@egitim_bilimi_

Araştırma: Ekran süresi çocuklarda kalp ve metabolizma riskini artırıyor. Danimarka’da 1.000’den fazla çocuk ve gencin incelendiği çalışmada her ekstra ekran saati; yüksek tansiyon, kötü kolesterol ve insülin direnci riskini anlamlı biçimde yükseltti. En büyük tehlike: Kalitesiz uyku Ekran süresi arttıkça, özellikle az uyuyan gençlerde risk çok daha hızlı yükseliyor. Araştırmacılar, ekran kullanımının metabolizmada ölçülebilir bir “parmak izi” bile bıraktığını söylüyor. Sonuç: Uyku düzeni sağlanması ve ekran süresinin azaltılması, çocukların uzun vadeli kalp-metabolik sağlığını korumada kritik önem taşıyor. (American Heart Association, 2025, ScienceDaily).

Resim

Okullarımız Uluslararası Standartlara Uygun Olarak Belgelendiriliyor.
Okullarımız Uluslararası Standartlara Uygun Olarak Belgelendiriliyor.
İçeriği Görüntüle

@egitim_bilimi_

Yeni araştırmaya göre gençlerin uyku düzeni, beyin gelişimini ve bilişsel performansı şekillendiriyor. ABD’de yürütülen Adolescent Brain Cognitive Development (ABCD) Projesi kapsamında 3222 gencin uyku verileri, beyin görüntüleri ve bilişsel testleri incelendi. Giyilebilir cihazlardan alınan uyku verileri, beyin bağlantıları ve yapısıyla eşleştirildi. Analiz sonucunda üç biyotip ortaya çıktı. Bunlar: Geç yatan ve az uyuyan gençler → Daha zayıf beyin bağlantıları ve düşük bilişsel performans, Ortalama uyku düzeni → Orta seviye performans, Erken yatan ve uzun uyuyan gençler → Daha büyük beyin hacmi ve en yüksek bilişsel performans. Bu farkların 9 yaşından 14 yaşına kadar değişmeden devam etmesi ise araştırmadaki bir diğer önemli noktayı oluşturuyor. Araştırma, gençlerin uyku alışkanlıklarında yapılacak basit iyileştirmelerin (erken yatma, yeterli uyku, daha az gece uyanması) beyin gelişimini güçlendirebileceğini ve akademik başarıyı artırabileceğini gösteriyor. (Cell Reports, 2025, Uyku-Beyin Biyotipleri Çalışması).

Resim

@egitim_bilimi_

Yapılan yeni bir araştırmaya göre kaygı, beynin güvenli alanları ayırt etme biçimini değiştiriyor. Rochester Üniversitesi, Londra Üniversitesi Koleji (UCL) ve Columbia Üniversitesinden araştırmacıların 2025 yılında yürüttüğü çalışma, 70 yetişkinin sanal gerçeklik (VR) ortamında güvenli ve tehlikeli bölgeleri ayırt etme becerisini inceledi. Sonuçlara göre yüksek kaygılı bireyler, güvenli bölgelerde bile tehdit tepkisi verdi. Bu kişiler mekânsal hafıza testlerinde daha düşük performans gösterdi. Kaygı düzeyi düşük olan katılımcılar, tehdit oluşturan ve güvenli alanları daha doğru ayırt etti. Bulgular kaygının, çevreyi zihinde haritalama ve tehlikeyi doğru konumlandırma kapasitesini belirgin bir şekilde bozabileceğini ortaya koyuyor. (Marino ve ark., 2025, npj Science of Learning).

Resim

@egitim_bilimi_

Mühendislik eğitiminde yapay zekâ ne işe yarıyor? Son araştırmalar anlatıyor: 2019–2024 arasında yapılan çalışmalar, yapay zekâ ve makine öğrenmesinin üniversite öğrencilerinin başarısını belirgin şekilde artırdığını gösteriyor. Dikkat çekici sonuçlar: Akıllı öğretim sistemleri öğrencilerin daha hızlı ve verimli öğrenmesini sağlıyor. Yapay zekâ ile yapılan anlık davranış analizleri, öğrencilerin sınav notlarını ortalama %8,4 yükseltiyor. Bazı modeller, mühendislik öğrencilerinin iş bulma ihtimalini yüksek doğrulukla (%87,3) tahmin edebiliyor. Risk altındaki öğrenciler daha dönem başında erken tespit edilebiliyor. Sonuçlar, yapay zekânın öğrenmeyi kişiselleştirmede, erken uyarı sistemleri oluşturmada ve öğrenci başarısını öngörmede güçlü bir araç hâline geldiğini gösteriyor. Ancak çalışmaların çoğu tek kurumdan veri kullandığı için geniş ölçekli doğrulama hâlâ kritik. (Turkmenbayev ve ark., 2025, Frontiers in Education)

