Toplantıda konuşan Genel Başkanımız Talip Geylan, 15 Mayıs yetki sürecinin önemine dikkat çekerek değerlendirmelerde bulundu. Türkiye Kamu-Sen ile birlikte yeniden yetkili sendika olmayı hedeflediklerini vurgulayan Geylan, Türk Eğitim-Sen teşkilatının özverili çalışmaları için teşekkür etti.
Geylan konuşmasında, “Hiçbir karşılık beklemeden; gece gündüz demeden, büyük bir ihlas, azim ve kararlılıkla Türk Eğitim-Sen’e ve Türkiye Kamu-Sen’e güç veren sizlersiniz. Sendikamızın bugünlere gelmesinde en büyük pay, sahada fedakârca çalışan siz değerli yol arkadaşlarımızındır. Türk Eğitim-Sen’in yeniden yetkili sendika olması hedefi doğrultusunda inançla, kararlılıkla ve büyük bir adanmışlıkla yürüyen her bir yol arkadaşımla gurur duyuyorum. Rabbim hepsinden razı olsun.” ifadelerini kullandı.
Sendikal mücadelenin temelinde kamu çalışanlarının hak ve menfaatlerini koruma sorumluluğu bulunduğunu ifaden Geylan, bu süreçte birlik ve beraberliğin en büyük güç olduğunu söyledi.
Geylan, sözde yetkili sendikanın toplu sözleşme süreçlerinde sergilediği beceriksiz tutumların kamu çalışanlarının haklarını geriye götürdüğünü ifade ederek şunları söyledi: “Toplu sözleşme masasında kamu çalışanlarının temsil yetkisi verdiği sendikalar; cesur, güçlü, ilkeli, kararlı ve tavizsiz bir duruş sergilemediği sürece elde ettiğimiz kazanımları korumamız mümkün olmayacaktır. Aksi takdirde haklarımızı kaybetmeye, emeğimizin karşılığını alamamaya devam ederiz. Bu nedenle kamu çalışanları; yetkin, ehil, şeffaf, çalışanların hak ve menfaatlerini önceleyen, makam dağıtma anlayışı yerine liyakati esas alan bir sendikal anlayıştan yana tercihini kullanmalıdır. Bu anlayışın temsilcisi ise Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’dir.” dedi.
Kamu çalışanlarının gelir kaybı önlenmelidir.
Maaş artışlarının yetersizliğine dikkat çeken Genel Başkanımız Talip Geylan, TÜİK’in 2026 yılı Mart ayı enflasyon verilerini değerlendirerek; mart ayında mal ve hizmet fiyatlarının ortalama %1,94 artarken, yılın ilk üç ayında toplam enflasyonun %10,04 seviyesine ulaştığına, 2026 yılı için öngörülen %16’lık hedefin büyük bölümüne yaklaştığına dikkat çekti.
Geylan, memur ve emeklilere 6 aylık dönem için yapılan %11’lik maaş artışının, yılın ilk çeyreğinde gerçekleşen enflasyon karşısında eridiğini belirterek, “Uygulanan ekonomik politikalar, çalışanları korumakta yetersiz kalmaktadır. ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaş ve sonrasında yaşanan ekonomik gelişmeler, artan akaryakıt ve doğalgaz fiyatları, dar ve sabit gelirlilere önümüzdeki dönemde ciddi zorluklar yaratacaktır. Bu nedenle, kamu çalışanlarına ivedilikle ek zam yapılması şarttır. Artan enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında bu zam artık bir zorunluluk haline gelmiştir” dedi.
Genel Başkanımız Talip Geylan, kamu çalışanlarının hak kayıplarının önlenmesi ve refah düzeylerinin artırılması için acil önlemler alınması gerektiğini de vurguladı. Geylan, “Kamu çalışanlarının alım gücünün korunması için enflasyon farkları aylık olarak maaşlara yansıtılmalıdır. Ayrıca, toplu sözleşmenin her altı aylık döneminde, TÜİK tarafından açıklanan büyüme oranı kadar refah payı verilmesi zorunludur. Bunun yanı sıra, birinci derecede kadroda görev yapan tüm yüksekokul mezunlarına 3600 ek gösterge verilmelidir. Bu düzenlemeler, çalışanlarımızın ekonomik ve sosyal haklarının güçlendirilmesi için hayati önem taşımaktadır” dedi.
Emekli maaşları ve tazminatları artırılmalı, emeklilik teşvik edilmelidir.
Kamu görevlilerinin emeklilik sürecinde en önemli sorunlarından birinin, görevdeyken elde ettikleri gelir ile emekli olduklarında aldıkları maaş arasındaki ciddi fark olduğuna dikkat çeken Geylan, şunları söyledi:
“Çalışanlar yıllarca hizmet vermelerine rağmen emeklilik döneminde ekonomik olarak geriye düşmektedir. Bu nedenle, başta öğretmenler olmak üzere kamu görevlileri emekli olmaktan kaçınmaktadır. Bu mağduriyetin giderilmesi ve emeklilerimizin mevcut ekonomik statülerinin korunması için maaş, ek ödeme, ek ders, fazla çalışma ücretleri ve seyyanen verilen zamların tamamının emekli keseneği matrahına dâhil edilerek emekli maaşı hesaplamasına katılması yönünde yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Böyle bir düzenleme, emekliliği teşvik edecek ve özellikle genç öğretmenler başta olmak üzere kamuda istihdam alanı açacaktır.”
