Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar’dan Karadeniz üniversitelerine ortak araştırma fonu önerisi

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar’dan Karadeniz üniversitelerine ortak araştırma fonu önerisi

-Özvar, Batı ve Doğu Karadeniz üniversitelerinin bilimsel araştırma iş birliklerini geliştirmek amacıyla BAP bütçelerinin bir bölümünün ortak kullanıma açılmasını önerdi:

“Üniversiteler arasında iş birliği en az rekabet kadar önemli”

Batı Karadeniz Bölgesi Üniversiteler Birliği (BKÜB) ile Doğu Karadeniz Bölgesi Üniversiteler Birliğinin (ÜNİ-DOKAP) dönem toplantıları, Sinop Üniversitesi Ahmet Muhip Dranas Uygulama Oteli’nde müşterek olarak gerçekleştirildi.

Toplantının açılışında konuşan Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, üniversiteler arasındaki akademik ve idari tecrübe paylaşımının, iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılmasının ve somut iş birliklerinin geliştirilmesinin önemine dikkati çekti. Üniversite birliklerinin, rektörlerin bir araya gelerek deneyimlerini paylaşmaları için önemli bir zemin oluşturduğunu belirten Özvar, akademik hareketlilik ve bilimsel araştırma iş birliği imkanlarının bu birliklerin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alması gerektiğini ifade etti.

Üniversiteler arasında etik ilkelere dayalı rekabetin önemini vurgulayan Özvar, iş birliğinin de en az rekabet kadar önemli olduğunu belirtti.

Özvar, üniversitelerin performans, üretkenlik, toplumsal fayda ve eğitim-öğretim kalitesi alanlarında gelişirken ortak çalışmalarla birbirlerine destek olmaları gerektiğini kaydetti.

Bilimsel araştırma iş birliklerinin somut projelere dönüştürülmesinin önemine işaret eden Özvar, teknik üniversiteler arasında Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) bütçelerinin bir bölümünün ortak kullanıma açılması yönünde bir modelin hayata geçirildiğini hatırlattı. Özvar, yaklaşık iki-iki buçuk yıldır uygulandığını belirttiği bu modelin diğer üniversite birliklerine de yaygınlaştırılmasını istediklerini dile getirdi. Özvar, Batı ve Doğu Karadeniz üniversitelerinin de BAP bütçelerinin bir bölümünü mevzuata ve hukuka uygun biçimde ortak kullanıma açmasının bilimsel iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir adım olacağını ifade etti.

-Ortak araştırma ve yayınların artırılması hedefleniyor

Araştırma üniversiteleri üzerinden yürütülen çalışmalarda, Türk üniversitelerinin ulusal ve uluslararası sıralamalardaki performanslarını geliştirebilecekleri alanlardan birinin ortak araştırmalar ve yayınlar olduğunun tespit edildiğini aktaran Özvar, bilimsel yayın üretimi yüksek üniversitelerde dahi iş birliğine dayalı yayınlar için önemli bir potansiyel bulunduğunu belirtti.

Üniversiteler arasında geliştirilecek ortak çalışmaların bu potansiyelin daha etkin kullanılmasını sağlayacağını kaydeden Özvar, iki birliğin yanı sıra Karadeniz bölgesindeki üniversiteleri daha geniş bir iş birliği zemini etrafında buluşturabilecek bir modelin de değerlendirilebileceğini ifade etti.

Ortak bir fonun, kendi imkanlarıyla yeterli ölçekte araştırma gerçekleştirmekte zorlanan üniversitelerin de kaynaklardan yararlanmasına imkan sağlayabileceğini belirten Özvar, bilimsel araştırma iş birliklerinin somut sonuçlara dönüştürülmesinin önemini vurguladı.

- Öğrencilerle bir araya geldi

Özvar, toplantı öncesinde Sinop Üniversitesi öğrencileriyle bir araya gelerek sohbet etti.

Özvar, Sinop Üniversitesi Karakum Dalış Eğitim Merkezi’ni de ziyaret etti. Ziyaret sırasında öğrenciler dalış gösterisi gerçekleştirdi, denizde Türk bayrağı ve üniversite flaması açıldı. Öğrenciler, Türk bayrağını Özvar’a hediye etti.

