ÇANAKKALE, ŞEHİTLERİMİZİN KANIYLA YAZILAN DİRENİŞ DESTANIDIR.
Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan’ın, Çanakkale Zaferi dolayısıyla yaptığı basın açıklamasıdır.
Çanakkale Zaferi;
Milletimizin istikbale yürüyüşünde açılan en önemli kapılardan biridir.
Çanakkale Zaferi, Gelibolu Yarımadası’nda çetin ve kanlı muharebeler yaşanırken; Arıburnu, Conkbayırı, Anafartalar, Kilitbahir ve Seddülbahir’de verilen canhıraş mücadelelerle Türk’ün vatanını korumak için imkânsız denileni başardığı, cesaret ve kahramanlığın tarihe kazındığı büyük bir zaferdir.
Güçlü önsezisi, etkili savaş stratejisi, askeri dehası ve yüksek liderlik kabiliyetiyle öne çıkan, “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum.” sözüyle askerleri cesaretlendiren, Anafartalar’da gösterdiği askeri başarıyla dünyanın dikkatini çeken Mustafa Kemal’i milli mücadelenin lideri yapan büyük bir dönüm noktasıdır.
Milli direniş ruhunun simgesi, milli uyanışın başlangıcı olan; dünyanın en büyük ve teknolojik ordularına karşı erdemle direnen Türk’ün fedakârlıkla yazdığı eşsiz bir destandır.
Mazlum milletlerin umut ışığı; karanlık dehlizlerde boğulmak istenen bir milletin imanla, dirayetle ve metanetle yeniden doğuşunun adıdır.
İstiklal ülküsü, ebedi varlığı ve bayrağın şerefi uğruna yola çıkan cefakârların yüreğinde taşıdığı kutsi davanın tezahürüdür.
18 Mart 1915’te, “Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir.” anlayışıyla ayağa kalkan Türk milleti, emperyalist güçlere karşı verdiği mücadeleyle yalnızca düşmanı boğazın soğuk sularına gömmekle kalmamış; “Çanakkale geçilmez!” sözünü tarihe altın harflerle yazdırmıştır.
Malazgirt’te temelleri atılan, Miryokefalon’da pekişen, Sırpsındığı, Niğbolu ve Kosova’da güçlenen, İstanbul’un fethinde zirveye ulaşan, Mohaç’ta ve Preveze’de parlayan yüce ideal, Çanakkale’de de aynı ruhla yeniden hayat bulmuştur.
Çanakkale’de verilen mücadele ibretâmiz olmasının yanı sıra yalnızca bir cephe savaşı değil; milletimizin var olma kararlılığının ve bu uğurda sergilediği yılmaz ve sarsılmaz gayretin şanlı bir ifadesidir. Milli mücadelenin de habercisi olan bu kutlu zafer, geçmişten geleceğe uzanan köklü Türk geleneğinin, milli şuurun ve milli direncin en güçlü nişanelerinden biri olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Şanlı sancağımıza halel gelmemesi için direnen Türkler, yüksek bir mücadele ruhuyla Çanakkale’yi geçilmez kılmış; Çanakkale türküsünde de ifade edildiği gibi, ciğerleri kan kusa kusa çürüse de efdaliyet göstererek, vatan savunmasını bırakmamış, düşmanı geçirtmemiştir.
Kim unutabilir 57. Alay’ın aziz topraklarımızın müdafaası uğruna gösterdiği o büyük fedakârlığı?
İki yüz kilonun üzerindeki ağır top mermisini sırtlayan Seyit Onbaşı’yı kim unutabilir?
Dünyanın en güçlü ordularına karşı imkânsızlıklar içinde verilen o büyük direnişi kim unutabilir?
Türk yurdunun bekası için gözünü kırpmadan şehadete yürüyen Mehmetçiğin o eşsiz mücadelesi yüreklerden nasıl silinebilir?
Coğrafyamızda yaşanan acı tecrübeler, vatansızlığın ve devletsizliğin ne demek olduğunu derinden idrak etmemizi sağlamıştır. Bu nedenle hürriyetimize, sancağımıza, birlik ve beraberliğimize ve mukaddes değerlerimize sıkı sıkı bağlı kalmanın önemini her zaman biliyoruz. Emperyalizmin ahtapot kollarıyla sarıp sarmaladığı coğrafyamızda cereyan eden savaşlar, mülteci ve göç sorunları, vatanın ve devletin ne denli hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaş, bölgemizde artan gerilimler ve devletimizi çatışmaların içine çekme girişimleri, hem dış politikada hem iç güvenlikte temkinli ve dikkatli olmamızı zorunlu kılmaktadır. Bu kritik dönemde, uyanık ve kararlı olmak, tarihimizden aldığımız dersleri unutmamak, ülkemizin çıkarlarını, milletimizin birlik ve beraberliğini korumak için en temel sorumluluğumuzdur.
Öteden beri bazı aktörler bölücü örgütleri destekleyerek silah, teçhizat ve istihbarat sağlamış; bazıları ise iç dinamikleri manipüle etmeye çalışmıştır. Bugün de tablo farklı değildir; yöntemler değişse de amaç aynıdır.
Suriye, Irak, Afganistan ve bugün İran’da yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu zorlukları gözler önüne sermektedir. Ancak tarihsel hafızamız bizim kılavuzumuzdur. Türk milleti asırlardır esarete, sömürgeye ve tahakküme karşı dimdik durmuş, mukaddes değerlerini ve bağımsızlığını korumak için tüm gücünü seferber etmiştir. Bugün de aynı kararlılıkla geleceğe yön veriyor ve yüce Türk milletinin bir ferdi olmaktan gurur duyuyoruz.
Bu düşüncelerle, Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümünü kutluyor, 18 Mart Şehitleri Anma Günü’nde bu toprakları bize vatan kılan başta devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi minnet ve rahmetle anıyoruz. Onların mücadele ruhu ve yüksek idealizmi bugün bizlere ilham kaynağıdır. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ KUTLU OLSUN Tarihin akışını değiştiren Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde; vatanı uğruna gözünü kırpmadan can veren aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. “Burada son söz Türkün sözü olacak” diyerek destan yazan ecdadımızın emaneti olan bu kutsal vatanı sonsuza dek koruyacak, aynı inanç ve kararlılıkla yarınlara taşıyacağız.







