Türk Eğitim-Sen Genel Başkan Yardımcıları Mahmut Sunay Kabayel ve Prof. Dr. Fatih İşcan, 2 Nisan 2026 tarihinde Tekirdağ’da kapsamlı bir ziyaret programı gerçekleştirdi.
Günün ilk durağında heyet, Tekirdağ Şube Başkanı Fatih Ünlü ve yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Tekirdağ Anadolu Lisesi’ni ziyaret ederek, okul müdürü Aydın Çıbukçu, öğretmenler ile eğitim çalışanları ile sohbet etti.
Program kapsamında Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Aziz Yeniyolu ile bir araya gelen heyet, eğitim ve sendikal gündemini ele aldı.
Ziyaretler Tekirdağ Valisi Recep Soytürk ve Namık Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mümin Şahin ile devam etti.
Türk Eğitim-Sen Genel Başkan Yardımcıları, ziyaretleri boyunca eğitim çalışanlarının sorunlarını dinleyerek, sendikal çalışmalar ve eğitim gündemine dair istişarelerde bulundu.
Kabeyel: Türk Eğitim-Sen, etik ve onurlu sendikal anlayışıyla memur camiasında güvenilir bir rehber konumundadır.
Tekirdağ ziyareti kapsamında bir konuşma yapan Genel Başkan Yardımcımız Mahmut Sunay Kabayel, 15 Mayıs yetki sürecine dikkat çekti. Türk Eğitim-Sen’in herhangi bir çıkar hesabı gütmeden, her koşulda ve her durumda çalışanların yanında yer alan, dürüst ve gerçek bir sendika olmayı sürdürdüğünü söyleyen Kabayel, “Sendikamız; bir yandan eğitim çalışanlarının haklarını güçlendirmeye devam ederken, diğer yandan üyelerimizin saygınlığını ve itibarını korumak için mücadele eden bir duruşun temsilcisidir. Elde edilen başarı ve gururun esas sahipleri, işyerlerindeki temsilcilerimiz, şube ve ilçe yöneticilerimiz başta olmak üzere, özveriyle Türk Eğitim-Sen’e destek veren tüm üyelerimizdir. Her bir emek arkadaşımıza teşkilatımız adına teşekkürlerimizi sunuyor, gayretlerini yürekten takdir ediyoruz. Rabbim yaptıkları fedakârlıklardan razı olsun. İnancımız tamdır ki, bu kararlı ve onurlu duruşumuz hem Türk Eğitim-Sen’in hem de Türkiye Kamu-Sen’in yetkili sendika olarak kamu çalışanlarının haklarını savunma kararlılığını gösterecektir.” şeklinde konuştu.
Kabayel: Devlette devamlılık esastır; verilen sözler tutulsun. Uzman öğretmenlik 5 yıla, başöğretmenlik 10 yıla düşürülsün
Genel Başkan Yardımcımız Kabayel, hizmet süresinin uzman öğretmenlikte 5 yıl, başöğretmenlikte ise 10 yıl olarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirterek, “Uzman öğretmenlik için hizmet süresi 5 yıl olarak belirlenmelidir. Başöğretmenlik için ise toplam hizmet süresi 10 yıl olmalıdır. Çünkü başöğretmenlik unvanı, öğretmenlik kariyerindeki ikinci basamaktır. Bu unvan için öngörülen toplam hizmet süresinin 10 yıl seviyesine çekilmesi daha uygun olacaktır” dedi. Geçmiş dönemde bu konuda yapılmış taahhütlere de atıfta bulunan Kabayel, “Devlette devamlılık esastır; verilen sözler tutulmalıdır” ifadelerini kullandı.
Okullarda Öğretmen ve Eğitim Çalışanlarının Güvenliği Tehdit Altında
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde görev yapan biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in, bir öğrencisi tarafından hunharca katledilmesini hatırlatan Genel Başkan Yardımcımız Mahmut Kabayel, “Okullarımızda görev yapan öğretmenler ve eğitim çalışanlarının güvenliği ciddi risklerle karşı karşıyadır. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet ve mobbing olayları giderek artmaktadır. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda öğretmenlerin şiddetten korunmasına dair yapılan düzenlemeler önemli bir adım olmakla birlikte, yaşanan vakalar bu önlemlerin eksiksiz uygulanmasının zorunlu olduğunu bir kez daha göstermektedir. Ne yazık ki;
•Mevcut disiplin yönetmelikleri yeterince caydırıcı değildir.
•Okullarda güvenlik önlemleri yetersiz kalmaktadır.
•Eğitimcilerin itibarını zedeleyen, asılsız ve dayanıksız şikâyet sistemleri adeta “saatli bomba” niteliğindedir.
•Liyakata dayanmayan yönetici atamaları ve şeffaf olmayan ödül-ceza mekanizmaları öğretmenlik mesleğinin saygınlığını zedelemektedir.