Geylan, uzman ve başöğretmen tazminatlarının da, emekli maaşlarına yansıtılması gerektiğini de belirtti. Genel Başkanımız ayrıca beş yılını dolduran öğretmenlere uzman öğretmen, beş yılını dolduran uzman öğretmenlere ise başöğretmen unvanı verilmesi gerektiğini ifade ederek, yüksek lisans ve doktora süreleri bu sürelerden düşülmesini istedi.
%15’lik sabit vergi dilimi istiyoruz.
Vergi sistemindeki dengesizliğe vurgu yapan Genel Başkanımız Talip Geylan, “Şu anda kamu çalışanları, yılın ikinci yarısından itibaren daha yüksek vergi dilimine giriyor ve emeklerinin karşılığını tam olarak alamıyor. Bu durum, maaşlarda ciddi kayıplara yol açıyor. Sorunun çözümü için gelir vergisi matrahının artırılması ve tüm kamu çalışanları için %15’lik sabit vergi diliminin uygulanması şarttır. Böylece, çalışanlarımıza emeğin karşılığı hak ettiği şekilde ödenecektir” dedi.
Kamu çalışanları üvey evlat mı? Bayram ikramiyesinden kamu çalışanları da yararlanmalıdır.
Yılda iki kez işçi, işçi ve memur emeklilerine ödenen bayram ikramiyesinden görev başındaki kamu çalışanlarının yararlanamadığını vurgulayan Genel Başkanımız Talip Geylan, bu durumu büyük bir haksızlık olarak nitelendirdi. Geylan, “Bu, kabul edilemez bir adaletsizliktir. Devletimizin bütçesi, 15 milyon vatandaşına bu ikramiyeyi ödemeye yeterken, kamu çalışanlarının kapsam dışında bırakılması adaletsizliğin açık bir göstergesidir. Madem adaletten söz ediyoruz, ‘Adalet başımızın tacıdır’ diyoruz; o halde bayram ikramiyesi kamu çalışanlarına da ödenmelidir. Kamu çalışanları ayrımcılığa maruz kalmamalı, görmezden gelinmemelidir. Bu, toplumsal adaletin gereğidir!” dedi.
Refah payı kamu çalışanının hakkıdır!
Genel Başkanımız Talip Geylan, kamu çalışanlarının hak kayıplarının önlenmesi ve refahlarının artırılması için acil önlemler alınması gerektiğini de vurguladı. Geylan;
- “Kamu çalışanlarının alım gücünün korunması için enflasyon farkları aylık olarak maaşlara yansıtılmalıdır.
- Ayrıca, toplu sözleşmenin her altı aylık döneminde, TÜİK tarafından açıklanan büyüme oranı kadar refah payı verilmesi zorunludur.
- Bunun yanı sıra, birinci dereceli kadroda görev yapan tüm yüksekokul mezunlarına 3600 ek gösterge verilmelidir.
- Anayasanın 55. maddesi, benzer ve eşit şartlarda çalışanların eşit ücret almasını öngörmesine rağmen, kamudaki çarpık ücret politikaları çok sayıda farklı ücret uygulamasına neden olmaktadır. Bu durum düzeltilmeli ve kurum içi ile kurumlar arası ücret dengesizlikleri giderilmelidir.
- Her eğitim-öğretim yılı başında ödenen “Eğitim-Öğretime Hazırlık Ödeneği”, asgari ücret tutarında olacak şekilde MEB ve yükseköğretim personelinin tamamına ödenmelidir.” diye konuştu.
Kul hakkı gaspına son verilsin, mülakat kamuda tüm alanlardan kaldırılsın!
Cumhurbaşkanı’nın “kamuda mülakat kaldırılacak” vaadi doğrultusunda, kamu personeli alımında ve görevde yükselmelerde tek kriterin yazılı sınav olması ve sözlü sınav uygulamasından vazgeçilmesi gerektiğini vurgulayan Geylan şunları söyledi: “Bu ülke, ne çektiyse kul hakkının yenmesinden çekti. Hatırlanacağı üzere, yönetici görevlendirmelerinde oluşturulan sözlü sınav komisyonlarında torpil listeleri elden ele dolaşmış, komisyon üyelerinden hazır listelerin onaylanması istenmiş, itiraz eden üyeler istifaya zorlanmış ve hak etmeyen insanlar makamlara getirilmişti. Bu nedenle yıllardır mülakatın ehliyeti öldürdüğünü, kul haklarını gasp ettiğini ve emek hırsızlığına yol açtığını söylüyoruz.
Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanı’nın verdiği sözün yerine getirilmesi, eğitimin geleceği açısından hayati öneme sahiptir. Biz, kamunun tüm alanlarından mülakatın kaldırılmasını; atamaların ve görevde yükselmelerin yalnızca yazılı sınav puanına göre yapılmasını talep ediyoruz. Ülkemizin en gözde okulları olan proje okullarına da keyfi olarak öğretmen ve yönetici ataması yapılmamalıdır. Nasıl ki bu okullara öğrenciler sınavla alınıyorsa, öğretmen atamaları ve yönetici görevlendirmeleri de yazılı sınavla gerçekleştirilmelidir. Proje okullarında yönetici atamaları mutlaka MEB Yönetici Atama Yönetmeliği’ne bağlı olmalıdır.”








