Okullarda Güvenlik Tedbirleri En Üst Düzeye Çıkarılmalıdır!

Toplantıda; Çorum Şube Başkanı Abdullah Güdek ve şube yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra Milliyetçi Hareket Partisi Çorum İl Başkanı Mehmet İhsan Çıplak, Merkez İlçe Başkanı Mustafa Serdar Avcu, Türk Eğitim-Sen Yozgat Şube Başkanı Mustafa Yılmaz, Çorum şube ilçe temsilcileri, ilçe yönetim kurulu üyeleri, şube denetleme ve disiplin kurulu üyeleri ve üyelerimiz de yer aldı.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen yetkili olmalıdır!

Genel Başkan Yardımcımız Mahmut Kabayel, toplantıda yaptığı konuşmada, teşkilat çalışmalarının yanı sıra eğitim çalışanlarının talep ve beklentileri üzerine verimli istişarelerde bulunduklarını belirterek, “Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi ve teşkilatımızın gücünü daim eylesin. Var olsun teşkilat! Var olsun Türk Eğitim-Sen!” dedi.

9. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinin 2027 yılının Ağustos ayında başlayacağını hatırlatan Genel Başkan Yardımcımız Mahmut Sunay Kabayel, toplu sözleşme masasının, yalnızca işverenin teklifinin kabul edildiği bir müzakere alanı olmaktan çıkarılması gerektiğini dile getirerek, “Bizim ihtiyacımız, işverenin suflelerini yerine getiren değil; kamu çalışanlarının kayıplarının önlenmesini ve geçmiş kayıplarının telafi edilmesini de amaçlayan bir sendikal anlayıştır.” dedi.

Kabayel, mevcut toplu sözleşme sisteminin temsil, karar alma süreçleri açısından yeniden yapılandırılması gerektiğine dikkat çekerek, “11 hizmet kolunun tamamını ilgilendiren kararların tek bir irade üzerinden şekillenmesini doğru bulmuyoruz. Bu nedenle toplu sözleşme düzeni ve 4688 Sayılı Kanun revize edilmelidir. Kanunun, kamu çalışanlarının temsilini güçlendirecek bir anlayışla yeniden ele alınması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

2027 yılında Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in mutlaka yetkili sendika olması gerektiğini belirten Kabayel, “Toplu sözleşme masasında kamu çalışanlarını hakkıyla, adam gibi temsil etmek için yetkili olmak istiyoruz! Çalışanların alın terinin, emeğinin karşılığını alması için yetkili olmalıyız!” dedi.

Okullarımız güvenli alanlar haline getirilmelidir.

Okullarımızda son dönemde artış gösteren şiddet olaylarına dikkat çeken Genel Başkan Yardımcımız Mahmut Sunay Kabayel, okulların ivedilikle güvenli alanlar haline getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kabayel, yeni eğitim-öğretim yılının başlamasından bu yana okullarda çeşitli şiddet olaylarıyla karşı karşıya kalındığını belirterek, yaşanan olayların eğitim kurumlarındaki güvenlik sorununu bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade etti. Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırının ardından okullarda güvenliğin artırılmasına yönelik bazı tedbirlerin alındığını ancak mevcut uygulamaların yeterli olmadığını vurgulayan Kabayel, şunları kaydetti: “Öğrencilerimizin ve eğitim çalışanlarımızın can güvenliğinin sağlanması ertelenemez bir zorunluluktur. Okullarımızın güvenliğinin sağlanması için güvenlik personeli sayısı artırılmalı, gerekli güvenlik tedbirleri vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir. Her okulun risk durumu dikkate alınarak giriş-çıkış kontrol sistemleri, turnike ve güvenlik kameraları gibi tedbirler güçlendirilmelidir. Gerekli görülen okullarda metal dedektör ve benzeri güvenlik uygulamaları da değerlendirilmelidir.

