EĞİTİM TEKNOLOJİLERİNİN GELECEĞİ ULUSLARARASI ZİRVEDE MASAYA YATIRILDI
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, çocukların mahremiyetinin korunması, teknolojik imkânlara adil erişim ve yapay zekânın insan onurunu gözeten bir zeminde geliştirilmesinin bütün insanlığın ortak mesuliyet alanı olduğunu vurguladı.

26 Haziran 2026 15:42
Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi ve Fuarı (TETZ 2026), Bakan Tekin'in yanı sıra yaklaşık 20 ülkenin eğitim bakanları, bakan yardımcıları ve üst düzey bakanlık yetkililerinin katılımıyla İstanbul'da başladı.
Zirvenin açılışında bir konuşma yapan Tekin, yapay zekânın bilginin üretiminden öğrenme süreçlerine, ölçme ve değerlendirmeden eğitim yönetimine geniş bir alanı yeniden şekillendirdiğini söyledi.
Zirvenin temasının "Dijital Çağda İnsan Yetiştirmek: Barış Kültürü, Değerler, Kimlik ve Gelecek" olarak belirlendiğini ifade eden Tekin, zirvede yapay zekâ uygulamalarının eğitim üzerindeki etkilerinin ve geleceğin maarif anlayışının hangi değerler etrafında inşa edileceğinin ele alınacağını dile getirdi.
2025-2026 eğitim öğretim yılının tamamlandığını hatırlatan Tekin, ülke genelinde 1 milyon 200 binin üzerinde öğretmen ve yaklaşık 18 milyon öğrenciyle eğitim sürecinin devam ettiğini belirterek öğretmenlere ve velilere teşekkür etti.
Teknolojinin tarih boyunca insanın tabiatla, üretimle ve bilgiyle kurduğu ilişkiyi dönüştürdüğünü vurgulayan Tekin, şöyle konuştu:
"Algoritmalar, önümüze çıkan haberden dinlediğimiz müziğe kadar, kurduğumuz ilişkilerden kendimiz hakkında taşıdığımız kanaate kadar, alışveriş hayatımızdan düşüncemizi yönlendirmeye kadar her alanda var. Kişiye göre şekillenen bu akışlar, insanları çoğu zaman ortak bir hakikat etrafında buluşturmak yerine, her birini kendi dar dünyasına hapsediyor. Oysa hem demokratik hayatı hem de toplumsal barışı ayakta tutan, farklı insanların aynı meseleyi serinkanlı bir biçimde istişare edebildiği, birbirlerini dinleyip anlayabildiği o ortak zemindir. Bu zemin aşındıkça bilgimizle beraber bir arada yaşama, uzlaşma ve dayanışma kabiliyetlerimizi de kaybediyoruz. Böylece teknoloji, ekonominin ve üretimin sınırlarını aşarak algımızı, hafızamızı, dilimizi, ilişkilerimizi, en sonunda kimliğimizi etkileyen büyük bir kültürel sürece dönüşüyor."
Bakan Tekin, teknoloji ve yapay zekâ dönüşümüyle ortaya çıkan insan onuru ve etik meselesine dikkati çekerek insanı koruyacak zemini hep birlikte inşa etmek zorunda olduklarının altını çizdi.
"Asıl mesele, teknolojinin etkisini kendi medeniyet tasavvurumuz doğrultusunda yönetebilmek"
Dijital platformlar ve algoritmaların çocukların gördüğü, takip ettiği ve zaman ayırdığı içerikler üzerinde etkili olduğunu belirten Tekin, "Kendi dilini, kültürünü, eğitim anlayışını, aile ve toplumsal yapısını dijital dünyada var edemeyen topluluk, evlatlarının zihinsel ve kültürel gelişimi üzerinde söz söyleme hakkını, yönlendirme hakkını yapay zekâya ve algoritmalara bırakmış demektir. Önümüzdeki asıl mesele, teknolojinin taşıdığı bu büyük riski ve etkiyi kendi insan ve medeniyet tasavvurumuz doğrultusunda yönetebilmektir. Biz bu mesele karşısında çağı reddeden bir inzivayı da ona teslim olan bir edilgenliği de tercih etmemeliyiz. Çağın en ileri teknolojilerini cesaretle kucaklamalıyız fakat onların evladımızın ruhunu yazan kalem hâline gelmesine rıza göstermemeliyiz. Bilmeliyiz ki bir milletin asıl kudreti, sahip olduğu teknolojik imkânları elinde tutan nesillerin gönüllerindeki pusulada gizlidir." diye konuştu.
Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında öğretim programlarının bu anlayışla yenilendiğini, çocukların dünyayla bağını koparmadan kendi kimlikleriyle ilişki kurabilecekleri bir eğitim zemini oluşturmaya çalıştıklarını kaydetti.
Dijital dünyada çocukların mahremiyetinin korunmasının önemine işaret eden Tekin, "Çocuklarımızın çevrim içi ortamda bıraktığı her iz ilgilerine, kabiliyetlerine, alışkanlıklarına ve hayatlarına dair bize emanet edilmiş mahrem birer bilgidir. Bu emaneti başka ellerin tasarrufuna bırakmak, evlatlarımızı farkında olmadan kendi hayatının öznesi olmaktan çıkarıp işlenen bir veriye dönüştürmek demektir. Mahremiyetten kültürel aidiyete kadar bütün tercihlerimizin ardında aynı insan tasavvuru var. Biz çağın imkânlarına hâkim olan; bilgisini vicdanıyla, gücünü merhametiyle, kabiliyetini sorumluluk duygusuyla dengeleyen bir nesil yetiştirmek istiyoruz. Köküne bağlı kaldığı kadar başkasının hakkına saygı duyan, farklılıklarla birlikte yaşamayı bilen, elindeki gücü adaletle kullanan bir insan, kısacası iyi insan" ifadelerini kullandı.
Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde ve attıkları her adımda bu gayeyi gözetmeye çalıştıklarını, teknolojiyi yönetecek ve onu doğru istikamete sevk edecek insanı da yetiştirmek istediklerini vurguladı.
Eğitim teknolojileri alanında Türkiye'nin önemli bir kapasite oluşturduğunun altını çizen Tekin, okullardaki dijital altyapı yatırımlarına değindi.
"Uluslararası araştırmalar, eğitim sistemimizde yıllar içinde sağlanan ilerlemeyi açıkça ortaya koyuyor"
Eğitim teknolojilerinin yanında fiziki kapasitenin ve insan kaynağının da önemli olduğuna dikkati çeken Tekin, Türkiye'nin son yirmi iki yılda devrim niteliğinde yapılan işlerle şu anda derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı gibi referanslar açısından uluslararası göstergelerin üzerine çıktığını aktardı.
Türkiye'nin eğitim teknolojileri alanında kurduğu güçlü kapasitenin, kendi sınırlarının ötesine uzanan bir birikime dönüştüğünü dile getiren Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"OECD ülkeleri arasında okullarına teknolojik altyapı sağlama bakımından en üst sıralarda yer almamız, yıllar boyunca attığımız adımların ulaştığı seviyeyi gösteriyor. Uluslararası araştırmalar da eğitim sistemimizde yıllar içinde sağlanan bu ilerlemeyi açıkça ortaya koyuyor. PISA 2022'de OECD genelinde matematik ve fen puanları gerilerken Türkiye fen bilimlerindeki puanını artırdı, matematikteki seviyesini korudu. TIMSS 2023'te 4. sınıf matematik alanında puanını en fazla yükselten ülke Türkiye oldu. 4. sınıf fen bilimlerinde bütün ülkeler arasında dördüncü, OECD ülkeleri arasında ise ikinci sıraya geldik. 8. sınıf düzeyinde de matematik ve fen bilimlerinde puanını en fazla artıran ülkelerden biri olduk."
Tekin, Türkiye'nin eğitim teknolojileri alanındaki tecrübesini farklı ülkelerle paylaştığına, dijital dönüşümün ülkelerin birlikte değerlendirmesi gereken konuları beraberinde getirdiğine işaret etti.
Zirvede 20'ye yakın ülkeden eğitim bakanlıklarının aynı masa etrafında buluşmasını da önemli gördüğünü ifade eden Tekin, "Zira dijital dönüşüm bütün ülkelerin birlikte düşünmesi gereken meseleleri de beraberinde getiriyor. Çocuklarımızın mahremiyetinin korunması, teknolojik imkânlara adil erişim, kültürel çeşitliliklerin yaşatılması ve yapay zekânın insan onurunu gözeten bir zeminde geliştirilmesi, bütün insanlığın ortak mesuliyet alanıdır." dedi.
YEĞİTEK Genel Müdürü Canlı: "Teknolojik gücü etik sorumlulukla dengelemek ortak sorumluluğumuz"
Millî Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri (YEĞİTEK) Genel Müdürü Mustafa Canlı da konuşmasında teknolojiyi üretenle eğitimi yürüteni bir araya getiren bu birlikteliğin, geleceğin yol haritasını hep birlikte çizme imkânı tanıdığı için büyük önem taşıdığını söyledi.
Eğitim teknolojilerinin, bir teknik destek aracı olmaktan çıkıp sınırları aşan devasa bir küresel pazara dönüştüğünü ifade eden Canlı, "Bu alanın egemen oyuncuları, bugün dünyanın dört bir yanındaki sınıfları birer hedef pazar olarak görüyor. Oysa eğitime giren her ara yüzün ardında bir pedagoji, bir bilgi anlayışı ve bir öğrenci tasavvuru gizlidir. Bu yüzden bir eğitim teknolojisinin asıl ölçüsü, işlem gücünün yüksekliğinden çok, hangi insanı büyütmeye talip olduğudur. Bilgiyi en hızlı biçimde aktaran bir sistem bile çocuklarımızı bir veri noktasına indirgediği anda eğitimin asıl gayesini ıskalar." dedi.
Yapay zekâyı eğitim sistemine hızla taşırken bu gücün kıymetini akademik başarı grafiklerindeki birkaç puanlık yükselişle ölçmediklerini ifade eden Canlı, "Bizim için yapay zekânın asıl imtihanı, çocuklarımızın önündeki fırsat eşitsizliğini onarıp onaramadığında, farklı dünyaların çocuklarını birbirine yaklaştırıp yaklaştıramadığında görünür hâle geliyor. Teknolojik gücü etik sorumlulukla dengelemek ve eğitimde küresel tekellere karşı her toplumun kendi değerleriyle var olabileceği adil alternatifler üretmek ortak sorumluluğumuzdur." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi'nin açılışı, aile fotoğrafı çekimiyle tamamlandı. Zirvenin açılışına Millî Eğitim Bakan Yardımcıları Celile Eren Ökten, M. Bilal Macit ve Cihad Demirli ile birim amirleri de katıldı.
İstanbul'da düzenlenen uluslararası zirve kapsamında "Eğitim Bakanları Oturumu" gerçekleştirildi.
Oturumun açılışında konuşan Bakan Tekin, "Dijital Çağda İnsan Yetiştirmek: Barış Kültürü, Değerler, Kimlik ve Gelecek" konusu altında gerçekleşen oturumda konuşan Bakan Tekin, "Maalesef dünyada eğitim öğretim sistemleri genel anlamda bir kariyerizm hastalığına tutulmuş durumda. Başarı ve kariyerizm üzerine odaklanmış durumda. Teknoloji ve dijital imkânları da bu anlamda her ülke kendi çıkarlarını artıracak şekilde, emperyalizm daha güçlenecek şekilde maalesef kullanacak bir noktaya doğru evriliyoruz. Egemen söylem bize bunu dayatıyor. Bunu dayattığı için ülkelerin eğitim öğretim sistemleri de tamamen bunun üzerine odaklanmış durumda." ifadelerini kullandı.
Bakan Tekin, katıldığı uluslararası toplantılarda eğitim sistemlerinin mevcut yapısını güçlendirmeye yönelik konuların ele alındığını belirterek ülkelerin müfredatlarındaki ötekileştirici, ayrıştırıcı ve farklı inançlara saygısızlık içeren ifadelerin kaldırılmasına yönelik ortak bir iradenin ortaya konulmadığını ifade etti.
"'Faydalı şeyler nelerdir?' sorusunu buradan cevaplandırmak gerekiyor"
Müfredatlarda yer alan ayrıştırıcı söylemlere ilişkin değerlendirmede bulunan Bakan Tekin, "Oysa bugün farklı ülkelerin sistemlerinde, eğitim öğretim süreçleri içerisinde belli dini gruplara, belli etnik gruplara veya coğrafi olarak sınır olan ülkelerin birbirlerinin müfredatlarında insan haklarına aykırı, insanlık onurunu rencide eden ifadeler var maalesef... Bence buradan başlayarak bugünkü zirvenin konusu olan 'iyi insan' ya da insanlık onuru için faydalı teknolojinin kullanılması anlamında, 'Faydalı şeyler nelerdir?' sorusunu buradan cevaplandırmak gerekiyor." dedi.
Bakan Tekin, teknolojik gelişmeler ve yapay zekâ uygulamalarının insan haklarını, insan onurunu, hukukun üstünlüğünü ve barışı önceleyen bir anlayışla şekillenmesi gerektiğini belirterek dünyada yaşanan çatışmaların yalnızca cehaletle açıklanamayacağını, eğitim sistemlerinin de insan haklarını, barışı ve kardeşliği önceleyen bir yaklaşımı esas alması gerektiğini ifade etti.
