Ali YALÇIN

ADİL GEÇİŞİN MERKEZİNDE İNSAN VE EMEK OLMALI

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın ev sahipliğinde, COP31 süreci kapsamında Mardin’de gerçekleştirilen “Adil Geçiş Belgesi” lansmanında, dönüşümün yalnızca çevre ve teknoloji başlıklarıyla sınırlı tutulamayacağını; insanı, emeği ve çalışma hayatını merkeze alan bir anlayışla ele alınması gerektiğini bir kez daha vurguladım. Daha temiz bir çevre, sürdürülebilir bir ekonomi ve gelecek nesiller için yaşanabilir bir dünya hepimizin ortak hedefi. Ancak bir dönüşümün yeşil olması, kendiliğinden adil olduğu anlamına gelmez. Asıl sorular burada başlıyor: Bu dönüşümün maliyetini kim üstlenecek? Kazanımlarından kim yararlanacak? Milyonlarca insanın geleceğini ilgilendiren kararlar alınırken çalışanların ve sendikaların söz hakkı olacak mı? Yeşil ve dijital dönüşüm yetmez; sosyal dönüşüm de gerekir. Teknoloji ilerlerken insan geride kalmamalı. Yapay zekâ üretkenliği artırırken çalışan da bundan pay almalı; dijitalleşme çalışma koşullarını iyileştirmeli, emeğin değerini azaltmamalı. Bir çalışana “Mesleğin dönüşüm nedeniyle ortadan kalkabilir” demek kolay. Asıl mesele bundan sonrasıdır: Yeni becerileri nasıl kazanacak? Nasıl eğitim alacak? Yeni işine nasıl geçecek? Geçiş sürecinde kendisinin ve ailesinin geçimini kim güvence altına alacak? Biz korku üreten değil, güvence sağlayan iklim politikalarından yanayız. Fosil yakıtlara bağımlılıktan kurtulurken yeni bağımlılıklar da üretmemeliyiz. Bir ülkenin yeşil dönüşümü, başka bir ülkenin çevresel tahribatı veya ekonomik bağımlılığı üzerine kurulmamalı. Teknolojiye ve finansmana erişimdeki küresel eşitsizlikler giderilmeden herkesten aynı performansı beklemek adil değildir. Dönüşüm, insan için ve insanla birlikte gerçekleştiği ölçüde adildir. #AdilGeçiş #COP31

Mardin’de düzenlenen “COP31’e Giderken Emek Dünyasının Ortak Gündemi” Programı’na Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın yanı sıra; Lübnan Çalışma Bakanı Muhammed Haydar, Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, sendika yöneticileri ve emek kesiminden birçok davetli katıldı.

Programda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, yeşil ve dijital dönüşümün yalnızca çevre ve ekonomi başlıkları üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirterek, sürecin çalışanlar, sendikalar ve toplumsal refah üzerindeki etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Adil geçişin temelinde emeğin korunması ve çalışanların dönüşüm sürecinde söz sahibi olması gerektiğine dikkat çeken Yalçın, dönüşümün maliyetinin çalışanlara yüklenmemesi gerektiğini vurguladı.

Yalçın: “Bir dönüşümün yeşil olması, onun kendiliğinden adil olduğu anlamına gelmez”

Yeşil dönüşüm, dijitalleşme, yapay zekâ ve yeni teknolojilerin önemli fırsatlar sunduğunu ancak bu gelişmelerin çalışanlar açısından doğuracağı sonuçların da sorgulanması gerektiğini ifade etti. Genel Başkan Yalçın, dönüşümün herkes için adil olup olmayacağının, maliyetinin kim tarafından üstlenileceğinin ve kazanımlarından kimlerin yararlanacağının tartışılması gerektiğini belirterek, “Biz dönüşüme karşı değiliz, ama bu süreci sorgulamak, analiz etmek, dikkatli davranmak zorundayız. Sormamız gereken, tartışmamız gereken birçok soru var: Bu dönüşüm herkes için adil olacak mı? Maliyetini kim üstlenecek, kazanımlarından kimler yararlanacak? Milyonlarca insanın geleceğini ilgilendiren kararlar alınırken çalışanların da söz hakkı olacak mı? Çünkü bir dönüşümün yeşil olması, onun kendiliğinden adil olduğu anlamına gelmez” diye konuştu.