Öğrencilerle sohbet sırasında gündeme gelen Su Altı Kaynak Teknolojisi Bölümü kurulması talebini de değerlendiren Özvar, bölümün açılması için gerekli altyapı ve şartların uygun olduğunu belirtti. Özvar, bu konuda Yükseköğretim Kuruluna yapılacak başvurunun değerlendirilerek planlamaya alınacağını ifade etti.

Sinop Üniversitesi Senato toplantısı da Özvar’ın başkanlığında gerçekleştirildi.

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar’ın üniversitelere yapay zekâ eğitimi çağrısı akademide heyecan yarattı

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar’ın üniversitelere yapay zekâ eğitimi çağrısı akademide heyecan yarattı

- Özvar: “Tüm üniversite ve bölümlerde, tüm öğretim üyelerini kapsayacak şekilde yapay zekâ eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve yapay zekâ araçlarının kullanımına yönelik kursların ivedilikle başlatılması gerekmektedir”

“Bu konuda hiçbir hocamız geride kalmamalıdır”

- Akademisyenlerden Özvar'ın çağrısına güçlü karşılık: “Yapay zekâ eğitimi, öğrencilerin bu teknolojiyi nasıl kullandığını anlamak açısından önemli”

- Öğrenciler: “Yapay zekâ kurslarının üniversiteler aracılığıyla verilmesi bizi çok mutlu eder”

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, öğretim elemanlarının yapay zekâ araçlarını pedagojik ve bilimsel bir yetkinlikle kullanmalarının önemine dikkat çekerek, “Tüm üniversite ve bölümlerde, tüm öğretim üyelerini kapsayacak şekilde yapay zekâ eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve yapay zekâ araçlarının kullanımına yönelik kursların ivedilikle başlatılması gerekmektedir.” dedi.

Hiçbir öğretim elemanının bu süreçte geride kalmaması gerektiğini ifade eden Özvar, yapay zekâ araçlarının bugüne kadar çoğunlukla öğretim elemanlarının bireysel çabalarıyla öğrenildiğine işaret ederek bundan sonraki süreçte bu araçların sahip olduğu potansiyel ve kapasitenin sistemli eğitimlerle daha iyi öğrenilmesi ve uygulamaya aktarılması gerektiğini kaydetti. Öğretim elemanlarının bu eğitimlere çekinmeden ve tereddüt etmeden katılmalarının önem taşıdığını vurgulayan Özvar, yapay zekâ araçlarını bireysel olarak yeterince bildiğini düşünen öğretim elemanlarının da bu gerekçeyle eğitim programlarının dışında kalmaması gerektiğine dikkat çekti.

- Yapay zekâ eğitimleri tıp ve hukuk fakültelerine taşınıyor

Özvar’ın, üniversitelerde yapay zekâ kullanımının bireysel çabalarla sınırlı kalmaması, öğretim elemanları ve öğrencilere yönelik sistemli eğitimlerin bir an önce başlatılması yönündeki çağrısı akademisyenler ve öğrenciler arasında da heyecan yarattı.

Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Yapay Zekâ Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mehmet Serdar Güzel, Özvar'ın çağrısına ilişkin değerlendirmesinde, “Yapay zekâyı bilmeyen bir akademisyenin modern eğitim, öğretim ve araştırma süreçlerini devam ettirmesi mümkün görünmemektedir. Uzmanlık alanına göre yapay zekâ uygulamaları eğitim araştırma faaliyetlerine aktarılmalı.” dedi.

Yapay zekânın kişiselleştirilmiş eğitim açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Güzel, Ankara Üniversitesi Yapay Zekâ Enstitüsünün tıp fakültesindeki dahili ve cerrahi branşların akademisyenlerine eğitim verdiğini, hukuk fakültesinde de benzer çalışmalara başladıklarını bildirdi.

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi ve Yapay Zekâ Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tekerek, yapay zekânın akademisyenlerin rutin işlerini hızlandırabileceğini, sağladığı katkılar görüldükçe bu teknolojilere yönelimin artacağını söyledi.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Gazetecilik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ülkü Ayşe Oğuzhan Börekçi, yapay zekâ eğitimlerinin öğrencilerin bu araçları nasıl kullandığını anlamak açısından önem taşıdığını belirtti. Börekçi, insan tarafından yazılan akademik metinlerin zaman zaman yapay zekâ ürünü olarak değerlendirilebildiğine dikkat çekti.

