Recep Tayyip Erdoğan

Bu akşam iftarımızı eğitim camiamızın mensuplarıyla, saygıdeğer öğretmenlerimizle birlikte Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde yaptık. 81 vilayetimizin, 922 ilçemizin her birinde aşkla görev yapan eğitimcilerimize, öğretmenlerimize selam ve muhabbetlerimi iletiyorum.

Resim

Resim

Resim

Resim

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre Salonu'nda düzenlenen "Eğitim Ailesi ile İftar Programı"na katıldı.

Türkiye'nin dört bir yanında aşkla görev yapan eğitimcilerin, öğretmenlerin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

"Bir kelam-ı kibar, 'Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammed'siz muhabbetten ne hasıl?' Evet, bir taraftan rahmet mevsimini uğurlamanın burukluğu içindeyken, diğer taraftan da Ramazan Bayramı'na kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Bildiğiniz gibi Ramazan'a girerken duamız hep şuydu; 'Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturduğun gibi Ramazan Bayramı'na da kavuştur.' 'Hoş geldin Ramazan' diyorduk. Şimdi 'Elveda Ramazan' diyoruz. Ramazan Bayramı'nın buradaki tüm kardeşlerime ülkemize, milletimize ve İslam dünyasına hayırlar getirmesini rabbimden niyaz ediyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif'in dua etmenin, bütün mahcubiyet ve bütün samimiyetle yüce Allah'a el açmanın en güzel iklimi olduğunu dile getirerek, "Temiz bir kalple yapılacak duaların Cenabıhak katında karşılığını mutlaka bulacağına inanıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetleri, ettiğiniz duaları katında kabul ve makbul buyursun." ifadelerini kullandı.

"Cennet vatanımızın her karış toprağı Çanakkale'dir"

Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111. yıl dönümünü bugün büyük bir gururla idrak ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale'de destanının üzerinden tam 111 sene geçti. Kahramanlıkları tarihe sığmayan ordumuzun tarih kitaplarına sığmayan Çanakkale Zaferi'nin 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâd ediyorum."

Mehmet Akif Ersoy'un "Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i. Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? 'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın." dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Rabbim hepsinin ruhlarını şad, mekânlarını inşallah cennet eylesin. Merhum Akif, İstiklal Marşı'mızda, 'sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı' diyerek, milletimizin neredeyse her ferdinin şehit ahvadı, şehit evladı, şehit yakını olduğunu söylüyor. Anadolu; her ocağından, her ailesinden şehit veren mübarek toprakların adıdır. Dikkat edin, Anadolu. Baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahvadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conkbayırı'dır, Gelibolu'dur, Çanakkale'dir. Ve dost düşman iyi bilir ki Çanakkale geçilmez. İnşallah Çanakkale dünya durdukça Türk milletinin hürriyet tutkusunun, yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Türkiye'nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan iradedir. İttihat fikridir, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna vardır. Çanakkale'de Balkanlar vardır. Çanakkale'de Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın hemen her köşesinin duası, niyazı, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır.

Burada milletimizin seciyesini anlatan şu gerçeği de belirtmek isterim. Çanakkale, Bedr'in arslanlarıyla aynı yüreği taşıyan aslanların, Akif'in 'Asım'ın Nesli' diye adlandırdığı o mübarek neslin bize bıraktığı mirastır. Bir destandır. Zaferler silsilesinin altın halkalarından biridir."

"Çanakkale Türküsü, lise ve darülfünun talebelerinin türküsü"

Çanakkale Savaşı'nın epik bir kahramanlık hikâyesi olduğu kadar, aynı zamanda "dramatik bir hikâye" de olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çanakkale içinde aynalı çarşı. Anne ben gidiyorum düşmana karşı" türküsünün, henüz bıyığı terlememiş delikanlıların, lise ve darülfünun talebelerinin türküsü olduğuna dikkati çekti.

Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi'nin 1914-1918 yılları arasında talebelerinin tamamının Çanakkale'de şehit olması sebebiyle mezun veremediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

"Millî şairimiz Akif, 'Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda' derken, işte bu acı hakikati dile getiriyor. 'Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!' derken, sadece Türk şiirinin en güzel mısralarından birini terennüm etmiyor. Bununla birlikte aziz ve asil milletimizin umut güneşi olan gençlerin, sönen ocakların destanını da haykırıyor."

Son nefese kadar Çanakkale'ye sahip çıkacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çanakkale Zaferimizin 111. seneidevriyesinde bizlere bu cennet vatanı miras bırakan, bu büyük Cumhuriyet'i emanet eden, bütün istiklal kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyor, aziz hatıralarını bir kez daha kemal-i hürmetle yâd ediyorum. Yine bu vesileyle bugün külliyemizde sahnelenen 'Şüheda 1915' tiyatro oyunuyla bizlere o günleri tekrar yaşatan kardeşlerimizi tebrik ediyorum." diye konuştu.

Bir milleti büyük yapanın sadece tarihe şanla, şerefle yazdırdığı zaferleri olmadığını, aynı zamanda eğitimli, özgüven sahibi, iyi yetişmiş fertleri olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Göreve geldiğimiz günden beri bu hassasiyetle çalışıyor, eğitime önem ve öncelik vermeyi ihmal etmiyoruz. Güçlü toplum, güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı iyi eğitim almış, güçlü bir içtimai bünyeyle gerçekleştirebileceğimizin farkındayız. Biliyoruz ki bugünün ve yarının dünyasında ilerlemenin, kalkınmanın, her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı daha kapsamlı bir zemine oturttuk"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak kaldıracın nitelikli, millî ve zamanın ruhunu yakalamış bir eğitim sistemi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Bu yolda son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihî nitelikte reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere eğitimde anlamsız yasakları ve katsayıvari adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Ders müfredatlarını ve kitaplarını gözden geçirerek çağ dışı ve vesayetçi unsurları temizledik. Bunları bilimsel bir anlayışla yeni baştan hazırladık.

Köklerden geleceğe şiarıyla hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı daha kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimizi her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza eğitim yılı başında ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, laboratuvarlar, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Atamaların yanı sıra öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkânlarında da kayda değer iyileştirmeler gerçekleştirdik."

"Son 23 yılda eğitimde aldığımız mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur"

Daha nice hizmeti öğretmenler ve öğrencilerin istifadesine sunduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi kuşkusuz öğretmenlerimiz olmuştur. Merhum Nurettin Topçu'nun öğretmenin ne manaya geldiğini anlatan şu veciz ifadelerini burada altını çizerek hatırlatmak istiyorum. Merhum Topçu şöyle diyor, 'Ademoğlu'nu beşikten alarak mezara kadar götürüp teslim eden dünyanın en büyük mesuliyetine sahip insan muallimdir/Kaderimizin hakikatinin işleyicisi, karakterimizin yapıcısı, kalbimizin çevrildiği her yönde kurucusu odur/Fertler gibi nesiller de onun eseridir/Farkında olsun olmasın her ferdin şahsi tarihinde muallimin izleri bulunur/Devletleri ve medeniyetleri yapan da yıkan da muallimlerdir.' Muallimler yani öğretmenler, devlet ve millet hayatımızda işte böyle hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve millî bekamız açısından işte böyle bir anlam ifade etmektedir." ifadelerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kültüre göre anne babadan sonra eli öpülen kişinin öğretmen olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Biz de çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük. Öğretmene saygıda kusur etmemeyi gördük. Dolayısıyla öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük bir saygısızlığı dahi kabul etmemiz, hoş görmemiz mümkün değildir. En son Fatma Nur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunları tasvip etmediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum.

Şunu bir defa herkes bilmeli ve anlamalıdır, öğretmene kalkan el, geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el, bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır."

