
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, eğitim çalışanlarının örgütlü gücü olarak, belirsizlik iklimini dağıtmak, hem üyeleri, eğitim-öğretim ve bilim hizmet kolu çalışanlarıhem de öğrenciler için güvenli bir liman inşa etmekle mükellef’ olduklarını belirterek, “Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunların hiçbiri yerel veya ulusal sınırların içine hapsedilemez. Bir coğrafyada başlayan ekonomik kriz bir başka coğrafyadaki öğretmen masasının bütçesini eritmekte; bir bölgedeki savaş, binlerce kilometre uzaktaki sınıfların demografisini ve psikolojisini değiştirmektedir. Sorunlar küreseldir, dolayısıyla çözümler de küresel bir vizyonla ele alınmalıdır” dedi.
“Küresel Belirsizlikler Çağında Eğitim ve Emek: Ortak Sorunlar, Ortak Çözümler” temasıyla düzenlediğimiz Uluslararası Eğitim Sendikaları Forumu’nda (İstanbul EdUnion Forum 2006) “Krizler Kıskacında Dünya: Eğitim ve Emeğin Yeni Paradigması” ve “Belirsizlikten Güvene: Küresel Dayanışma ve Ortak Çözüm Yolları” başlıklı iki panel gerçekleştirildi.
Oturum başkanlığını Dr. Gazi Doğan’nın yaptığı Krizler Kıskacında Dünya: Eğitim ve Emeğin Yeni Paradigması panelinde, farklı ülkelerden eğitim ve emek temsilcileri, savaşların, ekonomik belirsizliklerin, göçlerin ve siyasi istikrarsızlıkların eğitim sistemleri, çalışma hayatı üzerindeki yıkıcı etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundular.
“Krizler Kıskacında Dünya: Eğitim ve Emeğin Yeni Paradigması” başlıklı panelin konuşmacıları:
•Arap Öğretmenler Birliği Genel Sekreteri Sadik Rghioui
•Fildişi Sahili-Ortaokul Öğretmenleri Ulusal Sendikası (SYNESCI) Genel Sekreteri Ekoun Kouassi
•Güney Afrika-Ulusal Yükseköğretim Sendikası (NTEU) Başkanı Xolani Tom
•Suriye Öğretmenleri Sendikası Başkanı Mohammad Mostafa
•Tacikistan Cumhuriyeti Eğitim ve Bilim Sendikası (TUESWRT) Dış İlişkiler Sorumlusu Nozanin Mirzoeva
•Belarus Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası Başkanı (BTUWES) TatsianaRomanova Yakubovic
“Belirsizlikten Güvene: Küresel Dayanışma ve Ortak Çözüm Yolları” paneli
Oturum başkanlığını Dr. Tarkan Zengin’in yaptığı panelde farklı ülkelerden sendika liderleri sorunların küreselliğine işaret ederek, uluslararası örgütlerin ve sivil toplumun çözüm kapasitesine ilişkin değerlendirmelerde bulundular.
“Belirsizlikten Güvene: Küresel Dayanışma ve Ortak Çözüm Yolları” başlıklı panelin konuşmacıları:
* Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz
* Polonya Ulusal Eğitim ve Yetiştirme Sendikası Başkanı Waldemar Jakubowski
* Arap Eğitim Örgütü Başkan Yardımcısı Wael A. R. Natheef
* Malezya Öğretmenlik Mesleği Ulusal Birliği (NUTP) Başkanı Aminuddin Bin Awang
* Litvanya Eğitim ve Bilim Sendikası (LESTU) Yönetim Kurulu Üyesi Ms. JolitaJuodviršienė
Yavuz: Sorunlar küreseldir, çözümler de küresel bir vizyonla ele alınmalıdır
“Belirsizlikten Güvene: Küresel Dayanışma ve Ortak Çözüm Yolları” panelinde konuşan Genel Sekreterimiz Talat Yavuz, Uluslararası Eğitim Sendikaları Forumu vesilesiyle, küresel belirsizliklerin gölgesinde ortak bir geleceği inşa etmek adına bir araya geldiklerini belirterek, “Bugün burada sadece birer sendika yöneticisi olarak değil, insanlığın ortak hafızasını, vicdanını ve geleceğini şekillendiren eğitim neferlerinin temsilcileri olarak bulunmaktayız.21. yüzyılın ilk çeyreğini geride bıraktığımız bu dönemde, dünya daha önce benzeri görülmemiş bir ‘küresel çoklu kriz’ sarmalından geçmektedir. Ekonomik dalgalanmalar, iklim krizleri, jeopolitik gerilimler, savaşlar, zorunlu göçler ve baş döndürücü bir hızla ilerleyen dijital dönüşüm, emek ve eğitim dünyasını derinden sarsmaktadır. Bu sarsıntıların meydana getirdiği en büyük tahribat ise ‘güven’ duygusunda yaşanmaktadır. Kurumlara, geleceğe ve en önemlisi adil bir dünyaya olan güven zedelenmiştir” dedi.
