Genel Başkanımız Talip Geylan, 07.04.2026 tarihinde İzmir Şubelerinin düzenlediği istişare toplantısına katıldı. Genel Başkanımız Talip Geylan’a Genel Başkan Yardımcıları Mahmut Sunay Kabayel, Orhan Kütük, İrfan Kılınçer ve Prof. Dr. Fatih İşcan eşlik etti. Programda, İzmir Şube Başkanları ve yönetimleri, kadın komisyonları, üniversite ve ilçe temsilcileri ile çok sayıda davetlide hazır bulundu.

Tüm teşkilatıma güveniyorum.

Yaklaşan 15 Mayıs yetki sürecine kadar tüm teşkilatın el birliğiyle çalışması gerektiğini belirten Geylan, “Sendikacılık takım işidir. Neyi başaracaksak hep beraber başaracağız. Bu, sadece şube başkanının veya yönetim kurulu üyelerinin gayreti ile olacak bir şey değil. Teşkilatımızın tüm kademeleri el birliğiyle 14 Mayıs mesai bitimine kadar gayret ortaya koyacaktır. Ben tüm teşkilatıma güveniyorum” dedi.

Böyle etkisiz bir sendika maalesef 4 milyon kamu çalışanını temsil ediyor.

Türkiye Kamu-Sen’in yetkili sendika olması gerektiğini vurgulayan Geylan, “2010 yılından bu tarafa kamu çalışanları bir zulüm ve esaret altındadır. Bu esaretten kamu çalışanlarını kurtaracak tek sendika Türkiye Kamu-Sen’dir. Sözde yetkili sendikanın başkanının imzası 3,5 kaldı. Enflasyon farkını toplu sözleşme metnine koymaktan dahi acizler. Masa kurulmamış olsa dahi hükümet enflasyon farkını verecekti. İmza attıkları metinle enflasyon farkını yazmayı unuttular! Böyle etkisiz bir sendika maalesef 4 milyon kamu çalışanına imza yetkisine sahip” ifadelerini kullandı.

Enflasyon farkını ve refah payını kalıcı hale getirecek tek sendika Türkiye Kamu-Sen’dir.

Geylan, 14 Mayıs yetki süresine kadar tüm teşkilatın yoğun bir şekilde çalışması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye Kamu-Sen, yetkili olmalıdır. Türkiye Kamu-Sen’in açtığı yolda ilerlemek, kamu çalışanlarının haklarını korumak ve geliştirmek için el birliğiyle çalışacağız. Kamu çalışanlarının hakkını savunacak, enflasyon farkını ve refah payını kalıcı hale getirecek tek sendika Türkiye Kamu-Sen’dir” şeklinde konuştu.

Memur-Sen hiçbir şey yapmayıp sadece Türkiye Kamu-Sen’in açtığı yoldan izini takip ederek devam etseydi, bugün ortalama devlet memuru maaşı 61 bin TL yerine 107 bin TL olacaktı.

Türkiye Kamu-Sen’in yetkili olduğu 2002-2008 yıllarında kamu çalışanlarının maaş artış oranının yıllık ortalama %9,21 olduğunu ifade eden Geylan, Memur-Sen’in yetkili olduğu dönemde ise bu oranın %5,96 seviyesinde kaldığını söyledi. Yaklaşık olarak %3,5’lik bir kaybın söz konusu olduğunu belirten Geylan, “Oysa Memur-Sen hiçbir şey yapmayıp sadece Türkiye Kamu-Sen’in açtığı yoldan izini takip ederek devam etseydi, bugün ortalama devlet memuru maaşı 61 bin TL yerine 107 bin TL olacaktı. İşte tam da bu nedenle Türkiye Kamu-Sen sendikacılığın amiral gemisi ve kutup yıldızıdır. Kazanım elde edemedikleri gibi mevcut kazanımları da kaybettiler. Bundan dolayı 2027 yılında yapılacak toplu sözleşme masasına Türkiye Kamu-Sen yetkili sendika olarak oturmalıdır. Tüm hizmet kollarında Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalar yetkili olmalıdır.” dedi.

Enflasyon farkı kadar zam yapmak, ‘sıfır’ zam yapmak demektir.

Türkiye Kamu-Sen’in yıllardır “Memur Paketi” adı altında taleplerini kamuoyuna sunduğunu belirten Geylan, “Resmî verilere göre mart ayında mal ve hizmet fiyatları ortalama %1,94 oranında arttı. Üç aylık toplam enflasyon ise %10,04 seviyesine ulaştı. Oysa hükümetin yıl sonu hedefi %16 idi. Zaten ilk üç ayda enflasyon, hedeflenen oranın yarısını geçti. Yapılması gereken bellidir; enflasyon farkı maaşlara aylık olarak yansıtılmalıdır. Her zaman söylüyoruz; Enflasyon farkı kadar zam yapmak, ‘sıfır’ zam yapmak demektir. Hükümete diyoruz ki; ‘memuru enflasyona karşı ezdirmeyeceğim’ söyleminin içinin doldurulması gerçek anlamda isteniyorsa, enflasyon farkı maaşlara aylık olarak yansıtılsın ve refah payı uygulaması kalıcı hale getirilsin” dedi.

