Bakan Tekin, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Cengiz Andiç Kültür Merkezi'nde düzenlenen programda yaptığı konuşmada, Türk Polis Teşkilatının 181. kuruluş yıl dönümünü kutladı.
İsrail'in evrensel hukuk ve insanlıkla bağdaşmayan uygulamalar yaptığını belirten Tekin; barışın, insan haklarının, demokrasinin egemen olduğu bir dünyayı hep beraber inşa etmek istediklerini söyledi.
Türkiye'de 2002'ye kadar da birçok siyasi ve ekonomik olumsuzluğun yaşandığını anlatan Tekin, 2000'li yılların başına kadar Türkiye'de temel hak ve hürriyetlerle alakalı çok ciddi problemlerin olduğunu dile getirdi.
Tekin, 2001'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bütün bu sorunları çözebilecek; demokratikleşmeyi, insan haklarını, başta can güvenliği olmak üzere anayasal devleti, hukuk düzenini yeniden tesis edecek bir yola çıktığını belirtti.
"OECD ortalamalarının üzerindeyiz"
Türkiye'de 2002'de yaklaşık 330 bin dersliğin bulunduğunu, bunun yarısının ekonomik ömrünü tamamladığını anlatan Tekin, "Peki, bugün kaç dersliğimiz var? Yaklaşık 750 bin dersliğimiz var. Yani 2002'den kalma 150 bin dersliğin üstüne yaklaşık 600 bin derslik daha inşa edilmiş. Bunun sayesinde de derslik başına düşen öğrenci sayısı 45-50 değil, kademeler arasında 20'li rakamlardayız. Bu gösterge itibarıyla da OECD ortalamalarının üzerindeyiz." diye konuştu.
Şu an 660 sınıfta birçoğu fiber altyapı olmak üzere internet bağlantısı bulunan, bu internet hizmetiyle dünyanın en büyük eğitim içerik sağlayıcısı olan EBA'ya çocukların bağlanabildiği akıllı tahtaların yer aldığını dile getiren Tekin, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin şu anda bulunduğu nokta, bu açıdan UNDP'nin raporunda var. 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti, neredeyse bütün dersliklerinde etkileşimli denilen akıllı tahta olan dünyadaki neredeyse tek ülke.' tanımlaması yapıyor. 2001 yılında bu hayalleri kurarak yola çıktık. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli diye tanımladığımız model açısından da çocuklarımızın artık okulları sadece bilgi edindikleri, çocuklarımıza sadece bilginin yüklendiği yerler olmaktan çıkaracağız. Okullarımızı ve eğitim sistemimizi beceri odaklı bir hale getireceğiz. Çocuklarımız, eğitim öğretim aldıkları okuldan çıktıktan sonra okulda edindikleri bilgilerle toplumsal yaşamda, aile hayatında o bilgileri beceriye dönüştürebilecekleri bir müfredat oluşturacağız, dedik ve bu yolda da müfredatımızı revize etmeye başladık. Önce müfredatımızın içinden antidemokratik, ötekileştirici, ayrıştırıcı, herhangi bir grubun etnik ya da dini sebeple aşağılandığı, aşağılandığına inandığı, öyle düşündüğü bütün bu antidemokratik ifadeler müfredatımızdan çıkarıldı."
"Burası Türkiye Cumhuriyeti ve biz bir hukuk devletiyiz"
Bakan Tekin, çocukların dünya standartlarında eğitim almaları için fiziki anlamda güzel ortamlar hazırladıklarını ifade etti.
"Binlerce yıllık devlet ve toplum geleneğine sahip bir milletiz." diyen Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu coğrafyada bizi bir arada tutan, hepimizin etrafında uzlaştığı, varlığından onur duyduğu bir devletimiz var. Bu devleti aynı güçlü parametrelerle devlet ve milletin birbirine kenetlendiği; milli ve manevi değerlerimizin, ortak değerlerimizin çocuklarımıza, eğitim kurumlarımıza kazandırıldığı bir müfredat oluşturmak durumundayız. Çocuklarımız, bu bahsi geçen küresel paradigmalarının etkisinde kalarak kendi parametrelerimizden uzaklaşmasın, kendi milli değerlerimizden uzaklaşmasınlar diye böyle bir yola çıktık ve bu yolda da geçtiğimiz yıl yani 2024-2025 eğitim öğretim yılında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla programlarımızı söylediğim bu parametreler ışığında revize ettik."