- “Yapay zekâ eğitimleri bilim alanlarına göre farklılaştırılmalı”

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Polatlı Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Bahriye Ruhsar Kavasoğlu, mühendislikte kodlama hatalarını denetleyen araçlarla sosyal bilimlerde metin analizi için kullanılan araçların farklılaştığını belirtti.

Bilimsel yayınlarda yapay zekâ kullanımının açıkça belirtilmesi gerektiğini vurgulayan Kavasoğlu, “Kişi, yapay zekayı akademik çalışma hazırlarken hangi amaçla kullandı, ne tür bir katkı sağladı? Bunu yöntem ya da teşekkür bölümünde açıkça belirtmesi gerekiyor.” dedi.

Ankara Üniversitesi Yapay Zekâ Enstitüsü Öğretim Görevlisi Güney Uğurlu ise “Öğrencilerimizi mezun ederken yalnızca mühendis değil, yapay zekâyı bilen mühendisler yetiştiriyoruz. Bir hocanın da yapay zekâyı kullanabilmesi ve derslerinde nasıl yararlanılacağını öğretebilmesi lazım.” ifadelerini kullandı.

- Öğrencilerden yapay zekâ eğitimlerine yoğun ilgi

Özvar'ın çağrısını olumlu karşılayan öğrenciler, yapay zekâ kurslarının üniversiteler aracılığıyla düzenlenmesinden büyük mutluluk duyacaklarını belirterek eğitimlerin kendi bölümlerinin ihtiyaçlarına göre hazırlanmasını istedi.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi Merve Fatma Çömez, “Akademisyenlerden tutun öğrencilere kadar yapay zekâ kurslarının üniversiteler aracılığıyla verilmesini düşünüyorum.” dedi.

Ankara Üniversitesi Fizik Mühendisliği öğrencisi ve Yapay Zekâ Enstitüsü araştırmacısı Bera Hamza Uğur, yapay zekânın mühendislikte analiz ve hesaplamaları hızlandırdığını, akademisyenlerin bu alanda eğitim almasının derslerin niteliğini artırabileceğini belirtti.

Ankara Üniversitesi Enerji Mühendisliği öğrencisi Ahmet Yasin Selçuk, yapay zekânın literatür taraması, kod geliştirme ve simülasyon çalışmalarını kolaylaştırdığını, bu alanda yerli ve millî kaynakların kullanılmasında üniversitelere önemli görevler düştüğünü ifade etti.

Ankara Üniversitesi Yapay Zekâ Enstitüsü yüksek lisans öğrencisi Gülce Çökenoğlu Uğurlu, “Dersime giren akademisyenin bunu verimli bir şekilde nasıl kullanacağımı bana öğretmesini beklerim.” dedi.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Gazetecilik Bölümü yüksek lisans öğrencisi Görkem Gözet, yapay zekânın hazır bilgiye ulaşmak yerine araştırmaları derinleştirmek için kullanılması gerektiğini belirterek “Kesinlikle her üniversitenin, her fakültenin, her bir bölümün kendine dair bir kursu olmalı.” ifadelerini kullandı.

Aynı üniversitenin Gazetecilik Bölümü öğrencisi Ege Özalan da yapay zekâyı ödevlerinde yazım kontrolü ve araştırmalarında ön bilgi edinmek amacıyla kullandığını belirterek “Biz yapay zekâyı kullanıyoruz ama bunu neden bizim dersimize giren akademisyen de kullanmasın ve aynı ortak noktada buluşmayalım?” dedi.