"Öğretmenlerimiz için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz"

Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaşılan şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gittiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı:

"Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Türkiye'nin aydınlık yarınlarını, kızıl elmamız olan Türkiye Yüzyılı'nı inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz. Rabb'im yâr ve yardımcımız olsun diyorum.

Bu düşüncelerle görevleri esnasında şehit edilen hocalarımız başta olmak üzere ebedi âleme irtihal eden tüm öğretmenlerimize Cenabıallah'tan rahmet niyaz ediyorum. Her birine hizmetleri, gayretleri, fedakârlıkları için ülkemize kazandırdıkları değerler için insan kaynağımızın yetişmesine yaptıkları eşsiz katkılar için ayrı ayrı teşekkür ediyor, sizlere yüce Mevla'dan üstün başarılar diliyorum. Ramazan Bayramınız şimdiden mübarek olsun. Aileleriniz ve sevdiklerinizle huzurlu bir bayram geçirmeniz temennisiyle sağ olun, var olun. Allah'a emanet olun."

Öte yandan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

İletişim Başkanı Duran, NSosyal hesabından yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Eğitim Ailesi ile İftar Programı’nda yaptığı konuşmasında Türkiye’nin tarihî birikimi ile geleceğe dönük hedeflerini bir arada hatırlattı.

Çanakkale Savaşı’ndaki birlik ve mücadele ruhu, bugün eğitimle güçlenen nesillerimizde hayat bulmaktadır. Bu zafer, sadece tarihe değil, milletimizin ortak iradesine ve dayanışma kültürüne işaret etmektedir.

Eğitim, ülkemizin yarınlarını inşa edecek en temel unsurdur. Nitelikli, öz güveni yüksek ve donanımlı gençlerimiz ve çocuklarımız geleceğimizi şekillendirecek en büyük hazinemizdir.

Türkiye Yüzyılı hedefi doğrultusunda, geçmişten ilham alarak geleceğe yürüdüğümüz bu yolda, tüm eğitim emekçilerimizin gayreti büyük bir değere sahiptir.

Bununla birlikte öğretmenlerimize yönelik her türlü şiddet ve olumsuzluk karşısındaki kararlılığımız tamdır. Zira bir öğretmene yapılan her haksızlık, doğrudan milletimizin istikbaline yönelik bir tehdittir. Bu bilinçle, eğitim camiamızın yanında olmaya devam edeceğiz.”

Erdoğan, on bir ayın sultanı ramazanışerifin dua etmenin, bütün mahcubiyet ve bütün samimiyetle yüce Allah'a el açmanın en güzel iklimi olduğunu dile getirerek, "Temiz bir kalple yapılacak duaların Cenabıhak katında karşılığını mutlaka bulacağına inanıyoruz. Rabb'im tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetleri, ettiğiniz duaları katında kabul ve makbul buyursun." ifadelerini kullandı.

"Cennet vatanımızın her karış toprağı Çanakkale'dir"

Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111. yıl dönümünü bugün büyük bir gururla idrak ettiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: "Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale'de destanının üzerinden tam 111 sene geçti. Kahramanlıkları tarihe sığmayan ordumuzun tarih kitaplarına sığmayan Çanakkale Zaferi'nin 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâd ediyorum."

Mehmet Akif Ersoy'un "Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker / Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer / Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i / Bedr'in arslanları, ancak bu kadar şanlı idi / Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın / Gömelim gel seni tarihe, desem, sığmazsın." dizelerini okuyan Erdoğan, şöyle konuştu: "Rabb'im hepsinin ruhlarını şad, mekânlarını inşallah cennet eylesin. Merhum Akif, İstiklal Marşımızda, 'Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı' diyerek milletimizin neredeyse her ferdinin şehit ahvadı, şehit evladı, şehit yakını olduğunu söylüyor. Anadolu; her ocağından, her ailesinden şehit veren mübarek toprakların adıdır. Dikkat edin, Ana dolu.... Baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahvadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conkbayırı'dır, Gelibolu'dur, Çanakkale'dir ve dost düşman iyi bilir ki Çanakkale geçilmez. İnşallah, Çanakkale dünya durdukça Türk milletinin hürriyet tutkusunun, yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır. Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye'nin sadece 783 bin kilometrekareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan iradedir. İttihat fikridir, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili, bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna vardır. Çanakkale'de Balkanlar vardır. Çanakkale'de Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın hemen her köşesinin duası, niyazı, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır.

