ÜİK tarafından açıklanan verilere göre Ocak ayında enflasyon % 4,84 seviyesinde artmıştır.
Bağımsız araştırma kuruluşlarının açıkladığı veriler ise enflasyonun çok daha yüksek boyutlarda olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu tablo, sabit gelirli memur ve emeklilerin alım gücünün her ay biraz daha eridiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Hatırlanacağı üzere yılın ilk altı ayı için verilen artış sadece %11 olurken, verilen zammın çok önemli bir kısmı daha ilk aylardan erimiştir. Bugün açıklanan Ocak ayı verileri de göstermektedir ki maaş artışları, enflasyon karşısında korunamamaktadır.
VERGİ DİLİMİ ADALETSİZLİĞİ SON BULMALIDIR
Memurlar yılın ilk aylarından itibaren %15 vergi dilimiyle maaş almaya başlamakta, yılın ilerleyen aylarında ise %20 ve %27’lik dilimlere girmektedir.
Bu durum, verilen zamların büyük bölümünün daha yıl bitmeden geri alınması anlamına gelmektedir.
Yeni bir düzenleme yapılarak;
vergi dilimi %10’dan başlamalı ve kamu görevlileri için %10’da sabitlenmelidir.
KİRA ARTIŞLARI MEMUR VE EMEKLİYİ EZMEKTEDİR
Bir yandan yüksek enflasyon, diğer yandan fahiş kira artışları sabit gelirlileri çıkmaza sürüklemektedir.
Maaş artışları düşük tutulurken, kira artış oranlarının %30’ların üzerinde seyretmesi, memur ve emeklilerin barınma hakkını dahi tehdit eder hâle gelmiştir.
İstatistik oyunları, hayat pahalılığını gizleyememekte; memur ve emeklinin cebindeki yangını söndürememektedir.
ENFLASYON FARKI AYLIK OLARAK YANSITILMALIDIR
Altı ayda bir yapılan artışlar ve sonradan verilen enflasyon farkı, sabit gelirlilerin yaşadığı kayıpları telafi etmemektedir.
Altı ay boyunca oluşan kayıp, geriye dönük olarak karşılanmadığı için memur ve emeklilerin cebinden çıkmaktadır.
Bu nedenle;
Öncelikle yıllardır oluşan kayıplar telafi edilmeli,
Ardından enflasyon farkı aylık olarak maaşlara yansıtılmalıdır.
MEMUR VE EMEKLİLERE EK ZAM VE REFAH PAYI ŞARTTIR
Yıllardır yapılan artışlar enflasyonun gerisinde kalmış, enflasyon farkı adı altında verilen düzenlemeler ise gerçekte sıfır zam anlamına gelmiştir.
Bilinmelidir ki enflasyon kadar artış refah değildir.
Enflasyonun altında kalan artış ise açık bir kayıptır.
Alım gücünün gerçekten artırılabilmesi için;
enflasyonun üzerinde refah payı verilmesi zorunludur.
Yaklaşan toplu sözleşme süreçlerinde de aynı hataların tekrarlanmaması, kamu çalışanlarının yoksulluğa mahkûm edilmemesi gerekmektedir.
Mehmet Alper ÖĞRETİCİ
BASK ve Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı




