Kamu Personeli Danışma Kurulu Nedir? Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK); kamu görevlileri sendikaları ve konfederasyonları ile kamu idareleri arasında sosyal diyaloğu geliştirmeyi ve kamu personel sistemine ilişkin konuları değerlendirmeyi amaçlayan bir istişare ve danışma mekanizmasıdır. Kurul; kamu idareleri ile kamu görevlileri sendikaları ve konfederasyonlarının temsilcilerinden oluşur. İhtiyaç halinde, gündemdeki konularla ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri de toplantılara davet edilebilir.
KPDK’da, toplu sözleşme ve kurumsal konular dışında kamu personel sistemini ilgilendiren genel nitelikli konular görüşülür. KPDK istişare ve sosyal diyalog mekanizmasıyken, toplu sözleşme kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının müzakere edildiği ayrı bir süreçtir.
2026 yılının son Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Kurulun yıllardır karar üretme ve alınan kararları hayata geçirme noktasında işlevini yerine getiremediğine dikkat çekerek, “Her KPDK toplantısında toplanıyoruz, konuşuyoruz, dağılıyoruz” diyerek, bir sonraki toplantıya kadar somut kararlar alınmaması halinde KPDK toplantılarının yapılmasının anlamını yitireceğini söyledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda gerçekleştirilen toplantıya Genel Başkan Ali Yalçın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan’ın yanı sıra konfederasyon bünyesindeki sendikaların genel başkanları, yönetim kurulu üyeleri, Bakan yardımcıları ve bürokratlar katıldı. Ali Yalçın, Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantısında kamu personel sisteminin temel sorunlarını ve çözüm önerilerini kapsamlı şekilde gündeme taşıdı. Yalçın, KPDK’nin mevcut yapısıyla sorunların çözümünde beklenen işlevi yerine getiremediğini belirterek, Kurulun karar üreten ve kararların uygulanmasını takip eden etkin bir mekanizmaya dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.
Geçen yıl Memur-Sen tarafından hazırlanan “Kamu Personel Sistemi; Tarihçe-Tespit-Teklif” raporunu hatırlatan Ali Yalçın, KPDK’nin kamu personel sistemindeki sorunların çözüm adresi olması gerektiğini ancak bugüne kadar bu işlevin yeterince yerine getirilemediğini söyleyerek “Bu sorunların çözüm adresi KPDK masasıdır. Fakat masa işlevselliğini, çözüm üretme kapasitesini, ortak karar alma iradesini maalesef gösteremedi. Son 10 yıla baktım. 1 tane doğru düzgün karar alınıp, uygulamaya geçmemiş.” ifadelerini kullandı.
Yalçın sözlerini şöyle sürdürdü: “Her KPDK toplantısında toplanıyoruz, konuşuyoruz, dağılıyoruz. Hepimizin amacı; ülkemizin, milletimizin ve Kamu görevlileri ve emeklilerinin sorunlarını çözmek, siyasetin ve devletimizin omuzlarındaki yükü hafifletmek olmalı.”
KPDK’nin yıllardır gündemli ve sonuç odaklı bir yapıya kavuşması için mücadele ettiklerini belirten Ali Yalçın, toplantıların somut sonuç üretmemesinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Son 10 yıldaki KPDK toplantılarına ilişkin değerlendirmede bulunan Yalçın, yalnızca 4/C’lilerindurumuna ilişkin kararın somut biçimde hayata geçirildiğini belirterek, “Buluş, konuş, ayrıl… Bu masanın amacı bu mu? Bu kadar yetkili organ, kamu adına sorumlu yöneticiler bunun için mi işini gücünü bırakıp geliyor? 4688 sayılı Kanunun neden değişmesi gerektiğinin en somut göstergesi, bu KPDK toplantılarıdır” diye konuştu.
Sözlerinin devamında kamu personel sistemine ilişkin sorunların kamu bürokrasisi tarafından da bilindiğini belirten Ali Yalçın, çözüm için sosyal tarafların görüşlerinin dikkate alındığı, kararların bağlayıcı ve takip edilebilir bir mekanizmaya ihtiyaç duyduğunu kaydetti. KPDK’nin bundan sonra karar üreten bir yapıya dönüşmesi gerektiğinin altını çizen Yalçın, bir sonraki toplantının Mart ayında yapılacağını hatırlatarak “Şayet, bu KPDK toplantısında karar alınan, ya da çalışması bir sonraki KPDK toplantısına kadar tamamlanmayan bir husus olmazsa eğer artık KPDK toplantılarının yapılmasına gerek yoktur. Hepimizin amacı ülkemizin, milletimizin ve Kamu görevlileri ve emeklilerinin sorunlarını çözmek, siyasetin ve devletimizin omuzlarındaki yükü hafiflet olmalı.” şeklinde konuştu.