Eğitim çalışanlarının örgütlü gücü olarak, ‘bu belirsizlik iklimini dağıtmak ve hem üyeleri, eğitim-öğretim ve bilim hizmet kolu çalışanları hem de bütün öğrenciler için güvenli bir liman inşa etmekle mükellef’ olduklarını vurgulayan Yavuz, bugün karşı karşıya oldukları sorunların hiçbirinin yerel veya ulusal sınırların içine hapsedilemeyeceğini, bir coğrafyada başlayan ekonomik krizin bir başka coğrafyadaki öğretmen masasının bütçesini erittiğini; bir bölgedeki savaşın, binlerce kilometre uzaktaki sınıfların demografisini ve psikolojisini değiştirdiğini ifade ederek, sorunların küresel olduğunu, dolayısıyla çözümlerin de küresel bir vizyonla ele alınması gerektiğini söyledi.
Uzaktan eğitim platformları, dijital içerik üreticiliği ve eğitimde taşeronlaşma, öğretmenlik mesleğinin saygınlığını ve güvencesini tehdit etmektedir
Eğitim ve emek dünyasını kuşatan belirsizlikleri akademik ve sendikal bir perspektifle ele alınmasının gerekliliğine dikkat çeken Yavuz, yapay zekâ, büyük veri ve otomasyon teknolojilerinin, emeğin karakterini radikal bir biçimde değiştirdiğini, geleneksel istihdam modellerinin yerini ‘gig ekonomisi’ denilen, güvencesiz, sendikasız ve yarının meçhul olduğu bir çalışma düzenine bıraktığını dile getirerek, “Bu dönüşüm, eğitim sektörünü de doğrudan vurmuştur. Uzaktan eğitim platformları, dijital içerik üreticiliği ve eğitimde taşeronlaşma, öğretmenlik mesleğinin saygınlığını ve güvencesini tehdit etmektedir. Öğretmenler, teknolojik araçların birer ‘operatörü’ hâline getirilmek istenmekte, mesleki özerklikleri ellerinden alınmaktadır” şeklinde konuştu.
Talat Yavuz, neoliberal politikaların, eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp küresel bir pazar metası hâline getirme gayretinde olduğunu kaydederek, şunları söyledi: “Devletlerin eğitim bütçelerindeki kısıntılar, okullar arasındaki nitelik farkını artırmakta ve fırsat eşitliğini tamamen ortadan kaldırmaktadır. Öğretmen maaşları enflasyon karşısında erimekte, satın alma gücü düşen eğitim çalışanları mesleki tükenmişlik sendromuyla karşı karşıya kalmaktadır. Finansallaşan eğitim sistemleri, insanı değil kârı merkeze almaktadır.”
Uluslararası yapılar mevcut krizleri yönetmekte ve sorunları çözmekte yetersiz kalmaktadır
“Savaşlar, terör ve iklim krizi nedeniyle milyonlarca insan yerini yurdunu terk etmek zorunda kalmaktadır” diyen Yavuz, şu ifadeleri kullandı:
“Bu durum, göç alan ülkelerdeki eğitim sistemleri üzerinde devasa bir yük oluşturmaktadır. Farklı kültürlerden gelen, travmatize olmuş çocukların eğitim sistemine entegrasyonu, dil bariyerleri ve kaynak yetersizliği, doğrudan sınıf içindeki öğretmenin omuzlarına yüklenmektedir. Öğretmenlerimiz, hiçbir pedagojik ve lojistik destek almadan bu küresel krizin yereldeki kriz yönetim merkezleri hâline gelmiştir. Sorunların küresel niteliği karşısında gözümüzü çevirdiğimiz Birleşmiş Milletler (BM), Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi uluslararası yapılar ne yazık ki mevcut krizleri yönetmekte ve sorunları çözmekte yetersiz kalmaktadır. Uluslararası sistem, gücü elinde bulunduranların çıkarlarını koruyan bir yapıya bürünmüş, küresel emek ve eğitim hareketinin taleplerine kulaklarını tıkamıştır. Ancak bu durum bizleri karamsarlığa sevk etmemelidir. Bilakis, resmî uluslararası örgütlerin hantallaştığı ve işlevsizleştiği bu vasatta, sivil toplumun ve sendikaların küresel çözüm kapasitesi hayati bir önem kazanmaktadır.”
Kamusal eğitim savunuculuğu, küresel dayanışmamızın ilk ve en sağlam sütunudur
Her çocuğun, nitelikli, ücretsiz ve eşit eğitime erişiminin güvence altına alınması gerektiğinin altını çizen Yavuz, “Uluslararası sendikal hareket olarak, devletlerin bütçelerinde eğitime ayrılan payın gayrisafi yurt içi hasılaya oranla artırılması için küresel bir kampanya yürütmeliyiz. Kamusal eğitim savunuculuğu, küresel dayanışmamızın ilk ve en sağlam sütunudur” diye konuştu.