Türkiye’nin Suriye’deki eğitim desteği yeni döneme taşınıyor
Türkiye’nin Suriye’deki eğitim desteği yeni döneme taşınıyor
İçeriği Görüntüle

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar’ın çoktan seçmeli sınavlara ilişkin açıklamaları akademide geniş yankı uyandırdı

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar’ın çoktan seçmeli sınavlara ilişkin açıklamaları akademide geniş yankı uyandırdı

- Özvar: “Çoktan seçmeli sınavların giderek yaygınlaşmasını doğru bulmuyoruz”

- “Üniversite eğitiminin temel amacı, öğrencinin bilgiyi anlamlandırma, kaynakları sorgulama ve kanıtları değerlendirme yetkinliğini artırmaktır”

- Akademisyenlerden Özvar’ın açıklamalarına güçlü karşılık: “Uygulamalı sınavlar ve açık uçlu sınavlar daha ağırlıklı olmalı”

- Öğrencilerden açık uçlu sınav değerlendirmesi: “Açık uçlu sorularda gerekli bilgileri birleştirip onları kendi cümlelerimle ifade etmem gerekiyor”

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar'ın üniversitelerde çoktan seçmeli sınavların yaygınlaşmasını doğru bulmadıklarına ilişkin açıklamaları akademide geniş yankı uyandırdı.

Akademisyenler, öğrencilerin düşünme, yorumlama ve problem çözme becerilerinin ölçülmesi için açık uçlu, uygulamalı ve proje temelli değerlendirmelere daha fazla yer verilmesi gerektiğini belirtti. Öğrenciler de açık uçlu sınavların bilgileri birleştirmeyi, yorumlamayı ve kendi cümleleriyle ifade etmeyi gerektirdiğini belirterek uygulamalı değerlendirmelerin önemini vurguladı.

Üniversite eğitiminin yalnızca bilgi aktarımıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Özvar, öğrencilerin düşünme, muhakeme, çözümleme, ifade ve uygulama becerilerinin geliştirilmesinin önemine dikkati çekti. Özvar, “Üniversite eğitiminin temel amacı, öğrencinin bilgiyi anlamlandırma, kaynakları sorgulama ve kanıtları değerlendirme yetkinliğini artırmaktır. Karşılaşılan sorunlara özgün çözümler geliştirebilmek, bu eğitimin temel kazanımları arasındadır.” dedi.

Hukuk eğitiminde öğrencilerin olayların hukuki boyutlarını inceleyerek gerekçeli görüş ortaya koyabilmesi, mühendislikte problemlere çözüm üretirken dayandıkları varsayımları açıklayabilmesi, sosyal bilimlerde ise farklı yaklaşımları karşılaştırarak kanıta dayalı yorum geliştirebilmesi gerektiğini vurgulayan Özvar, öğrencilerin düşünme süreçlerini ve öğrendiklerini kullanma becerilerini ortaya koyan değerlendirme yöntemlerine daha fazla yer verilmesini istedi. Sınav uygulamalarının programların amaçlarına ve öğrenme kazanımlarına uygun biçimde geliştirilmesini yakından takip edeceklerini belirtti.

Özvar, sınav yöntemlerinin öğrencilerin öğrenme süreci üzerindeki etkisine dikkati çekerek, “Yaptığımız sınav şekli öğrencinin öğrenme kapasitesini veya bir dersten elde edebileceği çıktıları büyük ölçüde belirlemektedir. Yani bir öğrencinin ne kadar öğrendiğini aslında o öğrenciyi tabi tuttuğumuz sınav belirlemektedir. O hâlde bu sınavlar üzerinde biraz daha düşünmemiz gerekiyor.” dedi.

- “Benim verdiğim şıkların dışına çıkabilen insana ihtiyacım var”

Özvar’ın açıklamaları akademisyenlerden güçlü karşılık buldu.

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tekerek, öğrencilerin kendilerini ifade edebilecekleri sınav yöntemlerine ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Derslerinde açık uçlu sınavları tercih ettiğini belirten Tekerek, “Benim verdiğim şıkların dışına çıkabilen insana ihtiyacım var. Yeni şeyler söylemekten kastım bu.” ifadelerini kullandı.

Yapay zekâ teknolojilerinin açık uçlu soruların değerlendirilmesinde öğretim elemanlarının iş yükünü azaltabileceğini anlatan Tekerek, bu sistemlerin güvenilirliği konusunda daha fazla araştırmaya ve güçlü teknik altyapıya ihtiyaç bulunduğunu belirtti.