Burada milletimizin seciyesini anlatan şu gerçeği de belirtmek isterim: Çanakkale, Bedr'in arslanlarıyla aynı yüreği taşıyan aslanların, Akif'in 'Asım'ın Nesli' diye adlandırdığı o mübarek neslin bize bıraktığı mirastır. Bir destandır. Zaferler silsilesinin altın halkalarından biridir."

"Çanakkale Türküsü, lise ve darülfünun talebelerinin türküsü"

Çanakkale Savaşı'nın epik bir kahramanlık hikayesi olduğu kadar aynı zamanda "dramatik bir hikaye" de olduğunu dile getiren Erdoğan, "Çanakkale içinde aynalı çarşı. Anne ben gidiyorum düşmana karşı" türküsünün, henüz bıyığı terlememiş delikanlıların, lise ve darülfünun talebelerinin türküsü olduğuna dikkati çekti.

Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi'nin 1914-1918 yılları arasında talebelerinin tamamının Çanakkale'de şehit olması sebebiyle mezun veremediğini belirten Erdoğan, şunları söyledi: "Millî şairimiz Akif, 'Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda' derken işte bu acı hakikati dile getiriyor. 'Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!' derken sadece Türk şiirinin en güzel mısralarından birini terennüm etmiyor. Bununla birlikte aziz ve asil milletimizin umut güneşi olan gençlerin, sönen ocakların destanını da haykırıyor."

“Eğitim Neferlerine Minnet” kampanyamız devam ediyor!
“Eğitim Neferlerine Minnet” kampanyamız devam ediyor!
İçeriği Görüntüle

Son nefese kadar Çanakkale'ye sahip çıkacaklarını vurgulayan Erdoğan, "Çanakkale Zaferimizin 111. seneidevriyesinde bizlere bu cennet vatanı miras bırakan, bu büyük cumhuriyeti emanet eden bütün istiklal kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle anıyor, aziz hatıralarını bir kez daha kemalihürmetle yâd ediyorum. Yine bu vesileyle bugün külliyemizde sahnelenen 'Şüheda 1915' tiyatro oyunuyla bizlere o günleri tekrar yaşatan kardeşlerimizi tebrik ediyorum." diye konuştu.

Bir milleti büyük yapanın sadece tarihe şanla, şerefle yazdırdığı zaferleri olmadığını; aynı zamanda eğitimli, öz güven sahibi, iyi yetişmiş fertleri olduğunu aktaran Erdoğan, "Göreve geldiğimiz günden beri bu hassasiyetle çalışıyor, eğitime önem ve öncelik vermeyi ihmal etmiyoruz. Güçlü toplum, güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı iyi eğitim almış, güçlü bir içtimai bünyeyle gerçekleştirebileceğimizin farkındayız. Biliyoruz ki bugünün ve yarının dünyasında ilerlemenin, kalkınmanın, her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı daha kapsamlı bir zemine oturttuk"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak kaldıracın nitelikli, millî ve zamanın ruhunu yakalamış bir eğitim sistemi olduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: "Bu yolda son yirmi üç yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihî nitelikte reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere eğitimde anlamsız yasakları ve katsayıvari adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Ders müfredatlarını ve kitaplarını gözden geçirerek çağ dışı ve vesayetçi unsurları temizledik. Bunları bilimsel bir anlayışla yeni baştan hazırladık.

'Köklerden Geleceğe' şiarıyla hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çalışmalarımızı daha kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimizi her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza eğitim yılı başında ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, laboratuvarlar, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Atamaların yanı sıra öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kaydadeğer iyileştirmeler gerçekleştirdik."