Türk Eğitim-Sen olarak okullarda şiddet, akran zorbalığı ve suça karışan çocuklarla ilgili gerçekleştirdiğimiz anket çalışmasının sonuçları da sorunun boyutlarını açıkça ortaya koymaktadır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 23,9’u görev yaptığı okulda suça karışan çocuk bulunduğunu belirtmiştir. Katılımcıların yüzde 65,2’si okulunda akran zorbalığına tanık olduğunu, yüzde 24,2’si ise kısmen tanık olduğunu ifade etmiştir. Yüzde 63,5’i siber zorbalığın öğrenciler arasında önemli bir sorun olduğunu belirtirken, şiddet içerikli dijital oyunların öğrencilerin saldırgan davranışlarını artırdığını düşünenlerin oranı yüzde 80,1’dir.

Araştırmanın bulguları, öğrencilerin şiddete ve suça yönelmesinde birbiriyle bağlantılı pek çok unsurun rol oynadığına ilişkin yaygın bir görüş bulunduğunu göstermektedir. Katılımcıların değerlendirmelerinde dijital medya ve oyunlar, ebeveyn ilgisi ve denetimi, akran baskısı ve çeteleşme öne çıkmaktadır. Bunun yanı sıra okula aidiyet, sosyal dışlanma, rehberlik hizmetlerinin niteliği ve sayısı ile okul-aile ilişkileri de sorunun önemli parçalarıdır.

Bu nedenle öğrencilerin davranışlarını içinde bulunduğu aile, okul, akran grubu ve dijital çevreyle birlikte ele almak gerekmektedir.

Rehberlik hizmetleri de araştırmada öne çıkan önemli bir alandır. Rehberlik servislerinin personel ve çalışma koşullarının güçlendirilmesine duyulan ihtiyaç açıkça ortadadır. Öğrencilere düzenli psikolojik destek sunulması ve psikolojik danışman sayısının artırılması yönünde güçlü bir ihtiyaç bulunmaktadır. Bu noktada okullarımızda her 100 öğrenciye en az bir rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalıdır.

Eğitim yuvalarımızın güvenli olmadığı bir ortamda nitelikli eğitimden söz etmek mümkün değildir. Öğrencilerimizin ve eğitim çalışanlarımızın can güvenliği sağlamak devletimizin en öncelikli sorumluluğudur.”

Tüm öğretmenler sadece kadrolu olarak atanmalıdır.

Mustafalar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar
Mustafalar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar
İçeriği Görüntüle

Toplantıda yaptığı konuşmada tek istihdam şeklinin kadrolu öğretmenlik olması gerektiğini belirten Kabayel, sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilmesi çağrısında bulundu. 2025-2026 eğitim-öğretim yılında 62 ilde toplam 71.757 ücretli öğretmen görevlendirildiğini, 55 ilde ise 80.449 norm kadro açığı bulunduğunu ifade eden Kabayel, ücretli öğretmenliğin neredeyse asli istihdam biçimi haline getirildiğine dikkat çekti. Ücretli öğretmenlerin herhangi bir iş güvencesi olmadan çalıştırıldığını ve iki yıllık meslek yüksekokulu mezunlarının dahi ücretli öğretmen olarak görevlendirilebildiğini belirten Kabayel, eğitimde niteliğin artırılması için ücretli öğretmenlik uygulamasının kaldırılması gerektiğini vurguladı. Kabayel, “Eğitimde niteliği artırmak istiyorsak ücretli öğretmenlik uygulamasını kaldırmalı, tüm öğretmenlerimizi yalnızca kadrolu olarak atamalıyız.” dedi.

MEB personeli için tüm boş kadrolar yer değiştirmeye açılmalıdır.

Kabayel ayrıca, tüm eğitim çalışanlarının öğrenim durumları itibarıyla yükselebilecekleri en üst dereceye kadar yükselmelerinin önündeki kadro tıkanıklıkların giderilmesini istedi. Kadro ihtiyacı duyulan okul ve kurumlara yeteri kadar kadro verilmesi ve personel ihtiyacının giderilmesi gerektiğini de kaydeden Kabayel, taşeronlaşmanın önüne geçilmesini talep etti. Kabayel, MEB personeli görevde yükselme ve atama ve yer değiştirme yönetmeliği çerçevesinde yapılan il içi ve iller arası yer değiştirmelerde 31 Aralık tarihinin baz alınması gerektiğini, tüm boş kadroların yer değiştirmeye açılmasını ve yapılacak atamalarda derece sınırlamasının kaldırılması gerektiğini kaydetti.

Galeri