Türkiye’de yükseköğretim politikalarının istihdam gerçeklerinden kopuk yapılması, her geçen yıl yeni bir meslek grubunu işsizlik ve güvencesizlik sarmalına sürüklüyor.

Geçmişte eğitim fakültelerindeki kontrolsüz kontenjan artışları ve formasyon politikaları, atama bekleyen öğretmen sayısını 1 milyona ulaştırdı. Benzer bir plansızlık hukuk fakültelerinde yaşandı; kontrolsüzce açılan kontenjanlar sonucunda yeni mezun hukukçular asgari ücretle iş aramak zorunda kaldı.

Bu plansızlık zincirinin son halkası maalesef diş hekimliği oldu. Sağlık Bakanlığı'nın 2026 yılı güncel atama verileri durumun vehametini gözler önüne sermektedir. İlan edilen 521 kişilik sınırlı kadroya 17 binden fazla diş hekimi başvurmuş, başvuru sayısı kadronun 33 katına ulaşmıştır.

43. Türkiye–AB Karma İstişare Komitesi (KİK) Toplantısı’nı TOBB’un ev sahipliğinde gerçekleştiriyoruz
43. Türkiye–AB Karma İstişare Komitesi (KİK) Toplantısı’nı TOBB’un ev sahipliğinde gerçekleştiriyoruz
İçeriği Görüntüle

Ülkenin nüfusu, kamusal ve özel sektör ihtiyaçları net bir şekilde analiz edilebilecekken, üniversite kontenjanlarının bu denli plansız belirlenmesi kabul edilemez. Sorun derinleştikten sonra atılan "kontenjan azaltma" adımları, mevcut mezunların yaşadığı mağduriyeti gidermeye yetmemektedir.

Eğitim ile istihdam arasındaki bağın yeniden sağlıklı kurulabilmesi adına, palyatif çözümler yerine kısa, orta ve uzun vadeli gerçekçi makro planlamaların hayata geçirilmesi zorunludur.