14 Mart Tıp Bayramı’nda duayen hekimlerden önemli mesajlar
14 Mart Tıp Bayramı’nda duayen hekimlerden önemli mesajlar
İçeriği Görüntüle

Genel Başkanımız Talip Geylan ve Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyelerimiz,16 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen iftar programında Ankara şubelerinin yönetim kurulu üyeleri ve kadın komisyonu üyeleri ile bir araya geldi.

Türkiye varsa; ekmek kavgasının, sendikacılığın ve diğer her şeyin ancak bir anlamı vardır.

Programda bir konuşma yapan Genel Başkanımız Talip Geylan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaşa dikkat çekerek, “Yanı başımızda vahşi bir emperyalizm sürüyor. Savaşın 17. gününe gelmiş durumdayız. Daha ilk günlerde İran’da bir okul hedef alındı ve 175 kız çocuğu acımasızca katledildi. Bu mübarek günlerde temennimiz, Allah’ın zalimlere hak ettikleri cezayı vermesidir.” dedi.

Son olayların, devletin ne kadar büyük bir nimet olduğunu bir kez daha gösterdiğini ifade eden Geylan, İran’da yaşananların, devletimizin yaklaşık iki yıl önce ortaya koyduğu “terörsüz Türkiye” hedefinin önemini yeniden gözler önüne serdiğini belirtti. Devletin varlığının hayati olduğunu vurgulayan Geylan, devletsizliğin ne anlama geldiğinin Suriye örneğinde açıkça görüldüğünü dile getirdi. Devletin olmadığı yerde can ve mal güvenliği ile dini değerlerin güvence altında olamayacağını, namusun da korunamayacağını ifade eden Geylan, “Bu nedenle her zaman biz ekmek kavgamızın önüne Türkiye sevdamızı koyduk. ‘Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamızdır’ diyoruz. Çünkü Türkiye varsa; ekmek kavgasının, sendikacılığın ve diğer her şeyin ancak bir anlamı vardır. Allah devletimize zeval vermesin, devletimizin yokluğunu göstermesin” diye konuştu.

15 Mayıs’a kadar yetkiyi elde etmek için yoğun bir çalışma yürüteceğiz.

15 Mayıs’taki yetki sürecine yaklaşık iki ay kaldığını hatırlatan Geylan, bu sürenin en verimli şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Türk Eğitim-Sen teşkilatının bu hedefi gerçekleştirecek liyakat ve azme sahip olduğunu ifade etti. Geylan, 15 Mayıs’a kadar yetkiyi elde etmek için yoğun bir çalışma yürüteceklerini ve her bir çalışanı bu hak mücadelesine dahil etmenin yollarını arayacaklarını bildirdi.

Tüm ek ödemeler esas kazanca dahil edilmeli, 1. Dereceye inmiş tüm kamu çalışanlarına 3600 ek gösterge verilmelidir.

Ekonomik gelişmelere de değinen Geylan, yılın ilk iki ayında enflasyonun %7,9 olarak gerçekleştiğini, hükümetin yıl sonu hedefi olan %16’nın neredeyse yarısına ulaşıldığını belirtti. Bu nedenle ek zam ve refah payı talep ettiklerini, ayrıca enflasyon farkının aylık olarak maaşlara yansıtılması gerektiğini dile getirdi.

Geylan, öğretmenlerin mali ve özlük haklarına ilişkin taleplerini de dile getirerek şunları söyledi: “Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde yaklaşık 123 bin öğretmen emekliliği hak etmiş bulunmaktadır. Ancak bu öğretmenlerimiz, maaşlarında ciddi düşüş olacağı için emekli olmak istememektedir. Bu öğretmenlerimizi emekliliğe teşvik edebilmek amacıyla, uzman ve başöğretmenlik tazminatları, ek ders ücretleri ve kısacası tüm ilave ek ödemeler emeklilik kesintisine dahil edilmelidir.

Ayrıca şunu da belirtmek isteriz ki; 3600 ek gösterge meselesi beceriksiz yetkili sendika nedeniyle çözülememiştir. Oysa 1. Dereceye inmiş tüm kamu çalışanlarına 3600 ek gösterge verilirse ve ilave ödemeler emeklilik kesintisine dahil edilirse hem emeklilik tazminatları hem de emekli maaşları artacaktır. Bu da devlet kapısında görev bekleyen gençlerimiz için yeni istihdam alanı oluşturacaktır.” dedi.

Bayram ikramiyesinin tüm kamu çalışanlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi önemli taleplerimizdendir.

Geylan, ayrıca görevi başındaki memurların da bayram ikramiyesi kapsamına alınması gerektiğini belirterek, yaklaşık 15 milyon vatandaşına bu ödemeyi yapabilen bir ülkenin bütçesinin, görevi başındaki memurlara da ikramiye verilmesiyle sarsılmayacağı ifade etti. Artan hayat pahalılığı ve ekonomik koşulların çalışanlar üzerindeki yükünü hafifletmek için bayram ikramiyesinin önemli bir destek olacağını vurgulayan Geylan, “Bayram ikramiyesinin tüm kamu çalışanlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi önemli taleplerimizdendir” dedi.

Sözleşmeli doktor, hemşire, polis gördünüz mü? Sözleşmeli öğretmen de olamaz!

Geylan, sözleşmeli istihdamın sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayarak, ücretli öğretmenlik görevlendirmelerinin de tamamen kaldırılmasını talep etti. Tüm öğretmenlerin yalnızca kadrolu olarak atanmasının eğitimde verim ve kaliteyi artıracağını belirten Geylan, kadrolu istihdamın mali ve özlük hakları açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti. Geylan, “Sözleşmeli öğretmenlerle kadrolu öğretmenler arasındaki ayrımın kaldırılması ve tüm öğretmenlerin yalnızca kadrolu olarak istihdam edilmesi gerektiğini uzun süredir dile getiriyoruz. Sözleşmeli doktor, hemşire, polis gördünüz mü? Sözleşmeli öğretmen de olamaz!” diyerek, eğitimde kadrolu istihdamın zorunluluğunu vurguladı.

Ayrıca, neredeyse yaygın bir istihdam şekli haline gelen ücretli öğretmen görevlendirmesinin de kaldırılması gerektiğini belirten Geylan, Türk Eğitim-Sen’in yaptığı araştırmaya göre 62 ilde ücretli öğretmen sayısının 71 bin 757’ye ulaştığını, üstelik bu öğretmenlerin 5 bin 862’sinin pedagojik formasyonları dahi olmayan iki yıllık meslek yüksekokulu mezunu olduğunu söyledi. Geylan, bu durumun kabul edilemez olduğunu belirtti.