TEÇ-SEN - Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası
ENFLASYON TIRMANIYOR, MAAŞLAR ERİYOR: MEMURUN KAYBI GEÇMİŞE DÖNÜK DE TELAFİ EDİLMİYOR!
TÜİK’in duyurduğu Eylül ayı enflasyon verisi (%1,84), yılın ikinci yarısı için hedeflenen maaş artışlarının çoktan eridiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Ancak tablonun en can alıcı yanı; maaşların eridiği aylar boyunca yaşanan gelir kaybının çalışanlara hiçbir şekilde geri ödenmemesidir. Mevcut altı aylık periyotlarla verilen "enflasyon farkı", memur ve emeklinin reel kaybını kapatmaktan tamamen uzaktır. Aylar boyunca mutfaktan eksilen ekmeğin, cebimizden çalınan alım gücünün hesabı sorulmamakta; yaşanan kayıp çalışanların sırtına yüklenmektedir. Bu adaletsizliğin son bulması için öncelikle biriken kayıplar seyyanen bir artışla telafi edilmeli, akabinde enflasyon farkı dönem sonu beklenmeden her ay düzenli olarak maaşlara yansıtılmalıdır. Pazardaki yangın yetmezmiş gibi, kamu görevlileri bugün tarihin en ağır barınma kriziyle karşı karşıyadır. Özellikle metropollerde ve büyükşehirlerde katlanarak artan kira bedelleri, sabit gelirliyi insani yaşam koşullarından koparma noktasına getirmiştir. Maaş artışları kâğıt üzerinde kalırken fırlayan kiralar, kamu personelinin en temel anayasal hakkı olan barınma hakkını fiilen yok etmektedir. Masa başında hesaplanan hiçbir resmi oran; çarşıdaki, pazardaki ve kira kontratlarındaki acı gerçeği örtbas edemez. Kamuoyu bilmelidir ki: Enflasyon kadar zam vermek bir "artış" veya "müjde" değil, yalnızca çalınan alım gücünün gecikmiş ve kuşa dönmüş bir iadesidir. Enflasyonun altında kalan her kuruş ise açık bir hak gaspıdır. Memur ve emeklinin nefes alabilmesi için bu rakamların üzerine derhal somut bir refah payı eklenmelidir. Kamu emekçileri lütuf ya da sadaka değil; alın terinin, emeğinin ve insanca yaşama hakkının karşılığını talep etmektedir!
ENFLASYON TIRMANIYOR, MAAŞLAR ERİYOR: MEMURUN KAYBI GEÇMİŞE DÖNÜK DE TELAFİ EDİLMİYOR! TÜİK’in duyurduğu Eylül ayı enflasyon verisi (%1,84), yılın ikinci yarısı için hedeflenen maaş artışlarının çoktan eridiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Ancak tablonun en can alıcı yanı; maaşların eridiği aylar boyunca yaşanan gelir kaybının çalışanlara hiçbir şekilde geri ödenmemesidir. Mevcut altı aylık periyotlarla verilen "enflasyon farkı", memur ve emeklinin reel kaybını kapatmaktan tamamen uzaktır. Aylar boyunca mutfaktan eksilen ekmeğin, cebimizden çalınan alım gücünün hesabı sorulmamakta; yaşanan kayıp çalışanların sırtına yüklenmektedir. Bu adaletsizliğin son bulması için öncelikle biriken kayıplar seyyanen bir artışla telafi edilmeli, akabinde enflasyon farkı dönem sonu beklenmeden her ay düzenli olarak maaşlara yansıtılmalıdır. Pazardaki yangın yetmezmiş gibi, kamu görevlileri bugün tarihin en ağır barınma kriziyle karşı karşıyadır. Özellikle metropollerde ve büyükşehirlerde katlanarak artan kira bedelleri, sabit gelirliyi insani yaşam koşullarından koparma noktasına getirmiştir. Maaş artışları kâğıt üzerinde kalırken fırlayan kiralar, kamu personelinin en temel anayasal hakkı olan barınma hakkını fiilen yok etmektedir. Masa başında hesaplanan hiçbir resmi oran; çarşıdaki, pazardaki ve kira kontratlarındaki acı gerçeği örtbas edemez. Kamuoyu bilmelidir ki: Enflasyon kadar zam vermek bir "artış" veya "müjde" değil, yalnızca çalınan alım gücünün gecikmiş ve kuşa dönmüş bir iadesidir. Enflasyonun altında kalan her kuruş ise açık bir hak gaspıdır. Memur ve emeklinin nefes alabilmesi için bu rakamların üzerine derhal somut bir refah payı eklenmelidir. Kamu emekçileri lütuf ya da sadaka değil; alın terinin, emeğinin ve insanca yaşama hakkının karşılığını talep etmektedir!
— TEÇ-SEN - Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası (@tecsen) October 5, 2026
TEÇ-SEN - Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası
MEMURUN MAAŞI DAHA AYIN BAŞINDA ENFLASYONA YENİLİYOR!
TÜİK’in açıkladığı Eylül ayı verileri, memurun geçim mücadelesini bir kez daha ortaya koydu. Eylül ayında enflasyon %1,84, yıllık enflasyon ise %29,73 olarak gerçekleşti. Toplu sözleşmeyle belirlenen maaş artışları henüz yılın ilk aylarında erimeye başlarken, memurun alım gücü her geçen gün biraz daha geriliyor. Rakamlar açık, tablo ortada:
4 kişilik ailenin yoksulluk sınırı: 121.786 TL
Açlık sınırı: 37.388 TL
En düşük memur maaşı: 70.224 TL Devletin işini omuzlayan memur, bugün ailesiyle birlikte yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Çünkü hayat altı aylık dönemlerle yaşanmıyor.
Kira her ay ödeniyor.
Faturalar her ay geliyor.
Mutfak masrafı her gün artıyor.
Çocukların ihtiyaçları beklemiyor.
Ulaşım, eğitim ve sağlık giderleri sürekli yükseliyor. Ancak memurun maaşını koruyan sistem, bütün bu gerçekliğe rağmen altı aylık hesaplara sıkıştırılıyor. MEMURUN HAYATI HER AY DEVAM EDİYORSA, MAAŞI DA HER AY KORUNMALIDIR! Bu nedenle taleplerimiz açık ve nettir:
Enflasyonun maaş artışını aştığı **her ay oluşan fark hesaplanmalı ve takip eden ay maaşlara yansıtılmalıdır.
Geçmiş yıllarda oluşan **reel gelir kayıpları telafi edilmeli, maaşlara büyümeden pay ve refah payı eklenmelidir. Vergi dilimi nedeniyle yılın ikinci yarısında azalan net maaş uygulamasına son verilmelidir.** Çalışırken olduğu kadar emeklilikte de güvence sağlayan, tek kalem ve emekliliğe yansıyan ücret sistemi** hayata geçirilmelidir. Memur ayrıcalık istemiyor. Lütuf istemiyor. Geçici iyileştirme istemiyor. Memur, emeğinin karşılığını; ailesiyle birlikte **insanca yaşayabileceği, güvenli ve güvenceli bir ücret** istiyor. Maaş enflasyona yenilmesin. Emek değersizleşmesin. Memurun alım gücü korunsun. Artık çalışanların gerçek hayatına kulak verilmelidir.





