Anayasamızın “Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi” başlıklı 42. maddesi ile 573 Sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca, sağlık problemi nedeniyle örgün eğitim kurumlarından yararlanamayan zorunlu öğrenim çağındaki öğrencilerimize evde eğitim hizmeti verilmesi sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir. Ancak bu kamusal hizmet sunulurken, hizmeti ev ortamında bizzat ifa eden öğretmenlerimizin can güvenliği, hukuki emniyeti ve çalışma barışı ciddi risklerle karşı karşıya kalmaktadır.

Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatınca yürütülen evde sağlık ve bakım hizmetlerinde; asgari olarak sorumlu hekim, hemşire ve şoförden oluşan multidisipliner ve çoklu bir ekip yapısı sahaya sevk edilmektedir. Kamusal koruma ve denetim içeren bu saha organizasyonu, hem sağlık çalışanlarının iş güvenliğini sağlamakta hem de hizmetin kalitesini artırmaktadır.

Buna karşın, Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında yürütülen evde eğitim hizmetlerinde, öğretmenlerimiz tanımadıkları ve kamusal denetimi bulunmayan aile konutlarına tek başlarına gönderilmektedir. Kadın ve erkek öğretmenlerimizin, hiçbir kurumsal koruma veya refakatçi mekanizması olmaksızın yabancı ev ortamlarında tek başlarına ders ifa etmek zorunda bırakılması, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun işverene yüklediği “çalışanları her türlü riskten koruma” yükümlülüğü ile açıkça çelişmektedir.

Öğretmenlerimizin kapalı kapılar ardında, üçüncü kişilerin denetimine uzak ortamlarda tek başlarına görev yapmaları; onları asılsız iddialara, haksız şikâyetlere ve her türlü suiistimale açık hale getirmektedir. Görevin ifası sırasında yaşanabilecek adli veya idari bir ihtilafta, öğretmenin mesleki itibarını ve hukuki haklarını koruyacak hiçbir kurumsal şahit veya nesnel mekanizma bulunmamaktadır. Sağlık Bakanlığı personeli birbirine şahitlik edebilirken ve ekip ruhuyla korunurken, Millî Eğitim personeli tamamen yalnızlaştırılmıştır.

Ev ortamlarının fiziksel şartları (hijyen sorunları, evcil hayvan faktörü, hane halkının öngörülemeyen davranışları, psikososyal riskler vb.) öğretmenlerin kontrolü dışındadır. Tek bir personelin bu tip kontrolsüz ortamlara gönderilmesi, olası kriz anlarında (hasta yakını şiddeti, acil sağlık durumları) müdahale şansını sıfıra indirmekte, hem öğretmenin hem de özel eğitime muhtaç öğrencimizin güvenliğini tehlikeye atmaktadır.

Doğa Dostu Öğretmenler serisinde Naciye Arzu DEMİRTAŞ
Doğa Dostu Öğretmenler serisinde Naciye Arzu DEMİRTAŞ
İçeriği Görüntüle

Türk Eğitim-Sen olarak, evde eğitim gören evlatlarımızın eğitim hakkını sonuna kadar savunmakla birlikte, bu görevi fedakârca yürüten eğitim çalışanlarının hayatının ve mesleki güvencesinin riske atılmasını kabul etmemiz mümkün değildir.

Bu doğrultuda;

1.Evde eğitim hizmeti verilen konutlara en az iki eğitim personelinin (mümkünse rehber öğretmen/psikolojik danışman veya özel eğitim öğretmeni refakatinde branş öğretmeni) birlikte gitmesini sağlayacak mevzuat düzenlemesinin yapılması,

2.Eğitim faaliyetinin yürütüldüğü odanın temizliği, güvenliği ve derse hazır hale getirilmesi ve ihtiyaç duyulması halinde evde yardımcı olabilecek en az bir ebeveyn ya da aile bireyinin bulunması konusunda açık bir taahhütnamenin alınması,

3.Riskli bölgelerde veya uygun şartları taşımayan hanelerde eğitim hizmetinin ev yerine, RAM bünyesinde oluşturulacak güvenli mobil alanlarda veya en yakın kamu binasında ikame edilmesi yönünde esneklik getirilmesi,

Konularında ivedilikle adım atılması ve Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde iş sağlığı ve güvenliği odaklı revizyon yapılması için gerekli adımların atılması, konunun akıbeti hakkında sendikamıza bilgi verilmesi hususunda Milli Eğitim Bakanlığına yazılı talepte bulunduk.