Ali YALÇIN

MERHUM ZEKİ SOYAK’I RAHMETLE ANIYOR, ENDERUN VAKFI ÇALIŞMALARINI ÖNEMSİYORUZ

Mefkûreden insana, insandan teşkilata, teşkilattan kuruma uzanan bu çizgi; Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen’in mücadele hafızasında yaşamaya devam ediyor. Büyük teşkilatlar bir günde kurulmaz. Onları büyüten; inanmış insanlar, ortak idealler, fedakârlıklar ve nesilden nesle aktarılan bir dava şuurudur. Gayesi insan yetiştirmek olanların kuşkusuz en büyük eseri de yetiştirdikleri insanlardır. Zeki Soyak Hocamızı rahmet, minnet ve şükranla anıyor; onunla bu yola emek veren bütün öncülerimizi saygıyla yâd ediyorum.

15 BİN ÜYEYE ULAŞAN MEF-DER 80 DARBESİNDE KAPATILDI Mefkûreci Öğretmenler Derneği (MEF-DER), zor şartlara rağmen Türkiye genelinde teşkilatlanarak 15 bini aşkın üyeye ulaşmış, eğitim ve sendikal mücadelemizin zeminini hazırlayan öncü kuruluşlardan biri olmuştur. MEF-DER, Millî Gençlik Vakfı (MGV) ve Öğretmenler Vakfı gibi kuruluşlar; ortak bir ideal etrafında kenetlenen, teşkilatçılık tecrübesi kazanan ve sorumluluk üstlenmeye hazır kadroların yetişmesinde önemli rol oynadı. Bu yapılar, sendikal mücadelemizin insan kaynağını besleyen, teşkilat bilincini güçlendiren ve geleceğin yöneticilerini yetiştiren öncü mektepler oldu. Sendikal örgütlenmemiz başladığında görev üstlenecek kadroların birikiminde, bu kuruluşlarda edinilen tecrübenin ve oluşan teşkilat hafızasının büyük payı vardı. Bugün sahip olduğumuz kurumsal gücün arkasında, yılların emeği ve fedakârlığı bulunuyor.

MEF-DER: SENDİKAL MÜCADELEMİZİN ÖNCÜLLERİNDEN, MERHUM ZEKİ SOYAK ÖNCÜ İSİMLERİMİZDENDİR Enderun Eğitim Vakfımızın Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesinde düzenlediği Zeki Soyak Sempozyumu’na katılarak bir dava ve mefkûre insanını yâd ettik. Zeki Soyak Hocamız, eğitimi yalnızca bilgi aktarmak değil, insan yetiştirmek ve bir nesle istikamet kazandırmak olarak gören öncü bir isimdi. Onun hayatı, inancın emekle, fikrin teşkilatla, teşkilatın ise kalıcı eserlerle buluşmasının kıymetli bir örneğidir. #ZekiSoyak

Eğitimci, yazar ve Enderun Eğitim Vakfı’nın kurucularından Zeki Soyak’ın hayatını, fikirlerini ve mücadelesini ele almak amacıyla Enderun Eğitim Vakfı tarafından Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nde Zeki Soyak Sempozyumu düzenlendi. Sempozyuma Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın yanı sıra Enderun Eğitim Vakfı Genel Başkanı Mustafa Aydoğdu, Enderun Eğitim Vakfı İstişare Kurulu Başkanı Nurettin Soyak, İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım,Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Semih Aytekin ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bayram Deviren katıldı.

Sempozyumda konuşan Ali Yalçın, Zeki Soyak’ın eğitim anlayışını, öğretmen örgütlenmesine katkılarını ve geride bıraktığı kurumsal mirası değerlendirdi. Soyak’ın çalışmalarının yalnızca kendi dönemiyle sınırlı olmadığını belirten Yalçın, bu birikimin bugün de eğitim ve sendikal mücadele açısından önemli bir anlam taşıdığını vurguladı.