"Son yirmi üç yılda eğitimde aldığımız mesafenin lokomotifi, kuşkusuz, öğretmenlerimiz olmuştur"

Daha nice hizmeti öğretmenler ve öğrencilerin istifadesine sunduklarını belirten Erdoğan, "Türkiye'nin son yirmi üç yılda eğitimde aldığı mesafenin lokomotifi, kuşkusuz, öğretmenlerimiz olmuştur. Merhum Nurettin Topçu'nun öğretmenin ne manaya geldiğini anlatan şu veciz ifadelerini burada altını çizerek hatırlatmak istiyorum. Merhum Topçu şöyle diyor: 'Ademoğlunu beşikten alarak mezara kadar götürüp teslim eden dünyanın en büyük mesuliyetine sahip insan muallimdir. Kaderimizin hakikatinin işleyicisi, karakterimizin yapıcısı, kalbimizin çevrildiği her yönde kurucusu odur. Fertler gibi nesiller de onun eseridir. Farkında olsun, olmasın... Her ferdin şahsi tarihinde muallimin izleri bulunur. Devletleri ve medeniyetleri yapan da yıkan da muallimlerdir.' Muallimler yani öğretmenler, devlet ve millet hayatımızda işte böyle hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve millî bekamız açısından işte böyle bir anlam ifade etmektedircümlelerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kültüre göre anne babadan sonra eli öpülen kişinin öğretmen olduğuna işaret ederek şunları kaydetti: "Biz de çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük. Öğretmene saygıda kusur etmemeyi gördük. Dolayısıyla öğretmene yönelik bırakın şiddeti, en küçük bir saygısızlığı dahi kabul etmemiz, hoş görmemiz mümkün değildir. En son Fatma Nur Çelik Öğretmen'imizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunları tasvip etmediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum.

Şunu bir defa herkes bilmeli ve anlamalıdır: Öğretmene kalkan el, geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el, bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır."

"Öğretmenlerimiz için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz"

Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaşılan şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gittiklerini vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: "Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Türkiye'nin aydınlık yarınlarını, kızıl elmamız olan Türkiye Yüzyılı'nı, inşallah, sizlerle birlikte inşa edeceğiz. Rabb'im yâr ve yardımcımız olsun diyorum.

Bu düşüncelerle görevleri esnasında şehit edilen hocalarımız başta olmak üzere ebedî aleme irtihal eden tüm öğretmenlerimize Cenabıallah'tan rahmet niyaz ediyorum. Her birine hizmetleri, gayretleri, fedakârlıkları için, ülkemize kazandırdıkları değerler için, insan kaynağımızın yetişmesine yaptıkları eşsiz katkılar için ayrı ayrı teşekkür ediyor; sizlere yüce Mevla'dan üstün başarılar diliyorum. Ramazan Bayramınız şimdiden mübarek olsun. Aileleriniz ve sevdiklerinizle huzurlu bir bayram geçirmeniz temennisiyle sağ olun, var olun. Allah'a emanet olun."

"Çanakkale'de canlarını feda eden bütün kahramanlarımızı ve aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum"

Programda konuşan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye'nin dört bir yanından gelen öğretmenler, eğitim temsilcileri ve maarif davasına emek verenlere katılımlarından dolayı teşekkürlerini iletti, hayırlara vesile kılması temennisinde bulundu.

Bugün 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıl dönümünün de idrak edildiğini anımsatan Tekin, Çanakkale'nin milletin en ağır şartlar altında dahi diz çökmediği, istiklalinden ve istikbalinden vazgeçmediğini bütün cihana ilan ettiği yer olduğunu vurguladı.

Tekin; Çanakkale'de müdafaa edilenin, toprağın kendisiyle "milletin haysiyeti, imanı, kardeşliği ve kader birliği" olduğunu dile getirerek, "Aynı zamanda İslam'ın son ordusunun vakarını ve iradesini muhafaza eden büyük bir direnişti. Bu büyük müdafaayı omuzlayan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale'de canlarını feda eden bütün kahramanlarımızı ve aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum." dedi.