Bakan Tekin, yapay zekâ ve eğitim teknolojilerinin insan onuru ve ortak değerler gözetilmeden kullanılmasının insanlığın geleceği açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade ederek şunları söyledi:
"Bu tehlikenin altını çizmek istedim ben. Biz Türkiye'de bu anlamda, eğitimde teknoloji ve yapay zekâyı kullanırken bu hassasiyetlere maksimum özen gösterdik. Komşularımız, ülkemizdeki farklı etnik ve dinî gruplar, diğer farklı ülkelerdeki insan hakları ihlalleri... Bunların hepsine dikkat çeken bir müfredat oluşturduk. Bu müfredatın odağına 'iyi insan'! Etrafına, dünyaya, çevreye saygılı insan, sağlıklı toplum... Bunları kurguladık. Ardından hem eğitim teknolojisi ile ilgili hem de yapay zekâ ile ilgili geliştirdiğimiz yazılımlar, donanım malzemelerinin hepsinde ana parametre olarak insan onuru, kardeşlik, bu gibi kavramları alarak öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin eğitim öğretim süreçlerinde rahatlıkla kullanabilecekleri yapay zekâ ürünleri oluşturmaya çaba sarf ettik. Ürettiğimiz bu materyalleri bizimle aynı şeyleri düşünen, insanlık onurunu, insanlığın haysiyetini, insanlığın geleceği ile ilgili endişe duyan bütün paydaş ülkelerle, bu çalışmalarımızı paylaşabileceğimizi, birlikte çalışmaktan mutlu olacağımı özellikle ifade etmek istiyorum."
Konuşmasının sonunda katılımcılara teşekkür eden Bakan Tekin, insanlığı refaha ulaştıracak, dünyada barışı hâkim kılacak bir eğitim öğretim sisteminin hep birlikte inşa edilmesi temennisinde bulundu.
Yuvarlak masa oturumunda, katılımcılar arasında ortak değerlendirmeler yapılarak iyi uygulama örnekleri ve uluslararası iş birliği imkânları ele alındı. Yuvarlak masa oturumunda konuşan Bakan Tekin, yapay zekânın eğitim üzerindeki etkilerinin tüm dünyada yakından takip edildiğini belirterek, teknolojinin etkin kullanımında insani değerlerin korunmasının katılımcıların ortak hassasiyeti olarak öne çıktığını ifade etti.
Türkiye'nin insan odaklı yaklaşımına destek
Programa İran İslam Cumhuriyeti Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanı Dr. Hossein Simaei Sarraf, Karadağ Eğitim, Bilim ve İnovasyon Bakanı Prof. Dr. Andela Jaksic Stojanovic, Moritanya İslam Cumhuriyeti Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanı Yakoup Ould Moine, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Pakistan İslam Cumhuriyeti Federal Eğitim ve Mesleki Eğitim Devlet Bakanı Wajiha Qamar, Senegal Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanı Moustapha Mamba Guirassy, Arnavutluk Cumhuriyeti Eğitim Bakan Yardımcısı Armela Maxhelaku Baka, Azerbaycan Cumhuriyeti Bilim ve Eğitim Bakan Yardımcısı İdris İsayev, Kırgızistan Eğitim ve Bilim Bakanı Birinci Yardımcısı Mukhtarbek Baimurzaev, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Eğitim ve Bilim Bakan Yardımcısı Driton Sulejmani, Suriye Arap Cumhuriyeti Dinî Eğitimden Sorumlu Bakan Yardımcısı Anas Almousa, Özbekistan Cumhuriyeti Okul Öncesi ve Okul Eğitimi Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sarvarhan Buzurukhanov, OECD Beceriler Merkezi Başkanı El Iza Mohamedou ile Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Shahin Mustafayev katıldı.
Toplantıda söz alan yabancı ülkelerden gelen bakanlar ve bakan yardımcıları da Türkiye'nin eğitimde yapay zekâ ve teknoloji alanında uluslararası iş birliğini güçlendirmeye yönelik öncülüğünü memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. Dijital dönüşümün ülkelerin tek başına yönetebileceği bir süreç olmadığına dikkat çeken katılımcılar, teknolojinin insanın yerini alan değil,insanı güçlendiren bir araç olarak geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Dünyanın farklı bölgelerinde çatışmaların sürdüğü bir dönemde Türkiye'nin insan odaklı ve değer temelli bir yaklaşımla böyle bir girişime öncülük etmesini önemli bulduklarını belirten katılımcılar, zirvenin uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi açısından önemli bir platform oluşturduğunu ifade ederek Bakan Tekin'e ev sahipliği ve gösterdiği yakın ilgi dolayısıyla teşekkürlerini iletti.
Oturum, çekilen aile fotoğrafıyla sona erdi. Oturuma, Bakan Yardımcıları Celile Eren Ökten, M. Bilal Macit ve Cihad Demirli de katıldı.





