İzmir Bölge İdare Mahkemesi, Proje Okulunda Görev Yapan Öğretmenin Görev Süresi Uzatma Talebinin Herhangi Bir Somut Kriter ve Başarısızlık Verisi Gösterilmeden Reddedilmesini Hukuka Aykırı Bularak Yürütmenin Durdurulmasına Karar Verdi.

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı proje okullarında görev süresi uzatma işlemlerinde idarenin sergilediği keyfî ve denetime kapalı tasarruflar bir kez daha yargıdan döndü. Manisa’da proje okulu niteliğindeki bir Anadolu Lisesi’nde görev yapan üyemiz öğretmen, dört yıllık görev süresinin dolması üzerine aynı kurumda süresinin uzatılması talebiyle MEB’e başvuruda bulundu. Ancak, Bakanlık, hiçbir somut gerekçe ya da değerlendirme ölçütü sunmaksızın bu başvuruyu 26/06/2026 tarihinde reddetti.

19 Eylül 2026 Tarihli ve 33375 Sayılı Resmî Gazete
19 Eylül 2026 Tarihli ve 33375 Sayılı Resmî Gazete
İçeriği Görüntüle

Hukuka aykırı bu işlemin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan davada, Manisa 1. İdare Mahkemesi yürütmenin durdurulması talebini reddetti. Sendikamız avukatı aracılığıyla ilk derece mahkemesinin bu ret kararına karşı, İzmir Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itiraz yoluna gidildi. İtirazı görüşen İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi; Manisa 1. İdare Mahkemesi’nin yürütmenin durdurulması isteminin reddine dair kararını kaldırarak, MEB’in ret işleminin yürütmesinin durdurulmasına 10/09/2026 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak hükmetti.

Bölge İdare Mahkemesi gerekçesinde hayati tespitlerde bulundu. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun (İDDK) daha önce MEB Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumları Yönetmeliği’ndeki ilgili uzatma hükmünün yürütmesini objektif başarı kriterleri öngörmediği gerekçesiyle durdurduğu hatırlatıldı. Mahkeme; görev süresi uzatma işlemlerinin ilk atamadan farklı olduğuna, öğretmenin geride kalan dört yıldaki mesleki performansı ve başarısının somut kriterlerle değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. İdarenin, öğretmen hakkında hiçbir somut başarısızlık veya hizmetin devamında yarar görülmediğine dair veri ortaya koyamadığı, yalnızca soyut bir "takdir yetkisi"ne sığınarak işlem tesis etmesinin liyakat ve mesleki güvence ilkeleriyle bağdaşmadığı ifade edildi. Ayrıca, işlemin uygulanması halinde norm kadro sorunları ve mesleki düzenin bozulması gibi telafisi güç zararlar doğacağı açıkça vurgulandı.

Bu karar, proje okullarının Bakanlığın sınırsız ve keyfî takdir yetkisine terk edilemeyeceğini, öğretmenlerin kazanımlarının ve mesleki güvencelerinin somut bir değerlendirme olmaksızın yok sayılamayacağını tartışmasız biçimde ortaya koymuştur. Haksızlığa uğrayan her bir eğitim çalışanının hakkını hem masada hem de yargı önünde kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.

İlgili Bölge İdare Mahkemesi kararı

Haber Ekleri