Ölçme Değerlendirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nuri Doğan, çoktan seçmeli sınavların yaratıcılık, problem çözme, karar verme ve eleştirel düşünme gibi becerilerin ölçülmesinde yetersiz kalabildiğine dikkati çekti. Doğan, “Öğrencinin ne yaptığı, bilgiyi nasıl kullandığı önemli.” diyerek üniversitelerde ölçme ve değerlendirme sistemlerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Gelbal, çoktan seçmeli sınavların bazı alanlarda avantaj sağlamakla birlikte eleştirel düşünme, yorumlama ve problem çözme gibi üst düzey becerileri ölçmekte sınırlı kalabildiğini belirtti. Sınavların öğrenme çıktılarına göre çeşitlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gelbal, “Dolayısıyla çoktan seçmeli testleri tamamen yok etmiyoruz ama, oranını da belli oranda tutmakta fayda var.” dedi.

Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Keleceoğlu da açık uçlu ve uygulamalı sınavlarda öğrencilerin nasıl düşündüğünün ve nerede hata yaptığının daha iyi görülebildiğini belirtti.

Keleceoğlu, “Dolayısıyla uygulamalı sınavlar ve açık uçlu sınavlar daha ağırlıklı olmalı.” diyerek çoktan seçmeli sınavların tamamen kaldırılması yerine programların niteliğine göre kullanılmasının uygun olacağını ifade etti.

- Öğrenciler açık uçlu sınavlarda bilgilerini daha fazla yorumluyor

Hacettepe Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği öğrencisi Sunay Geyen, sınav türünün çalışma yöntemlerini etkilediğini belirterek “Çoktan seçmeli olunca biraz daha rahat hazırlanıyoruz.” dedi. Geyen, açık uçlu sınavlarda ise bilgiyi temellendirerek açıklamak gerektiğini ifade etti.

Aynı bölümün dördüncü sınıf öğrencisi Zeliha Sarı, açık uçlu sınavlara daha kapsamlı hazırlandığını belirterek “Fakat açık uçlu sorularda gerekli bilgileri birleştirip onları kendi cümlelerimle ifade etmem gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Türkçe Öğretmenliği dördüncü sınıf öğrencisi Meryem Azra İçli de uygulamalı değerlendirmelerin önemine işaret ederek “Öncelikle staj uygulaması gibi. Çünkü her şey yazıda ve kâğıtta bitmiyor. Öğrencilerin bir şekilde onların bildiklerini de öğretebilmeleri gerekiyor başkalarına.” dedi.

Güncelleme Tarihi: 18.10.2026

Resimler

Innovation Week’te Bilim İletişimi Ofisine yoğun ilgi

Innovation Week’te Bilim İletişimi Ofisine yoğun ilgi

-Bilim Kafelerde hücresel tedavilerden kuantum teknolojilerine, tarımın dijitalleşmesinden sağlık eğitimine kadar her şey konuşuldu

Yükseköğretim Kurulu Bilim İletişimi Ofisi koordinasyonunda üniversiteler, Bilim Kafelerle Türkiye Innovation Week’te yer aldı.

İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde üç gün süren Innovation Week kapsamında, Yükseköğretim Kurulu standında gerçekleştirilen Bilim Kafelerde akademisyenler; hücresel tedaviler, iklim dostu üretim, nöropazarlama, dezenformasyonla mücadele, tarımın dijitalleşmesi, kuantum teknolojileri, bilim okuryazarlığı ve sağlık eğitiminde inovasyon gibi farklı alanlardaki bilimsel çalışmalarını anlattı.

- Hücresel tedavilerden dezenformasyonla mücadeleye

Innovation Week’in ilk gününde Biruni, Munzur, OSTİM Teknik ve Maltepe üniversitelerinden akademisyenler bilimsel çalışmalarını paylaştı.

Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel, hücresel tedaviler alanındaki gelişmeleri anlattı. Geleceğin, konfor alanından çıkarak çalışan ve emek veren insanlar sayesinde şekilleneceğini vurgulayan Yüksel, “Herkes gibi yaparsanız herkes gibi olursunuz.” mesajını verdi.

Munzur Üniversitesi’nden Prof. Dr. Azime Küçükgöl, iklim dostu üretim çalışmaları kapsamında kaliteli bitki üretimini sağlamaya yönelik araştırmalar yürüttüklerini belirtti.