Vergi şampiyonu her zaman kamu çalışanlarıdır.

Hayırlı Olsun!! Doğum İzni Düzenlemesi Komisyondan Geçti
Hayırlı Olsun!! Doğum İzni Düzenlemesi Komisyondan Geçti
İçeriği Görüntüle

Geylan, kamu çalışanlarının ocak-şubat aylarında aldıkları maaşın temmuz-ağustos ayında vergi dilimi nedeniyle düşmesini eleştirerek, “Az kazanan az vergi, çok kazanan çok vergi öder. Bu nedenle tüm kamu çalışanları %15’lik vergi dilimine sabitlenmelidir. Şu anda vergi şampiyonu memurlardır; vergiden kaçma şansı yok. Kamu çalışanlarının vergileri cebe girmeden kesiliyor” dedi.

Ayrıca ilave tüm ek ödemelerin emeklilik kesintisine dahil edilmesi gerektiğini belirten Geylan, “Emekli maaşı ve ikramiyesi anlamlı hale gelmelidir. Şu anda birçok kamu çalışanı emeklilik hakkını kazandığı halde emekli olmuyor. Sadece Milli Eğitim Bakanlığı’nda 123 bin öğretmen emekliliği hak ettiği halde emekli olmuyor. Çünkü maaşlar yarı yarıya düşüyor, konut kredisi ödeyen ve üniversitede çocuğunu okutan meslektaşlarımız var. Emekliliğe teşvik, genç öğretmenlerimize devlet kapısında iş imkânı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Mülakat kökten kaldırılmalıdır.

Geylan, yardımcı hizmetler sınıfında çalışmasına rağmen memur işi yapan 110 bin çalışan olduğunu ve bu çalışanların sınavsız şekilde Genel İdari Hizmetler (GIH) sınıfına alınması gerektiğini vurguladı.

Kamuya mülakat uygulamasının kökten kaldırılması gerektiğini ifade eden Geylan, “Mülakat hem işe alımlarda hem de görevde yükselmelerde kaldırılmalıdır. 2016-2018 yıllarında MEB yönetici atamalarında birçok arkadaşımız mülakatlar nedeniyle görevden alındı. Cumhurbaşkanımızın, ‘Kamuya işe alımları, görevin getirdiği zorunluluklar dışında mülakatı kaldırıyoruz’ sözü havada kalmamalıdır. Mülakat kökten kaldırılmalıdır” dedi.

Geylan, devletin 14 milyon işçisine bayram ikramiyesi verdiğini hatırlatarak, “Tek almayan kesim görevi başındaki kamu çalışanlarıdır. Kurban Bayramı’ndan başlayarak iki dini bayramda da kamu çalışanlarına bayram ikramiyesi verilmelidir” çağrısında bulundu.

Ayrıca Geylan tüm meslektaşlarını, ek ders ücretlerinin artırılması için düzenlenen imza kampanyasına destek olmaya davet etti.

Akademik emeğin korunması şart!

Rektör seçimlerinin demokratik, tüm çalışanların iradesinin sandığa yansıdığı bir biçimde yapılması gerektiğini vurgulayan Geylan, üniversitelerdeki lobiler ve grupların atama süreçlerini yürütmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. Akademik kadro tahsisi ve unvanlarda keyfiyete son verilmesini isteyen Geylan, akademik yeterliliği sağlayan tüm akademisyenlere kadro ve kontenjan sınırı olmaksızın kadro tahsis edilmesi gerektiğini ifade etti.

Akademisyenlerin ekonomik durumunun vahim olduğunu belirten Geylan, “Bazı akademisyenlerimiz işçi statüsündeki personelden bile düşük maaş alıyor. Bu durum akademik onura yakışmıyor. Genç akademisyenler gelecek kaygısı taşıyor ve akademik emeğin korunması şart. Maaş düzenlemesi daha fazla ertelenemez, akademik zam kaçınılmazdır. Bu düzenleme sadece ekonomik sıkıntıları gidermekle kalmayacak, Türk bilim hayatına katkı sağlayacaktır” dedi.

Başarılı öğrencilerin akademisyenliğe özendirilmesi gerektiğini de vurgulayan Geylan, düşük maaşlar ve ekonomik koşullar nedeniyle akademisyenlik mesleğinin tercih edilmediğini ve bunun Türk akademisinin geleceği için ciddi bir tehlike oluşturduğunu ifade etti.

13/b-4 maddesi kapsamında yapılan geçici görevlendirmelerde personelin onayı alınmalıdır.

Üniversite idari personelinin eş durumu ve mazeret tayin haklarının bulunmamasını Anayasa ihlali olarak nitelendiren Geylan, aile birliğinin korunması amacıyla merkezi yer değiştirme sistemi getirilmesini ve çakılı kadro sorununa son verilmesini talep etti. 13/b-4 maddesi kapsamında yapılan geçici görevlendirmelerde personelin onayının alınması gerektiğini, bu maddenin baskı ve yıldırma aracı olarak kullanılmaması gerektiğini belirtti. Ayrıca görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının merkezi, yazılı ve düzenli olarak rutin biçimde (2 yılda bir) yapılması gerektiğini vurguladı.