“GÜÇLÜ AİLE GÜÇLÜ TOPLUM, GÜÇLÜ TOPLUM GÜÇLÜ TÜRKİYE” İÇİN TÜRKİYE YÜZYILI “AİLENİN YÜZYILI” OLMALI

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın tensipleriyle, 23 Mayıs 2025 tarihinde ilan edilen ve 2026-2035 yıllarını içeren “Aile ve Nüfus On Yılı” vizyonu kapsamında, her yıl mayıs ayının son haftasının “Milli Aile Haftası” olarak kutlanacak olması; milletimizin geleceği açısından son derece kıymetli, stratejik ve tarihî bir adımdır.

Bu kapsamda içerisinde bulunduğumuz Milli Aile Haftası, aile kurumunun güçlendirilmesi, toplumsal dayanışmanın tahkim edilmesi ve gelecek nesillerimizin daha sağlam bir zeminde yetişmesi adına güçlü bir toplumsal bilinç çağrısı niteliği taşımaktadır.

Aile; bireyleri aynı çatı altında buluşturan sosyal bir yapının ötesinde, milletimizin inancını, kültürünü, ahlakını ve medeniyet birikimini kuşaktan kuşağa taşıyan en güçlü köprüdür. Toplumsal hafızanın korunması, milli ve manevi değerlerin yaşatılması, aidiyet duygusunun güçlenmesi ve sağlıklı nesillerin yetişmesi, aile kurumu sayesinde mümkün olmaktadır. Bu yönüyle aile; bugünün huzurunu temin eden, yarının güçlü Türkiye’sini inşa edecek medeniyet anlayışını besleyen ve geleceğimize yön veren en temel yapı taşıdır.

Güçlü aile yapısı, güçlü toplumun; güçlü toplum ise güçlü devletin zeminini oluşturmaktadır. Aile bağlarının kuvvetli olduğu toplumlarda dayanışma kültürü gelişmekte, sosyal huzur güçlenmekte ve toplumsal birlik daha sağlam hale gelmektedir. Bu nedenle aileyi korumak; toplumsal istikrarı, kültürel sürekliliği ve milletimizin geleceğini korumak anlamı taşımaktadır.

Bugün dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de demografik yapı önemli ve kırılgan değişimlerden geçmektedir. Genç nüfus artış oranındaki düşüş, doğurganlık hızındaki azalma, evlilik yaşının yükselmesi ve aile kurma süreçlerinin duygusal, sosyal ve ekonomik sebeplerle ertelenmesi; üzerinde hassasiyetle durulması gereken hayati meselelerdir. Bu tablo, ekonomik sürdürülebilirlikten sosyal güvenlik sistemine, üretim gücünden kültürel devamlılığa kadar birçok alanı doğrudan etkilemektedir.

Belirtmek gerekir ki küresel dönüşüm süreçleri ve dijital dünyanın hayatımıza etkileri de aile yapısını ve toplumsal ilişkileri yeniden şekillendiren önemli değişkenlerdendir. Dijital dünyanın sunduğu imkânların aile içi iletişimi güçlendirecek, gençlerimizi sosyal ve kültürel açıdan destekleyecek şekilde doğru yönlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle aileyi korumaya yönelik politikalar geliştirilirken; dijital çağın etkilerini doğru analiz eden, aile içi iletişimi güçlendiren ve gençleri sosyal, kültürel ve manevi açıdan destekleyen bir yaklaşım çok büyük önem taşımaktadır.

Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ortaya konulan “Aile ve Nüfus On Yılı” vizyonu ve genç nüfusun korunmasına yönelik güçlü irade son derece kıymetlidir. Uzun yıllardır farklı platformlarda dile getirilen bu meseleye bugün devletimizin en üst düzeyde ve güçlü bir kararlılıkla sahip çıkması, geleceğimiz adına umut verici bir gelişmedir. Bu mesele; milletimizin geleceği, üretim gücü ve medeniyet yürüyüşüyle doğrudan bağlantılı bir konudur.

Tam da bu sebeple önemli bir merhaledeyiz. Türkiye’nin demografik geleceğini koruma, aile kurumunu güçlendirme ve toplumsal yapıyı daha sağlam bir zeminde geleceğe taşıma adına yeni bir dönemece girdiğimizin farkında olmak zorundayız. Bu sürecin; ekonomik, sosyal ve idari boyutlarının yanında güçlü bir medeniyet perspektifiyle ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü aileyi güçlendirmek, aynı zamanda değer üreten, aidiyet duygusu yüksek ve geleceğe güvenle bakan nesiller yetiştirmektir.

Elbette ortaya konulan bu irade, yürütülen çalışmalar ve ilan edilen “Aile ve Nüfus On Yılı” vizyonu son derece kıymetli ve umut vericidir. Biz inanıyoruz ki aile; toplumun geleceğini şekillendiren ve her dönemde canlı tutulması gereken hem kadim hem de oldukça dinamik bir olgudur. Bu nedenle Türkiye Yüzyılı’nın aynı zamanda “Ailenin Yüzyılı” olması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü güçlü devletin yolu güçlü aileden; güçlü ailenin yolu ise aileyi merkeze alan kararlı, sürdürülebilir ve kapsayıcı sosyal politikalardan geçmektedir.