OSTİM Teknik Üniversitesinden Doç. Dr. Doğuş Yüksel ve Dr. B. Gökhan Topal, nöropazarlama alanındaki çalışmaları tanıttı. Uygulamalı çalışmada katılımcıların kafasına yerleştirilen kablolu elektrotlar aracılığıyla beyinlerindeki anlık elektriksel aktiviteler ve beyin dalgaları test süresince bilgisayar ekranına kesintisiz olarak aktarıldı.

Maltepe Üniversitesinden Doç. Dr. Meltem Çiçek ise inovasyon çağında dezenformasyonla mücadele konusunu ele aldı. Çiçek, yanlış ve yanıltıcı bilgilerle mücadelede değerler eğitiminin önemini vurguladı.

- Tarımın geleceği Bilim Kafe’de konuşuldu

Etkinliklerin ikinci gününde Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, tarımın dijitalleşmesini ve teknoloji destekli üretim modellerini anlattı.

Tarımda yazılım, veri, robotik sistemler ve otonom araçların kullanımının yaygınlaştırılmasının önemine değinen Dalgar, teknoloji destekli üretimle gençlerin tarım ve hayvancılığa yönlendirilmesini hedeflediklerini belirtti.

Yükseköğretim Kurulu ile Tarım Teknolojileri Kümelenmesi arasındaki iş birliği kapsamında belirlenen 10 üniversitede yapay zekâya dayalı otonom çiftlikler kurulduğunu aktaran Dalgar, bu merkezlerde teknolojiyi etkin kullanabilen genç çiftçilerin ve tarım girişimcilerinin yetiştirilmesinin amaçlandığını ifade etti.

- Kuantum teknolojileri ve sağlık eğitiminde inovasyon ilgi gördü

Türkiye Innovation Week’in üçüncü gününde Bilim Kafe’nin gündeminde geleceğin teknolojileri, bilim okuryazarlığı ve sağlık eğitiminde inovasyon yer aldı.

İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Peyami Çelikcan ve Doç. Dr. Pınar Hatır Çakır, engelli bireylerin bilimsel etkinliklere katılımlarını artırmak ve bilim okuryazarlıklarını desteklemek amacıyla geliştirdikleri projeyi paylaştı.

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinden Prof. Dr. Mehmet Ünlü ve Umut Boyatlı ise Türkiye’nin ilk yerli ve millî kuantum bilgisayarı QuanT’yi anlattı. Yükseköğretim Kurulu standına getirilen QuanT’nin maketi ziyaretçilerin yoğun ilgisini gördü.

Klasik bilgisayarlara kıyasla bazı karmaşık problemlerin çözümünde önemli bir potansiyel sunan 5 kübitlik QuanT’nin, TOBB ETÜ Teknoloji Merkezi laboratuvarlarında ASELSAN ve Savunma Sanayii Başkanlığının stratejik destekleriyle geliştirildiği belirtildi. Bu çalışmayla Türkiye, kendi kuantum bilgisayarını geliştiren ve bu altyapıya sahip ülkeler arasına girdi.

İstanbul Aydın Üniversitesinden Prof. Dr. Füsun Terzioğlu ve Prof. Dr. Mustafa Tunaya Kalkan da “Sağlık Eğitiminde İnovasyon ve Girişimcilik” başlığında katılımcıların sorularını yanıtladı.

- Bilim, vatandaşın bulunduğu her yerde

Yükseköğretim Kurulu Bilim İletişimi Ofisi koordinasyonunda yürütülen Bilim Kafe çalışmalarıyla üniversitelerde üretilen bilimsel bilginin toplumun farklı kesimlerine anlaşılır bir dille ulaştırılması hedefleniyor.

Türkiye’nin dört bir yanında 150’yi aşkın üniversitenin katılımıyla bugüne kadar yaklaşık 1600 Bilim Kafe buluşması gerçekleştirildi. Bağlardan tarlalara, köy kahvelerinden vapurlara ve maden ocaklarına kadar farklı mekânlarda düzenlenen etkinliklerle bilim, vatandaşların yaşadığı ve çalıştığı alanlara taşındı.

Türkiye Innovation Week kapsamında gerçekleştirilen üç günlük programla da üniversitelerin bilimsel birikimi inovasyon ekosisteminin paydaşlarıyla buluştu.

Güncelleme Tarihi: 18.10.2026

Resimler