Milli Eğitim Bakanı'nın kamusal alanda sürekli öğretmenlerin kıyafetini ve önlüğü diline konuşması, ne yazık ki velileri öğretmenlerimize karşı denetçi/hesap sorucu bir konuma getirdi. Elimize ulaşan veli mesajlarında açıkça görüldüğü üzere; bu söylemler öğretmenlerimizin saygınlığını zedeliyor, velileri CİMER tehditleriyle meslektaşlarımızı hedef almaya cesaretlendiriyor. Öğretmenlerimiz zaten mesleğin saygınlığına ve temizliğine yakışır şekilde giyiniyor. Sosyal medyadaki birkaç olumsuz örnek üzerinden koca bir camiayı töhmet altında bırakma alışkanlığı artık son bulmalıdır. Kıyafet tartışmalarını bırakarak; aynı öğretmenler odasındaki ücretli - sözleşmeli - PIKTES'li - kadrolu - uzman - başöğretmen ayrımını ne zaman çözüleceğini konuşalım. Okulun başladığı ilk gün öğretmenine kavuşamayan öğrencileri, öğrencilerine kavuşamayan öğretmenleri konuşalım. Her il ve ilçenin asgari ücretin dahi altında ücretle çalıştırılacak ücretli öğretmen ilanlarını, eğitim fakültesi mezunu dahi olmayanların öğretmen olarak sınıflara girdiğini konuşalım. Önlük haricinde konuşacak çok şey var... #Öğretmenler #MEB
Kamu çalışanlarının, emeklilerinin ve eğitim camiasının yaşadığı en temel sıkıntı; bu meselelerin doğrudan muhataplarıyla konuşulmadan, ortak akıl aranmadan ve çalıştaylar yapılmadan çözülmeye çalışılmasıdır. Ne yazık ki TBMM’ye gelen düzenlemeler kimin hazırladığı bile belli olmadan komisyona geliyor, çoğunlukla virgülü dahi değişmeden geçiyor ve genel kurulda kabul ediliyor. Oysa sorunları paydaşlarla konuşmaktan kaçarak, her müdahaleyle işleyişi daha da çıkmaza sokan geçici yamalarla bir yere varılamaz! Bugün Çalışma Bakanı iki konfederasyon dışında kimseyle görüşmüyor; onlarla yapılan görüşmeler de temenniden öteye geçmiyor. Diğer taraftan gerek konfederasyonlar gerekse sendikalar, siyasi yakınlıklar yüzünden çalışanların ortak hak arama mücadelesi için bir araya gelmekten kaçınıyor. İşte tam da bu yüzden, "siyasetin gölgesinde sendikacılık olmaz" diyerek 2002’de BASK, 2005’te ise Anadolu Eğitim Sendikası kurulmuştur. Geldiğimiz noktada hem ülkeyi yönetenlere, hem sendika yöneticilerine hem de üyelik tercihiyle iradesini ortaya koyan kamu çalışanlarına ayrı ayrı sorumluluk düşmektedir. Artık herkes üzerine düşeni yapmalı; kamu çalışanlarının ve emeklilerin kronikleşmiş sorunları ortak akılla masaya yatırılmalı ve çözüm için artık somut adımlar atılmalıdır. Biz, her türlü desteği vermeye ve bu haklı mücadeleyi yürütmeye sonuna kadar hazırız.






