Dün, diploması bir işe yaramadığı için yılların emeği hiçe sayılarak asgari ücrete mahkûm edilen üniversite mezunu bir gencin kasiyer olarak göreve başladığını dile getirmiştim.
Maalesef bu acı tablonun münferit bir örneği yok. Bu durum her meslek grubunu kendi girdabına çekmeye devam ediyor. Tam 5 yıl boyunca gece gündüz demeden zorlu bir diş hekimliği eğitimi alan bir genç, bugün hayatını sürdürebilmek için bir kafede garsonluk yapmak üzere iş başvurusunda bulunduğunu açıklıyor.
Kasiyerlik ya da garsonluk yapmak ayıp değildir. Burada önemli olan gençlerimizin yıllarca eğitimini aldığı alanlarda iş bulamamasıdır. Bu tablo ülkenin eğitim politikalarının duvara çarptığının en net göstergesidir. Bugün Türkiye’de sayıları hızla artan üniversiteler, ne yazık ki günlük yaşamdan, ekonominin gerçeklerinden ve toplumsal ihtiyaçlardan tamamen kopuk birer tabela kurumuna dönüşmüştür. Plansız bir şekilde açılan fakülteler, her yıl binlerce genci geleceksizliğe, işsizliğe ya da kendi branşları dışında hayatta kalma mücadelesine itmektedir. Üniversite eğitimi ile istihdam ilişkisi acilen yeniden kurulmak zorundadır. Üniversiteler bilim üreten, toplumsal sorunlara çözüm arayan ve ülkenin insan kaynağını gerçekçi projeksiyonlarla yönlendiren odak noktaları olmak mecburiyetindedir. Ülkenin kalkınması, gençlerin hayalleriyle mesleki kariyerleri arasındaki bu uçurumun kapatılmasına bağlıdır. Emeğin, eğitimin ve liyakatin bu kadar değersizleştirildiği, gençlerin diplomalarının bir anlam ifade etmediği bu düzen böyle gitmesin!
5 yıl boyunca eğitim gördükten sonra diş hekimi olarak mezun olan genç hekim, hayatını sürdürebilmek için bir kafede garsonluk yapmak üzere iş başvurusunda bulunduğunu açıkladı.
5 yıl boyunca eğitim gördükten sonra diş hekimi olarak mezun olan genç hekim, hayatını sürdürebilmek için bir kafede garsonluk yapmak üzere iş başvurusunda bulunduğunu açıkladı. https://t.co/FtabxOxhgT
— Haber Analiz (@HaberAnalizCom) October 5, 2026







