http://yek.gov.tr “TÜYEK Yeni Yazmalar Koleksiyonu” TÜYEK’in satın aldığı yazma eserlerden oluşuyor. Dijitalleştirme ve kataloglama çalışmaları devam eden koleksiyondaki 6.388 eser erişime açılacak.
Dünyanın en büyük yazma eser portalı olan, TÜYEK’in resmi hesabı https://yek.gov.tr’de erişime açılacak 6.388 yazmanın %57’si Arapça, %38’i Türkçe ve %4,5’i Farsçadır.
Bu dillerin yanı sıra İbranice, Süryanice, Yunanca, Peştuca, Kürtçe, Urduca ve Latince dillerinde de eserler bulunmaktadır.
Koleksiyonun erişime açılan eserlerin ağırlıklı kısmı (%59’u) İslâmî ilimlerle ilgili. Bu dağılımı “Dil ve dilbilim” (%13), “Edebiyat ve retorik” (%8) ve “Felsefî ilimler” (%8) izlemektedir. Koleksiyonda fürû-i fıkıh (Hanefî fıkhı, ferâiz, fetâvâ), akâid, kelâm, amelî ve nazarî tasavvuf, tefsir, hadis (kırk hadis ve derleme mecmuaları), Kur’ân ilimleri ve tecvide ait eserler bulunmaktadır.
Ayrıca Arap dili grameri (nahiv, sarf, belâgat) üzerine yazılmış şerh ve hâşiyeler ile mantık ve felsefî ilimlere dair risaleler, koleksiyonun önemli bir kısmını oluşturmaktadır.
Edebiyat ve sosyal tarih çalışmaları açısından divanlar, mecmûa-i eş‘âr, münşeât derlemeleri ve dinî-ahlâkî metinler kayda değer bir hacme sahiptir.
Koleksiyonda botanik, matematik, astronomi ve tıbb-ı nebevî alanlarında telif ve tercüme eserler de yer almaktadır.
Koleksiyondaki 6.388 eserden 2.130’unda (%33) istinsah tarihi yer almaktadır.
Tarihi zikredilen en eski nüsha, h. 702/1302-3 tarihli Cüveynî’nin el-Varakât’ına Firkâh’ın yazdığı şerh üzerine yazılmış Hâşiye alâ Şerhi’l-Varakât adlı eserdir; bunu h. h. 718/1318-19, h.762/1360-61, h.786/1384-83 ve h.789/1387-88 tarihli nüshalar takip etmektedir.
Aralarında Kâdî Beyzâvî’nin meşhur tefsiri Envâru’t-Tenzîl ve Hacı Paşa’nın tıbba dair şerhinin de bulunduğu bu erken dönem nüshalar, koleksiyonun yalnızca Osmanlı klasik dönemine değil, Anadolu Selçuklu ve Beylikler dönemine kadar uzanan geniş bir zaman dilimine ve coğrafyaya yayıldığını göstermektedir.
Ancak hicrî takvime göre tarihli nüshaların büyük çoğunluğunun 12. ve 13. yüzyıllara (miladî 18. ve 19. yüzyıllara) ait olduğu, bunu 11. ve 10. (miladî 15. ve 16. yüzyıllar) yüzyılların izlediği görülmektedir.
6.388 eserden yalnızca 296’sında (%4,6) yazmaların istinsah yerlerine dair bilgi bulunmaktadır. Sınırlı sayıdaki bu kayıtlarda 175 farklı yer adının olması, koleksiyonun bir merkeze bağlı olmadığını, farklı coğrafyaların ait olduğunu göstermektedir. En fazla zikredilen istinsah yeri İstanbul’dur.
Onu Kayseri, Bursa, Edirne ve Adana gibi Anadolu’nun farklı bölgelerindeki merkezler izlemektedir. Kayıtların bir kısmında yalnızca şehir adı değil, istinsahın gerçekleştiği medrese de belirtilmiştir.
Ahmediye, Fatih, Rüstem Paşa, Hadım Hasan Paşa ve İskender Paşa Medresesi vb. medreselerin istinsah yeri olarak zikredilmesi, koleksiyonun Osmanlı medrese geleneğinin müşahhas izlerini taşıdığını ortaya koymaktadır.
Bununla birlikte Şam, Mekke, Kahire, Trablusşam ve Mısır gibi Osmanlı’nın Arap vilayetlerine ait istinsah merkezlerinin yanı sıra, İmparatorluğun Kırım ve Midilli gibi imparatorluğun uç bölgelerinden örneklere dahi rastlanmaktadır.
Metin tenkidi açısından en değerli nüsha olarak kabul edilen 10’dan fazla müellif hattı bulunmaktadır. Diyarbakırlı Mehmed Sa‘îd Paşa’nın henüz basılmamış Mir’âtü’l-İber adlı eserinin onuncu cildi ile Dîvân-ı Rif‘at bunlar arasındadır. 30’dan fazla nüshada “diploma” niteliğindeki belgeler olan icazetnâmeler yer almaktadır.
Kitâb-ı Mühr isimli eser, çeşitli isimlerin mühür metnine nasıl dönüştürülebileceğini görsellerle açıklayan özgün bir eserdir. Öte yandan koleksiyondaki 33 cönk, Âşık Ömer, Kuddûsî, Karacaoğlan, Pir Sultan ve Yunus Emre gibi halk şairlerinin şiirlerini barındırarak koleksiyonun yalnızca medrese ilimleriyle sınırlı kalmayıp halk kültürünü de kapsadığını göstermektedir.
TÜYEK Yeni Yazmalar koleksiyonunun kataloglaması tamamlanan bu ilk 6.388 eser, gerek dil ve konu çeşitliliği gerekse içerdiği müellif hattı nüshalar, icazetnâmeler, tezhipli/minyatürlü eserler ve zengin mecmualarla Osmanlı ilim ve edebiyat tarihi araştırmaları için son derece kıymetli bir kaynak niteliği taşımaktadır. Sistemli ve titiz bir kataloglama sürecinin ürünü olan bu bölümün tamamlanması, TÜYEK’in yazma eser mirasını bilim dünyasına ve kamuoyuna kazandırma misyonunda devamlılığını göstermesi bakımından dikkate şayandır.
·
Görüntülem






