıdır. Tam da bu ayda bombaların devreye sokulması, İslam ülkelerine verilmiş örtük bir mesaj değil midir? Manevi iklimi hedef alan bu pervasızlık, yalnızca askeri değil sembolik bir saldırıdır.
Ortadoğu’yu ateşe veren emperyal akıl bir kez daha devrededir. Kaos ve fesat üretmeden varlığını sürdüremeyen emperyalist düzen; işgali “savunma”, yıkımı “güvenlik”, ablukayı “meşru hak” diye pazarlamaktadır. Gazze’de soykırımı kendine hak gören ve o sapkın topluluğu destekleyen zihniyet ile bugün İran’ı bombalayan zihniyet aynıdır. Gücü hukuk yerine koyan bu anlayış, dünyayı kuralsız bir ormana çevirmektedir.
Nükleer silah meselesinde kendine sınırsız meşruiyet tanıyıp başkasına mutlak yasak dayatan çifte standartlı bir sistem işletilmektedir. “Benim silahım caydırıcıdır, seninki tehdittir” diyen kibirli bir düzen söz konusudur. Bu yaklaşım adalet değil zorbalık üretmekte; barış değil sürekli bir tehdit hali doğurmaktadır.
ABD’nin yıllardır “özgürlük” ve “demokrasi” söylemiyle yürüttüğü yıkıcı müdahalelerin bedelini bu coğrafya ağır ödedi. Irak yerle bir edildi, Afganistan’da nesiller kaybedildi, Filistin’de yüzbinlerce masum katledildi. Milyonlarca insan hayatını kaybetti, milyonlarcası yerinden edildi. Aynı müdahaleci akıl, yalnızca Ortadoğu’da değil; Güney Amerika’da da darbeler, ambargolar ve vekâlet savaşlarıyla halkların iradesini bastırdı; seçilmiş yönetimleri devirdi, kıtayı istikrarsızlık sarmalına sürükledi. Küresel kovboyluk anlayışıyla hareket eden bu zorba siyaset, uluslararası hukuku kendi çıkarları doğrultusunda eğip bükmeyi alışkanlık hâline getirmiştir. Biz bu küresel zorbalığa da karşıyız.
Bugün bölgenin ateşe verilmesi yalnızca komşu ülkeleri ilgilendiren bir mesele değildir. Unutulmamalıdır ki bu yangının hedefinde bölgenin tamamı vardır ve ülkemiz de bu büyük hesaplaşmanın dışında değildir. Coğrafyamız üzerinde yürütülen her kirli senaryo, uzun vadede ülkemizi de kuşatma ve zayıflatma stratejisinin bir parçasıdır.
Her ülkenin kendini savunma hakkı vardır. Ancak bu ilke, saldırgan politikaların kılıfı hâline getirilemez. ABD üslerine yönelik saldırıları “kendi toprak bütünlüğüne yapılmış saldırı” gibi sunarak bölge ülkelerini daha geniş bir savaşın içine çekme girişimlerine karşı dikkatli olunmalıdır. Bölge ülkeleri bu oyuna gelmemeli; emperyal stratejilerin parçası hâline getirilmemelidir.
Son saldırılarda bir okulun vurulması ve 86 öğrencinin hayatını kaybetmesi, bu kirli düzenin en çıplak göstergesidir. Çocukların kanı üzerinden güvenlik inşa edilemez. Bir okulun bombalanması yalnızca askeri değil, ahlaki bir çöküştür. Bu, insanlığın ortak vicdanına atılmış ağır bir darbedir.
Bu saldırılar tesadüf değildir. Bu saldırılar, bölgeyi zayıflatma ve parçalayarak yönetme stratejisinin devamıdır. Bu saldırılar, korku üzerinden siyaset üretme stratejisinin yeni tezahürüdür. Emperyalizm kriz üretir, sonra o krizi yöneterek tahakküm kurar. Siyonizm işgal eder, sonra işgali “meşru savunma” kılıfıyla sunar. Bu düzen kan üzerine kurulan vahşi ve kirli bir düzendir.
Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, insanlığı doğrudan hedef alan saplantılı ve emperyal bir aklın tezahürüdür. Milyonlarca insanı katleden, milyonlarcasını yerinden süren; şehirleri enkaza çeviren, çocukları yetim, anneleri evlatsız bırakan bu anlayış yalnızca askeri değil ahlaki bir yıkım üretmektedir. Bu açık bir vicdan iflasıdır.
Bu saldırılar yalnızca topraklara değil, insanlığın ortak değerlerine yöneliktir. Bu saldırılar yalnızca devletlere değil, adalet fikrine yöneliktir. Bu saldırılar yalnızca bugüne değil, geleceğe yöneliktir.
Memur-Sen olarak tavrımız açıktır:
Emperyalizmin zorbalığını reddediyoruz.
Siyonist yayılmacılığı mahkûm ediyoruz.
Mazlumların kanı üzerine kurulan hiçbir düzene meşruiyet tanımıyoruz.
Bu coğrafya laboratuvar değildir.
Bu halklar küresel hesapların piyonu değildir.
Bu vicdan susturulamayacaktır.
Bombalar şehirleri yıkabilir; ama hakikati yok edemez.
Tehditler korku üretir; fakat onuru teslim alamaz.
Zorbalık geçicidir; adalet kalıcıdır.
Tarih, zulmün değil direnişin tarafında yazılır.
Memur-Sen olarak haykırıyoruz:
Emperyalizme ve siyonizme karşı insanlık hattında direnişimiz devam edecektir. Mazlumun yanında, zalimin karşısında durmaya devam edeceğiz. Sessiz kalmayacağız, geri çekilmeyeceğiz, hakikatin gür sesi olmaya devam edeceğiz.
Ortadoğu’yu yangın yerine çevirmeye çalışanlar bilsin ki; ateşle kurulan saltanatlar, ilk rüzgârda küle dönmeye mahkumdur.
Siyonist-Emperyalist saldırılara karşı bugüne kadar tüm mazlumların yanında olduğumuz gibi İran halkının da yanında olacağız.
Zalimler yenilecek, insanlık kazanacak!
Kahrolsun emperyalizm!
Kahrolsun siyonizm!
Yaşasın adalet, yaşasın insanlık onuru!