Konuşmasında; yeşil ve dijital dönüşümün yanında sosyal dönüşümün de gerekli olduğunun altını çizen Ali Yalçın, teknolojik gelişmelerin çalışanların iş güvencesini, ücretlerini ve çalışma koşullarını olumsuz etkilememesi gerektiğini kaydetti. Bir iş yerinin yeni teknolojiye geçerek daha az enerji tüketmesinin ve daha az karbon salmasının olumlu olduğunu ancak bu süreçte çalışanların işsiz bırakılması durumunda dönüşümün adalet boyutunun eksik kalacağını ifade eden Yalçın, “Yeni teknolojiye geçiyor. Daha az enerji tüketiyor, daha az karbon salıyor. Çok güzel. Fakat bu süreçte çalışanlarını işsiz bırakıyorsa, burada bir sorun var demektir. Ya da yapay zekâ sayesinde üretim artıyor, şirketin kazancı yükseliyor. Peki, çalışanlar bundan ne kadar yararlanıyor? Ücretleri artıyor mu, çalışma koşulları iyileşiyor mu?” diyerek bu konuda bir farkındalık oluşması gerektiğinin altını çizdi.

Dönüşümün çalışanlar aleyhine sonuçlar doğurmaması gerektiğini vurgulayan Ali Yalçın, emeğin ve insanın teknolojik gelişmelerin gerisinde bırakılmaması gerektiğini belirterek, “Teknoloji ilerlerken insan geride kalmamalı. Ekonomi büyürken eşitsizlikler büyümemeli. Bizler, dönüşümün maliyetinin çalışanlara yüklenmesine karşıyız” ifadelerini kullandı.

“Yeşil dönüşüm yeni bağımlılıklar oluşturmamalı”

Sözlerinin devamında adil geçişin yalnızca ülkelerin kendi içindeki ekonomik ve sosyal dengelerle sınırlı olmadığını, küresel eşitsizliklerin de dikkate alınması gerektiğini dile getiren Yalçın, yeşil dönüşüm sürecinde ham madde kaynaklarına sahip ülkeler ile teknoloji ve finansmana erişebilen ülkeler arasındaki kazanç farklılıklarına dikkat çekti. Dönüşümün yeni bağımlılık ilişkilerine yol açmaması gerektiğini vurgulayan Yalçın, şunları söyledi: “Bir ülke ham maddeyi çıkarıyor, çevresel maliyetleri üstleniyor. Başka bir ülke teknolojiyi geliştiriyor ve kazançtan daha büyük pay alıyor. O zaman sormamız gerekiyor: Fosil yakıtlara bağımlılıktan kurtulurken yeni bağımlılıklar mı oluşturuyoruz? Bir ülkenin yeşil dönüşümü başka bir ülkenin çevresel tahribatı üzerine kurulmamalı.”

Ali Yalçın, adil geçişin teknoloji transferini, adil finansmanı ve kalkınma hakkını da kapsaması gerektiğini belirterek, “Biz bir bağımlılık düzeninin yerini başka bir bağımlılık düzeninin almasını istemiyoruz. Dönüşüm için gerekli imkânlara erişimdeki eşitsizlikleri gidermeden herkesten aynı performansı bekleyemeyiz. İklim krizi küresel bir mesele ise çözümü de küresel dayanışmaya dayanmalı” dedi.

“İklim politikaları korku değil, güvence üretmeli”

İklim krizinin giderek güvenlik kavramı üzerinden ele alınmasının, yoksulluk, savaşlar ve ekonomik eşitsizlikler gibi sorunların göz ardı edilmesine yol açmaması gerektiğini ifade eden Ali Yalçın, iklim değişikliğinin insan yaşamı, geçim kaynakları ve çalışma hayatı üzerindeki etkilerinin bir bütün olarak değerlendirilmesini istedi. İklim politikalarının toplumda korku ve belirsizlik oluşturmak yerine çözüm ve güvence sunması gerektiğini belirten Yalçın, çalışanların dönüşüm sürecinde yalnız bırakılmaması çağrısında bulundu.

Yeşil dönüşüm nedeniyle mesleklerin değişebileceği veya ortadan kalkabileceği yönündeki değerlendirmelerin, çalışanların geleceğine ilişkin somut güvencelerle desteklenmesi gerektiğine dikkat çeken Ali Yalçın, “İklim politikaları korku üretmemeli, güven vermelidir. Çalışanları belirsizliğe sürüklememeli, geleceklerini güvence altına almalıdır. Bizim yaklaşımımız nettir: Korkuyu değil, bilimi; tehdidi değil, güvenceyi; belirsizliği değil, çözümü esas alan bir dönüşüm istiyoruz” şeklinde konuştu.