Bir sendikanın "Okullarda Atatürk konulu yarışmaların yasaklandığı"na yönelik açıklamasına değinen Tekin, şunları ifade etti:
"Sivil toplum örgütleriyle herhangi bir iş birliği yaparken bizim ilkelerimiz var. Hukuk devletinin prensiplerini yazıyoruz. Diyoruz ki biz beraber iş yapalım ama benim prensiplerim var. Bak, prensiplerim burada. Anayasamız, Millî Eğitim Temel Kanunu'muz, bizim mevzuatımız. Buna uygun iş yapacaksanız gelin beraber yapalım. Şimdi bir sendika çıkıyor diyor ki 'Ben okulda yarışma yapacağım.' Bu yarışma için yedi şey önermişiz onlara. Şunlara uyman lazım. Bu yarışmayı ne zaman yapacaksın? Ödülü ne? Bütçesi ne? Öğrenciden para alacak mısın? Bunları açık açık yazalım. 'Yazmıyorum. Sen de bana karışamazsın, yasaklayamazsın da... Ben okulda bu yarışmayı yapacağım.' Burası Muz Cumhuriyeti falan değil. Burası Türkiye Cumhuriyeti ve biz bir hukuk devletiyiz. Hukuki prosedüre uyarak iş yapan bütün sivil toplum örgütleri baş tacıdır. Hepsiyle çalışırız ama kusura bakmayın da hukuk devleti ilkesiyle, hukukla bağdaşmayacak bir biçimde böyle bir şey yapma hakkı da vermeyiz."
"Yapay zekayı çok yoğun olarak kullanıyoruz"
Modernitenin toplumsal yaşantıya getirdiği yeniliklerin, getirebileceği şeylerin hem devlet hayatında hem toplum yaşamında çok önemli tartışma başlıklarından biri olduğunu söyleyen Tekin, "Şimdi de yapay zekâ ile ilgili olarak söyleyeceğimiz her şey, yapacağımız her açıklama farklı yerlere evrilebilir ama şunu rahatlıkla söylememiz lazım: Millî Eğitim Bakanlığı olarak hem programlarımızda hem de eğitim öğretim teknolojideki yeni gelişmelerin teknolojik anlamda eğitim öğretim süreçlerine adapte edilmesi ile ilgili olarak çok dikkatli ve özel bir çalışmanın içerisindeyiz." dedi.
Yapay Zeka Politika Belgesi'ni Türkiye'de ilk yayınlayan Bakanlığın Millî Eğitim Bakanlığı olduğunu belirten Tekin, şöyle devam etti:
"Millî Eğitim Bakanlığında merkez teşkilatından taşraya kadar bakanlık yönetim sistemini yapay zeka ile desteklenmiş bir hâle getirmekten tutun, hizmet içi eğitimlerimizde teknolojik gelişmeleri kullanmaya kadar, çocuklarımızın kademeler arası geçişte sınavlara hazırlanmasında yapay zekâ destekli robotların kendisine destek olduğu uygulamalara kadar yapay zekayı çok yoğun olarak kullanıyoruz. Hem temel eğitimden ortaöğretime geçişte hem de ortaöğretime ve yükseköğretime geçişte yani bireyselleştirilmiş öğrenme portalimiz var. Orada bizim 'Kanka' diye bir yapay zekâ robotumuz var. Onunla çocuklarımız şu anda başka hiçbir şeye ihtiyaç duymaksızın rahatlıkla hem yüksek öğretime hem de orta öğretime hazırlanabilecekler. Millî Eğitim Bakanlığı olarak yapay zekâ konusunda hem programımızı bu anlamda revize etmek hem de yapay zeka konusunda teknoloji üreten bir kuşak yetiştirmek konusunda meslek ve teknik eğitimde bu anlamda altyapı oluşturacak çok yoğun bir etkinliğin içindeyiz."