•Eğitimcilere yönelik hedef gösterici, aşağılayıcı yayın, açıklama ve tutumlar şiddetin toplumsal zemini olarak işlev görmektedir.
•Mevcut yasal düzenlemeler, şiddeti önlemeye yeterli değildir.
Bu sorunların acilen ele alınması ve gereken tedbirlerin uygulanması gerektiğini bir kez daha söylüyoruz.” dedi.
Bazı sendikaların eğitimde şiddet gibi son derece hassas bir konuda popülist yaklaşımlarla hareket ettiğini ifade eden Kabayel, bu tutumun sorunun çözümüne katkı sunmaktan uzak olduğunu belirtti. Kabayel, buna karşılık Türk Eğitim-Sen’in eğitimde şiddet meselesini uzun yıllardır kararlılıkla gündemde tuttuğunu vurgulayarak, eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesine dair kapsamlı bir kanun teklifi hazırladıklarını hatırlattı. Ayrıca Türk Eğitim-Sen olarak düzenledikleri eylemler, basın açıklamaları ile konunun kamuoyunda görünür olmasını sağladıklarını dile getiren Kabayel, eğitimde şiddetin önlenmesi için kalıcı ve caydırıcı adımlar atılması gerektiğinin altını çizdi.
Kabayel: Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in sendikal kazanımların esas sahibidir.
Bir sendikanın Türk Eğitim-Sen’e yönelik paylaşımına sert tepki gösteren Genel Başkan Yardımcımız Kabayel, söz konusu sendikanın geçmişteki mülakat süreçlerinde ciddi usulsüzlüklere imza attığını belirtti. Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in sendikal kazanımların esas sahibi olduğunu vurgulayan Kabayel,
• “Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçişi 2005 yılından itibaren yapılan hukuki mücadele, mitingler ve eylemler sayesinde Türk Eğitim-Sen tarafından sağlandı.
•Nöbet görev ücretleri, Türk Eğitim-Sen’in verdiği mücadeleyle elde edildi.
•3600 ek göstergeyi ilk kez Türkiye Kamu-Sen gündeme getirdi.
•Türkiye Kamu-Sen’in yetkili oldukları dönemde reel maaşlar daha yüksek oranda yükseldi.
•40+40 denge tazminatı ve Toplu Sözleşme Primi, Türkiye Kamu-Sen’in öncülüğünde alındı.
•Refah payı 2002’den itibaren Türkiye Kamu-Sen tarafından sürekli olarak gündeme taşındı.” dedi.
Prof. Dr. Fatih İşcan: 50-d’li personelin kadro sorunu çözülmelidir
Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Fatih İşcan da yaptığı konuşmada, 50-d statüsündeki çalışanların kadro sorunlarının acilen çözümlenmesi gereken başlıca meselelerden biri olduğunu vurguladı. İşcan, “Birçok yükseköğretim kurumu, nitelikli ve yetkin personeli kazanmak yerine onları mağdur ediyor. Bu konunun takipçisi olarak her platformda dile getirmeye devam edeceğiz.” dedi.
İşcan: Araştırma bütçeleri yetersiz
Araştırma bütçelerindeki kısıntıların, üniversitelerimizin uluslararası sıralamalarda gerilemesine doğrudan ve dolaylı katkısı olduğunu belirten İşcan, bu sorunun da ivedilikle çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
İşcan: 13-b görevlendirmelerinde hakkaniyet şart!
Akademik ve idari personelin rızası alınmadan yapılan 13-b görevlendirmelerinin de gözden geçirilmesi gerektiğini kaydeden İşcan, bu tür uygulamaların kurum verimliliğini artırmayı hedeflemesi, sendikal baskılar veya başka gerekçelerle ceza aracı haline gelmemesi gerektiğini dile getirdi.
Üniversite çalışanlarının sorunlarına değinen Genel Başkan Yardımcımız İşcan, “Araştırma kaynaklarının sınırlı olması, akademik hazırlık sürecinde dil eğitim desteğinin sağlanmaması, öğrenci alımlarının plansız yürütülmesi, akademik ve idari personelin ekonomik ve sosyal haklarının yetersizliği, ofis ve laboratuvar olanaklarının kısıtlılığı ile teşvik sistemindeki keyfi uygulamalar gibi meseleler, Türk Eğitim-Sen’in yakından takip ettiği konular arasındadır. Çözüme kavuşana kadar bu konuların peşini bırakmayacağız.” dedi.
İşcan, bu sorunların üniversitelerin eğitim kalitesini ve araştırma performansını doğrudan etkilediğine dikkat çekerek, çözüm için hem yetkili kurumlarla hem de kamuoyuyla sürekli iletişim halinde olacaklarını ifade etti.



