Resim

@egitim_bilimi_

Sıralamanın Gücü: 9 Yaşında Yapılan Akademik Sıralamanın Etkisi Yıllar Sonra Bile Sürüyor Yeni bir araştırma, okul içi sıralamanın sadece sınav puanlarını değil, uzun yıllar sonra eğitimsel ve ekonomik sonuçları bile etkilediğini gösteriyor. Araştırma, 1962 yılında Aberdeen (İskoçya)’da ilkokula devam eden yaklaşık 10 bin öğrencinin verileriyle yürütülmüş; katılımcıların yaklaşık %60’ına 2001 yılında yeniden ulaşılmasıyla, 40 yıla yayılan uzun dönem etkiler analiz edilmiştir. 2025’te yayımlanan bulgulara göre sınıf içinde akademik olarak üst sıralarda yer alan öğrenciler yalnızca kısa vadede değil, ilerleyen yıllarda girdikleri sınavlarda da daha yüksek puanlar almakta, daha güçlü bir akademik özgüven geliştirmekte ve daha ileri eğitim düzeylerine ulaşmaktadır. Ancak araştırma, bu uzun vadeli kazanımların cinsiyete göre anlamlı biçimde farklılaştığını da ortaya koymaktadır: •Kız öğrencilerde, yüksek sınıf sıralaması daha ileri eğitim seviyelerine ulaşma olasılığını belirgin biçimde artırmaktadır. •Erkek öğrencilerde ise yüksek sıralamanın eğitim düzeyinden ziyade, ilerleyen yaşlarda elde edilen gelir artışıyla anlamlı biçimde ilişkili olduğu görülmektedir. (Del Bono, Holford & Sartori, 2025, arXiv).

Resim

@egitim_bilimi_

Moleküler biyoloji gibi karmaşık konular, ortaokul düzeyinde nasıl daha etkili öğretilebilir? 2025 yılında Education Sciences dergisinde yayımlanan bir araştırma, Almanya’da ortaokul düzeyinde öğrenim gören 229 öğrencinin katılımıyla, moleküler biyoloji ve laboratuvar güvenliği öğretiminde sanal, gerçek ve karma öğrenme yaklaşımlarını karşılaştırmıştır. Çalışmada öğrenciler dört farklı öğretim yaklaşımıyla eğitilmiştir: sanal laboratuvar uygulamaları, yüz yüze gerçekleştirilen laboratuvar çalışmaları, sanal ve gerçek uygulamaların birlikte kullanıldığı karma öğrenme yaklaşımı ve çalışma kâğıdı temelli sınıf içi öğretim. Ön test–son test ve 6 hafta sonraki takip ölçümlerine dayanan bulgulara göre, laboratuvar güvenliği bilgisinde en yüksek kazanım karma öğrenme yaklaşımında görülürken moleküler biyoloji bilgisinin kalıcılığı gerçek laboratuvar uygulamalarında daha güçlü oldu. Yalnızca sanal ve gerçek laboratuvar gruplarında öğrenmenin kalıcı olduğu, sadece teorik bilgilerin verildiği öğrenme gruplarında ise bu etkinin sınırlı kaldığı belirlendi. Öğrenciler, gerçek laboratuvar ortamını öğrenme açısından en gerçekçi deneyim olarak değerlendirdi. Çalışma, öğrenmenin kalıcılığının yaparak yaşayarak öğrenme ile arttığını gözler önüne seriyor. (Haberbosch, M., Deiters, M., & Schaal, S., 2025, Education Sciences).

Resim

@egitim_bilimi_

Dersin ortasında birkaç dakikalık hareket, öğrenme hızını değiştirebilir! “Aktif molalar”, ders sırasında yapılan 5–10 dakikalık kısa fiziksel aktivitelerdir. Öğrenciler sınıfta kalkıp hareket eder, enerjisini tazeler. 12 haftalık “aktif mola” programı sonrası: Reaksiyon süresi: %20 daha hızlı Matematik doğruluğu: %12 artış Dikkat süresi: Belirgin iyileşme Sınıf içinde yapılan bu kısa hareket araları, öğrencilerin dikkatini, bilişsel hızını ve öğrenme performansını anlamlı biçimde artırıyor. Sebep? Kısa fiziksel hareket → artan oksijen → daha uyanık zihin! Kısacası: Birkaç dakikalık hareket bile öğrenmeye katkı sağlıyor. Öğrenciler hareket ettikçe, zihinleri de açılıyor! (Fiorilli ve ark., 2025 – PLOS ONE)

Resim