Öğretmenlik mesleğinin statüsünün, ekonomik ve sosyal haklarının küresel standartların altına düşürülmemesi gerektiğini söyleyen Yavuz, “Sözleşmeli, ücretli, güvencesiz istihdam modellerine karşı ‘Eşit işe eşit ücret ve güvenceli istihdam’ ilkesini tüm dünyada bayraklaştırmalıyız. Öğretmenini güvende hissettirmeyen hiçbir eğitim sistemi, toplumuna güven aşılayamaz” değerlendirmesinde bulundu.
Dijital faşizme ve veri sömürgeciliğine karşı ortak bir sendikal duruş sergilemeliyiz
Yavuz, teknolojinin emeği sömürmesine, insanı yabancılaştırmasına ve eğitimde yeni uçurumlar oluşturmasına karşı olduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Dijital egemenlerin, eğitim müfredatlarını ve pedagojik süreçleri kendi tekellerine almalarına izin veremeyiz. ‘İnsani merkezli dijital dönüşüm’ modelini savunmalı, dijital araçların öğretmenin yerini alan değil, onun niteliğini artıran yardımcı unsurlar olarak kalmasını sağlamalıyız. Ayrıca, küresel düzeyde dijital faşizme ve veri sömürgeciliğine karşı ortak bir sendikal duruş sergilemeliyiz.”
Bizim dayanışmamız, Gazze’deki öğretmenlerin çığlığına ses olmak, Afrika’da kaleme hasret çocukların hakkını savunmak, Avrupa’da güvencesizliğe mahkûm edilen genç meslektaşlarımızın elinden tutmaktır
Eğitim-Bir-Sen olarak teklif ettikleri küresel sendikal iş birliği perspektifinin, “Farklı ülkelerdeki sendikal mücadele pratiklerini, hukuki kazanımları ve eğitim politikası raporlarını paylaşabileceğimiz küresel bir akademik araştırma ve veri merkezi kurmak olduğunu dile getiren Yavuz, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Herhangi bir ülkede doğal afet, savaş veya sendikal hak ihlali yaşandığında, hızlıca organize olabilecek, maddi, manevi ve hukuki destek sağlayacak küresel bir ‘Sendikal Yardımlaşma Grubu’ oluşturmalıyız. Sendikal hareketin geleceğini inşa edecek genç liderlerin, farklı ülkelerdeki sendikal kültürleri yerinde tanıması için uluslararası değişim ve eğitim programlarını hayata geçirmeliyiz. Bizim dayanışmamız, sadece kongre salonlarında imzalanan iyi niyet protokollerinden ibaret kalmamalıdır. Bizim dayanışmamız, Gazze’de okulları bombalanan öğretmenlerin çığlığına ses olmak, Afrika’da kaleme hasret çocukların hakkını savunmak, Avrupa’da güvencesizliğe mahkûm edilen genç meslektaşlarımızın elinden tutmaktır.”
“Belirsizlik çağının panzehirinin umuttur. Umut ise ancak ve ancak örgütlü mücadeleyle, yan yana durarak ve birbirimizin hakkını kendi hakkımız bilerek yeşerir” diyerek sözlerini sürdüren Yavuz, egemen güçlerin bencilce ördüğü duvarların, emekçilerin kurduğu gönül köprüleri karşısında yıkılmaya mahkûm olduğunu vurguladı.
Talat Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu kıymetli foruma katılarak küresel dayanışmanın en güzel örneğini sergileyen siz değerli dostlarıma bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Unutmayalım ki krizler ne kadar küresel olursa olsun, bizim ortak aklımız, sendikal birikimimiz ve sarsılmaz dayanışmamız o krizleri alt edecek güçtedir. Yaşasın küresel sendikal dayanışmamız.”
Öksüz, ILC’nin yeni çalışmaları hakkında bilgi verdi
Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Uluslararası Emek Konfederasyonu (ILC) Genel Sekreteri Hamza Öksüz, panel öncesinde İstanbul EdUnion Forum 2026 katılımcılarına selamlama konuşması yaptı.
ILC’nin kuruluş sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Öksüz, konfederasyonun önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığı çalışmalara dair katılımcılara bilgi verdi.
Yeni çağda pek çok mesleğin ortadan kalkarken yeni iş fırsatlarının ortaya çıkacağını ifade eden Öksüz, “ILC, bu süreçte mevcut işlerle ilgili iş güvencesinin garanti altına alınması için mücadele edecek; aynı zamanda yeni ortaya çıkacak meslekler konusunda da dünyadaki sendikalara rehberlik edecek çalışmalar yürütecektir. Bu çalışmaları yakın zamanda kamuoyuyla paylaşacağız.” dedi.
Öksüz, küresel dayanışma ve birlikte hareket etmenin önemine dikkati çekerek sözlerini tamamladı.