Yalçın: Sendikalar karar alma süreçlerinde söz sahibi olmalı

Konuşmasında sendikaların dönüşüm sürecinde yalnızca ortaya çıkan sonuçları değerlendiren değil, sürecin yönünü belirleyen paydaşlar olması gerektiğini belirten Genel Başkan Yalçın, araştırma yapılmasının, bilgi üretilmesinin ve çalışanların ihtiyaçlarının somut biçimde ortaya konulmasının önemine işaret etti. Hangi mesleklerin değişeceğinin, hangi becerilere ihtiyaç duyulacağının ve hangi çalışanların risk altında kalacağının önceden belirlenmesi gerektiğini söyleyen Ali Yalçın, kamu hizmetlerinin adil geçişin temel dayanaklarından biri olduğunu kaydetti.

Sosyal diyaloğun yalnızca alınmış kararların sendikalara aktarılması anlamına gelmediğini, çalışanların ve sendikaların kararların hazırlanması, uygulanması ve denetlenmesinde söz sahibi olması gerektiğini vurgulayan Yalçın, “Bütün bunlar için gerçek bir sosyal diyaloğa ihtiyacımız var. Sosyal diyalog, alınmış kararların sendikalara anlatılması değildir. Çalışanların ve sendikaların kararların hazırlanmasında, uygulanmasında ve denetlenmesinde paydaş olması, söz sahibi olmasıdır” diye konuştu.

“Önce etkiyi ölçmeliyiz. Sonra güvenceyi oluşturmalıyız”

Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasını çalışanların geleceği açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirdiklerini belirten Genel Başkan Yalçın, Memur-Sen’in adil geçiş sürecine ilişkin beklentilerini de paylaştı. Dönüşümün finansmanının adil biçimde paylaşılması, düşük gelirli kesimlerin korunması ve yeşil dönüşüm ile dijitalleşmenin çalışma hayatına etkilerinin toplu pazarlığın gündemine alınması gerektiğini belirten Yalçın, “Önce etkiyi ölçmeliyiz. Sonra güvenceyi oluşturmalıyız. Ardından uygulamayı birlikte denetlemeliyiz. Doğayı korurken emeği korumalıyız. Teknolojiyi geliştirirken insanı geride bırakmamalıyız. Daha yeşil bir dünya kurarken daha eşitsiz bir dünya oluşturmamalıyız” diyerek konuşmasını tamamladı.

Bakan Işıkhan: Çalışanları yalnız bırakmadan ilerlemek durumundayız

DEMİREL'DEN Sendikal Baraj Sevdalılarına Sert Tepki : HODRİ MEYDAN!
DEMİREL'DEN Sendikal Baraj Sevdalılarına Sert Tepki : HODRİ MEYDAN!
İçeriği Görüntüle

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan da programda yaptığı konuşmada, toplantının Türkiye’nin Kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 Taraflar Konferansı öncesinde çalışma hayatının geleceği açısından önemli bir yol haritası olacağına inandığını söyledi.

Ulusal Adil Geçiş Stratejisi ile yeşil ve dijital dönüşümün istihdam üzerindeki etkilerini önceden görmeyi, çalışanların yeni beceriler kazanmasını desteklemeyi ve istihdam kayıplarına karşı koruyucu mekanizmaları güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten Bakan Işıkhan, adil geçişin emeğin korunması, insan onurunun gözetilmesi ve sosyal adaletin güçlendirilmesi anlamına geldiğini ifade etti.

İŞKUR aracılığıyla yeşil işlere ve yeni mesleklere yönelik mesleki eğitimler düzenlediklerini, Mesleki Yeterlilik Kurumu aracılığıyla da dönüşümün ortaya çıkardığı yeni mesleklere ilişkin standartlar geliştirdiklerini kaydeden Bakan Işıkhan, işçi ve işveren kuruluşlarının görüşlerini esas alan sosyal diyalog anlayışını sürdürme kararlılığında olduklarını belirterek, “Dönüşümün maliyetini çalışanlarımızın omuzlarına yüklemeden, değişen meslekler karşısında onları yalnız bırakmadan, yeni beceriler ve yeni istihdam olanaklarıyla destekleyerek ilerlemek durumundayız” dedi ve sözlerini tamamladı.