Tüm öğretmenlerin ve eğitim camiasının Ramazan Bayramı'nı tebrik eden Tekin, vazifeleri başında şehadete yürüyen şehit öğretmenleri rahmet ve minnetle yâd etti; onların geride bıraktıkları hatıranın, ailelerinin ve emanetlerinin milletin vicdanında daima hürmetle taşındığını ifade etti.

"Bizim için kıymetli olan, bu güzel hasletlerin çocuklarımızın dünyasında bizzat tecrübeyle yer etmesiydi"

Ramazan ayının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın himaye ve destekleriyle, okullarda "Maarifin Kalbinde Ramazan" başlığıyla "son derece canlı, kuşatıcı ve ruhu olan bir iklim içinde" idrak edildiğini bildiren Tekin, "Muhterem Cumhurbaşkanım, öncelikle Türkiye'ye, bizlere, bu iklimi yaşattığınız için, bu mücadeleyi verdiğiniz için, bu mücadelede bizi yanınıza yol arkadaşı olarak aldığınız için size şükranlarımı arz ediyorum." diye konuştu.

Tekin, Milli Eğitim Bakanlığı olarak muratlarının çocukların bu ramazan ayını merhametin, paylaşmanın, yardımlaşmanın ve kardeşliğin hayatın içine karıştığı bir zaman olarak yaşamaları olduğunu vurguladı. Bu sebeple okullarda oluşturdukları iklimde, çocukların iyilikle doğrudan temas kurmasına, dayanışmayı görmesine ve paylaşmayı yaşamasına özen gösterdiklerini ifade eden Tekin, şöyle devam etti: "Kimi zaman hazırlanan bir iftariyeliğin yolda kalmış birine uzanışındaki inceliği, kimi zaman sıcak bir pidenin mahallenin büyükleriyle paylaşılmasındaki muhabbeti, kimi zaman da çocuklarımızın kendi birikimleriyle bir zimem defterini kapatmanın taşıdığı insanlık dersini kendi kalpleriyle hissetsinler istedik. Bizim için kıymetli olan, bu güzel hasletlerin çocuklarımızın dünyasında bizzat tecrübeyle yer etmesiydi.

Hiçbir çocuğumuzu zorlayacak, ayrıştıracak yahut mahremiyetini zedeleyecek bir usule tevessül etmedik. Gönüllülüğü esas alan, aileyi okulun tabii refiki kabul eden bir dikkatle evlatlarımızın ortak hayat şuuru, birlik hissi ve kardeşlik ahlakıyla tabii biçimde tanışmasına imkân hazırladık. Arzumuz, bu kıymetlerin çocuklarımızın dünyasında yaşanarak öğrenilen bir iklime dönüşmesiydi."

Bakan Tekin, bu hassasiyetin ne kadar hayati olduğunun Terörsüz Türkiye sürecinde daha net biçimde görüldüğünü belirterek, 2002'den bu yana atılan demokratikleşme ve sivilleşme adımlarının hak alanını genişleten düzenlemelerle birlikte farklı toplum kesimlerinin birbirini daha dikkatle görmesine, birbirine daha adil yaklaşmasına, birlikte yaşama zeminini daha sağlam bir yerde tutmasına imkan verdiğinin altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde taşınan bu iradenin Cumhur İttifakı'nın millî birlik, toplumsal huzur ve iç cepheyi tahkim etme kararlılığıyla daha da kuvvet kazandığını aktaran Tekin, "Bugün Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda ortaya konulan irade, ülkemizin on yıllardır güvenlik parantezine hapsedilen imkan ve enerjisini yeniden kalkınmaya, demokrasiye ve istikbal inşasına tahsis etme bakımından tarihî bir merhaleyi ifade etmektedir." diye konuştu.