Memur-Sen olarak bizler, bugüne kadar sendikal hak mücadelesinin yanında; milletimizin meselelerinde sorumluluk alan, toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve ülkemizin geleceğine katkı sunmayı görev bilen güçlü bir toplumsal hareket anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürdük. Devletimiz, milletimiz ve ümmet bilinci gerektiren her süreçte nasıl sorumluluk aldıysak, bugün de aile kurumunun güçlendirilmesi konusunda aynı kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz. Bu anlayış doğrultusunda yıllardır aile merkezli pek çok çalışmayı hayata geçirdik. Küresel sistemin aile yapısını dönüştüren, bireyselleşmeyi teşvik eden ve toplumsal bağları zayıflatan etkilerini derinlemesine irdeledik. İnsan onuruna yaraşır çalışma koşullarının ve iş barışının; aile hayatının temel dinamiklerini ve iş-aile sosyal yaşam dengesini korunmak suretiyle ancak tesis edilebileceğini öngörerek “Aile Kongresi” çalışmalarını gerçekleştirdik. Dijital dünyanın aile içi iletişim üzerindeki etkilerine, gençler arasında yalnızlaşma ve bağımlılık risklerine dikkat çekmek amacıyla “Aile ve Medya Sempozyumu” düzenledik. Doğum izinlerinin uzatılması ve aile dostu çalışma hayatının güçlendirilmesine yönelik imza kampanyaları ve saha araştırmaları yürüttük. “Annenin işçisi, memuru olmaz” anlayışıyla hazırladığımız raporlarda da odağımıza her zaman aileyi, çocuğu ve toplumsal huzuru yerleştirdik. Çünkü bizler için aile konusu, uzun vadeli toplumsal istikrarın ve güçlü geleceğin olmazsa olmazıdır.

“Aile ve Nüfus On Yılı” vizyonunun güçlü, kalıcı ve toplumun bütün kesimlerine sirayet eden sonuçlar ortaya koyabilmesi adına, aileyi merkeze alan politikaların yalnızca belirli alanlarla sınırlı kalmaması; eğitimden çalışma hayatınasosyal politikalardan şehir planlamasına kadar hayatın her alanında bütüncül bir anlayışla ele alınması büyük önem taşımaktadır. Bu minvalde özellikle gençlerimizin evlilik süreçlerini kolaylaştıracak ekonomik ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, ilk evlilik ve çocuk desteklerinin artırılması, genç çiftlere yönelik barınma ve kira desteklerinin yaygınlaştırılması, aile dostu vergi uygulamalarının geliştirilmesi ve çocuk sahibi aileleri destekleyen sosyal yardım modellerinin güçlendirilmesi gençlerimizin aileye olan güvenini ve aidiyet duygusunu güçlendirecek, son derece kıymetli adımlardır. Aile kurumunun güçlenmesi, gençlerimizin geleceğe daha güvenle bakabilmesiyle doğrudan ilişkilidir.

Bununla birlikte çalışma hayatının aile yapısını koruyan ve destekleyen bir anlayışla yeniden şekillendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Çalışma hayatı ile aile yaşamı arasında güçlü bir uyumun sağlanması; hem toplumsal huzurun güçlenmesine hem de sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sunacaktır. Kadının emeğini görünür kılan, üretime katılımını destekleyen ve aynı zamanda aile bütünlüğünü güçlendiren çalışma modellerinin yaygınlaştırılması gerektiğine inanıyoruz. Yeni nesil çalışma modelleri ile esnek, uzaktan ve hibrit çalışma imkânlarının geliştirilmesi, kreş hizmetlerinin yaygınlaştırılması, evlilik, doğum ve aile yardımlarının günün ekonomik koşulları doğrultusunda güçlendirilmesi, ebeveyn izinlerinin daha kapsayıcı hale getirilmesi; aile danışmanlığı ve rehberlik hizmetlerinin erişilebilirliğinin artırılması aile yapısının korunmasına önemli katkılar sağlayacaktır.

Aynı zamanda dijital platform ve mecralarda aileyi, çocukları ve gençleri koruyucu sosyal farkındalık çalışmalarının artırılması, dezenformasyonla mücadele edilmesi, sosyal medya kullanımına ilişkin yaş sınırlamasınıngetirilmesi ve zararlı içeriklerin filtrelenmesi, medya içeriklerinde aile dostu yaklaşımların teşvik edilmesi ve tüm kamu politikalarında “aile etki analizi” yaklaşımının esas alınması da Türkiye’nin demografik ve toplumsal geleceği açısından stratejik bir kazanım olacaktır.

Seyyanen zammın emekli memurların maaşlarına yansıtılmaması dilekçe örneği
Seyyanen zammın emekli memurların maaşlarına yansıtılmaması dilekçe örneği
İçeriği Görüntüle

Memur-Sen Kadın Komisyonu olarak inanıyoruz ki Türkiye Yüzyılı’nın en güçlü hedeflerinden biri “Ailenin Yüzyılı” olmalıdır. Kadının emeğinin değer gördüğü, çocukların güven içerisinde büyüdüğü, gençlerin umutla geleceğe baktığı ve aile kurumunun daha da güçlendiği bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Milli Aile Haftası’nın toplumsal farkındalığımızı artırmasını diliyor; aileyi merkeze alan bu güçlü vizyonunülkemiz ve milletimiz adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Sıdıka AYDIN
Memur-Sen Kadın Komisyonu Başkanı