Zeki Soyak’ı ve medeniyetin yeniden inşası için mücadele eden öncü isimleri rahmet ve minnetle anan Yalçın, sempozyumun yalnızca bir eğitimciyi anma programı olmadığını belirterek, “Bugün burada yalnızca bir eğitimciyi, bir teşkilatçıyı, bir vakıf insanını konuşmak üzere toplanmış değiliz. Bir düşüncenin insan yetiştirmeye, insan yetiştirmenin teşkilatlanmaya, teşkilatlanmanın ise kalıcı kurumlara nasıl dönüşebildiğini konuşacağız” ifadelerini kullandı.

Eğitimi, insan ve toplum inşa etme meselesi olarak gördü

Zeki Soyak’ın eğitim anlayışının merkezinde insan yetiştirmenin bulunduğunu belirten Yalçın, onun öğretmenliği yalnızca bir meslek olarak değerlendirmediğini, bir neslin karakterine ve istikamet arayışına yön veren önemli bir sorumluluk olarak gördüğünü ifade etti.

Bu yaklaşımın Nurettin Topçu’nun “Bizim vazifemiz karakter yapmaktır, şahsiyet yaratmaktır” sözüyle örtüştüğünü kaydeden Yalçın, öğretmenin yalnızca bilgi aktaran değil, bilginin hangi değerler dünyasında anlam kazanacağını da gösteren kişi olduğunu dile getirdi.

Yalçın, “Eğitim, yalnızca zihni doldurmak değil, aynı zamanda şahsiyet inşa etmektir” diyerek Zeki Soyak’ın öğretmen merkezli yaklaşımının, mesleki dayanışmanın ötesinde bir anlam taşıdığını belirtti. Soyak’ın nitelikli insan yetiştirmeyi ve bunu gerçekleştirebilecek nitelikli öğretmenler yetiştirmeyi temel bir sorumluluk olarak gördüğünü ifade etti.

Mefkûreci Öğretmenler Derneği’nden Eğitim-Bir-Sen’e uzanan miras

Zeki Soyak’ın eğitimci kimliğinin teşkilatçı yönüyle birleştiği önemli alanlardan birinin Mefkûreci Öğretmenler Derneği olduğunu belirten Yalçın, derneğin kuruluş sürecinin dönemin şartları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Nevşehir gibi mütevazı bir şehirde Türkiye genelinde faaliyet gösterecek bir derneğin kurulamayacağını düşünenlere rağmen Soyak’ın kararlılığından vazgeçmediğini vurgulayan Yalçın, dönemin ulaşım ve iletişim imkânlarının kısıtlı olmasına karşın yürütülen çalışmalarla kısa sürede birçok ilde teşkilatlanmaya gidildiğini, üye sayısının 15 bini aştığını ve derneğin genel merkezinin Ankara’ya taşındığını hatırlattı. Dernek tarafından yayımlanan Mefkûre dergisinin de 12 Eylül darbesine kadar düzenli olarak çıkarıldığını kaydetti.

Yalçın, bu tecrübenin Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen’in mücadele tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “Biz Mefkûreci Öğretmenler Derneği’ni Eğitim-Bir-Sen’imizin öncülü bir kuruluş olarak benimsiyor, Zeki Soyak hocamızı ve arkadaşlarını da mücadelemizin öncülerinden kabul ediyoruz” dedi.

Mehmet Akif İnan’ın dizelerine de atıfta bulunan Yalçın, Mefkûreci Öğretmenler Derneği’nin eğitim çalışanlarının sorunlarını gündeme taşıyan ve eğitimde millî ve manevi değerleri savunan mücadelesinin kendileri için bir miras niteliği taşıdığını ifade etti.

2.000 kişilik Toplum Yararına Program kapsamında tahsis yapılmıştır
2.000 kişilik Toplum Yararına Program kapsamında tahsis yapılmıştır
İçeriği Görüntüle

Bu mirasın zaman içerisinde Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen’e intikal ettiğini dile getiren Yalçın, kamuda ve üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılması, imam hatip liselerinin önündeki engellerin aşılması ve Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması gibi mücadele başlıklarında elde edilen kazanımlara dikkat çekti. Yalçın, bu süreçlerde Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen’in uzun soluklu mücadelesinin önemli rol oynadığını vurguladı.

Büyük teşkilatlar bir günde kurulmaz

Mefkûreci Öğretmenler Derneği ile Eğitim-Bir-Sen arasındaki ilişkinin yalnızca tarihsel bir bağlantıdan ibaret olmadığını belirten Yalçın, bu sürekliliğin birikimin, tecrübenin ve dava anlayışının sonraki nesillere aktarıldığını söyledi.