"Vazifemiz; güveni, kardeşlik hukukunu ve ortak hayat şuurunu evlatlarımızın kalbine yerleştirmektir"

İçeride kardeşliği tahkim eden Terörsüz Türkiye sürecinin dışarıda da Türkiye'nin duruşuna kuvvet verdiğini dile getiren Tekin, Türk ve İslam dünyasının geniş gönül coğrafyasında Türkiye'ye bağlanan ümidi daha da büyüttüğünü söyledi.

Bakan Tekin, şunları kaydetti: "Uluslararası krizlerin giderek yoğunlaştığı, dengelerin sertleştiği böyle bir dönemde Türkiye'nin sesi adaletle, insafla ve hakkaniyetle duyuluyorsa bu, zatıalinizin şahsında tecessüm eden o vakur duruşun eseridir. En çetin zamanlarda milletimize yönünü kaybetmeyeceğini, kendi öz gücüyle doğrulabileceğini, kendi değerleriyle yeniden ayağa kalkabileceğini hissettirdiniz. Mazlumun feryadına sırt dönmediniz, haksızlık karşısında suskunluğa razı olmadınız, bu millete kendi ruhuyla büyümenin mümkün olduğunu yeniden gösterdiniz.

Yakın coğrafyamızın ağır sarsıntılardan geçtiği, bölgemizde istikrarsızlığın derinleştiği, Gazze'de masum çocukların, annelerin, sivillerin ağır bir vahşet altında hayattan koparıldığı böyle bir dönemde millî birliğimizi, kardeşlik zeminimizi ve iç huzurumuzu daha da sağlam tutmanın ne kadar hayati olduğu çok daha açık biçimde görülmektedir. Bu sebeple okullarımızda ramazan boyunca kurmaya çalıştığımız merhamet, dayanışma ve kardeşlik iklimini, memleketin müşterek hayatını onaran çok kıymetli bir imkan olarak gördük. Aynı zamanda sizin bu mücadelenize destek olabilecek bir alan olarak kabul ettik. Evlatlarımızın kalbine bugün yerleştirdiğimiz her adalet duygusu, her merhamet bilinci, her kardeşlik şuuru yarın bu ülkenin toplumsal iklimine, siyasi diline ve müşterek hayatına mutlaka karşılık verecektir."

Tekin, Türk milletinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açtığı bu istikamette hangi yaraları sardığını, hangi kapıları araladığını çok iyi gördüğünün altını çizerek, "Biz de maarif ailesi olarak bu hakikatin en yakın şahidiyiz, aynı zamanda bu büyük yürüyüşün en hayati cephesinde durduğumuzun da farkındayız. Vazifemiz, zatıalinizin bu millete yeniden hissettirdiği güveni, kardeşlik hukukunu ve ortak hayat şuurunu evlatlarımızın kalbine yerleştirmektir. Bu vesileyle, bir Müslüman ve bu milletin bir evladı olarak aziz milletimizin haysiyetini, ümmetin umudunu ve insanlığın izzetini temsil eden bu duruşunuz için zatıalinize en kalbî şükranlarımı arz ediyorum. Hakkı ve adaleti önceleyen, insan onurunu asla pazarlık konusu ettirmeyen, hakikati daima önde tutan bu çizginin yanında saf tutmayı, bu emaneti eğitim yoluyla büyütmeyi ve bu büyük yürüyüşe omuz vermeyi kararlılıkla sürdüreceğiz." diye konuştu. Tekin, tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı'nı tebrik etti.

Haberin18-03-2026 Açıklamalı Görseli

Haberin18-03-2026 Açıklamalı Görseli

Haberin18-03-2026 Açıklamalı Görseli

Haberin18-03-2026 Açıklamalı Görseli

Haberin18-03-2026 Açıklamalı Görseli

Haberin18-03-2026 Açıklamalı Görseli

Haberin18-03-2026 Açıklamalı Görseli

Haberin18-03-2026 Açıklamalı Görseli