Eğitim-Bir-Sen’in bugün ulaştığı teşkilat gücünün arkasında kendisinden önce atılan tohumların ve oluşturulan kurumsal hafızanın bulunduğunu kaydeden Yalçın, “Büyük teşkilatlar bir günde kurulmaz. Onları mümkün kılan, yıllar içerisinde oluşan aidiyetler, mücadeleler, tecrübeler, fedakârlıklar ve kurumsal hafızalardır” sözleriyle geçmişten devralınan birikimin önemini vurguladı.

Mefkûreci Öğretmenler Derneği’nden Eğitim-Bir-Sen’e uzanan çizginin aynı zamanda öğretmenlerin ortak irade etrafında birleşmesinin ve eğitim alanında söz söyleme kapasitesinin kurumsallaşmasının tarihi olduğunu belirten Yalçın, bu birikimin geleceğe taşınmasının önemine işaret etti.

Fikir, hayata temas etmiyorsa yalnızca bir kanaat olarak kalır

Zeki Soyak’ın düşünce ile faaliyet arasındaki mesafeyi kapatmaya çalışan bir anlayışın temsilcisi olduğunu ifade eden Yalçın, fikirlerin kalıcı sonuçlar doğurabilmesi için hayata geçirilmesi ve kurumsal yapılara dönüşmesi gerektiğini söyledi.

Yalçın, “Fikir, hayata temas etmiyorsa yalnızca bir kanaat olarak kalır. Teşkilata dönüşmeyen fikir, kişisel bir düşünce olarak kalabilir. Kuruma dönüşmeyen teşkilat ise kurucusunun ömrüyle sınırlı kalabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Bu çerçevede Enderun Eğitim Vakfı’nın çalışmalarının da önem taşıdığını belirten Yalçın, vakıf geleneğinin medeniyet tarihinde yalnızca yardımlaşmayı değil, toplumun ortak iyilik duygusunun kurumsallaşmasını da temsil ettiğini ifade etti. Eğitimden kültüre, sosyal dayanışmadan insan yetiştirmeye uzanan sorumluluk alanıyla vakıfların toplumsal hayatta önemli bir yere sahip olduğunu kaydetti.

Enderun kavramının tarih boyunca insan yetiştirme, eğitim, liyakat ve devlet hizmetiyle özdeşleştiğini belirten Yalçın, Zeki Soyak’ın düşünce dünyası ile Enderun Eğitim Vakfı’nın, insan yetiştirme anlayışının kurumsal zemine taşınması bakımından değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Zeki Soyak’ın asıl mirası nesillere uzanan mücadeledir

Konuşmasında günümüzün eğitim meselelerine de değinen Yalçın; öğretmenin itibarı, gençlerin istikamet arayışı, karakter eğitimi, kurumların toplumsal sorumluluğu ve sivil toplumun insan yetiştirme kapasitesinin yeniden düşünülmesi gerektiğini ifade etti.

Zeki Soyak’ın mirasının yalnızca gerçekleştirdiği faaliyetlerle sınırlı olmadığını belirten Yalçın, asıl değerlendirmenin onun yetişmesine katkı sunduğu insanlar ve bu insanların meydana getirdiği kurumlar üzerinden yapılması gerektiğini söyledi.

“İnsan yetiştirenlerin en büyük eseri, yetiştirdikleri insanların eserleridir. Mefkûreden insana, insandan teşkilata, teşkilattan kuruma ve kurumdan nesillere uzanan çizgi, Zeki Soyak’ın asıl mirasıdır.”

Zeki Soyak’ı rahmet, minnet ve şükranla yâd eden Yalçın, ailesine, yol arkadaşlarına ve onun düşünce ve faaliyetlerini bugüne taşıyan herkese teşekkür etti. Sempozyumun, Soyak’ın hayatını ve mücadelesini anmanın ötesine geçerek fikirlerinin yeniden değerlendirilmesine, geleceğin eğitim, insan ve toplum tasavvuruna katkı sunmasına vesile olması temennisinde bulundu.