Bir sonraki toplantıya kadar somut sonuç alınması gerektiğini belirten Ali Yalçın, “O tarihe kadar elle tutulur, masanın da ismine, katılımcılarına yakışır bir karar çıkmayacaksa masayı toplamanın, sahaya da selam yollamanın hiçbir anlamı yok” dedi.
Yalçın: Bu toplu sözleşme sistematiğiyle yol almak artık imkânsız
Konuşmasında KPDK’deki işlev kaybının 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun kapsamı ve yapısıyla doğrudan ilişkili olduğuna da değinen Genel Başkan Yalçın, toplu sözleşme sisteminin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Memur-Sen’in mevcut kanunla 1124 kazanım elde ettiğini hatırlatan Ali Yalçın; tazminat yansıtma oranlarından ek gösterge düzenlemelerine, sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesinden hizmet sınıfı düzenlemelerine kadar birçok önemli kazanımın toplu sözleşme sistemi üzerinden elde edildiğini vurgulayarak, “Bu toplu sözleşme sistematiğiyle yol almak, sorun çözmek artık imkânsız” dedi.
4688 sayılı Kanun’un; süresi, kapsamı, tutanak sistemi, Hakem Kurulu’nun yapısı, grev hakkı, toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasından kaynaklanan sorunların çözümü başta olmak üzere yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Ali Yalçın, kanunun ILO normlarına uygun hale getirilmesi çağrısında bulundu. Kamu personel sisteminin dağınık yapısının sorunların çözümünü güçleştirdiğini belirten Yalçın, personel sistemine ilişkin görüş ve uygulamaların merkezi bir yapı tarafından koordine edilmesi gerektiğini söyledi.
Ali Yalçın, toplu sözleşme hükümlerinin uygulanması sırasında bir günde çözülebilecek sorunlar için aylarca beklendiğini belirterek “Personel sisteminin merkezi bir teşkilat yapısıyla güçlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca kurumların teşkilat yapıları, kadro ve pozisyon sayıları ile kurum ve unvan bazında istihdam alanlarına ilişkin verilerin sistematik biçimde ortaya konulması gerekiyor” diye konuştu.
“Mülakatlar kaldırılmalı, liyakat esas alınmalı”
Kamu personel sisteminde personel alım süreçlerinin yeniden ele alınması gerektiğini belirten Ali Yalçın, mülakat uygulamasının mağduriyetlere yol açtığını ifade etti. Mülakatın şeffaf, kariyer odaklı ve liyakat temelli hale getirilmesi gerektiğini söyleyen Yalçın, “Sınavdan 90-95 alan bir aday nasıl olur da mülakattan 25 alır, 30 alır? ‘Mülakat mağdurları’ diye bir ifadenin varlığı bile ülkemizin büyüklüğüne ve gücüne yakışmıyor” dedi.
Mülakatın kaldırılması çağrısında bulunan Yalçın, “Biz diyoruz ki; mülakatı kaldıralım, başarıyı esas alacak şekilde branşı zenginleştirelim, alan içeriklerini genişletelim, mesleki bilgi ve beceriyi ölçen liyakat esaslı objektif sistemi hayata geçirelim. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarında da mülakatı kesinlikle kaldırmalıyız” diye konuştu.
Ali Yalçın: 1 günde çözülecek konular için 3 ay beklediğimiz oluyor
Kamu personel sistemindeki dağınıklığın giderilmesi gerektiğini belirten Yalçın, personel politikalarının koordinasyonunu sağlayacak merkezi bir yapıya ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında da benzer sorunlar yaşandığını belirten Yalçın, “1 günde çözülecek sorun için 3 ay beklediğiniz hatta görüş verilmediği konular oluyor. Bu noktada kesinlikle bir merkezi teşkilat kurulmalı ve dağınıklık toparlanmalıdır” ifadelerini kullandı. Personel sistemine ilişkin güncel verilerin de yetersiz olduğunu belirten Yalçın, “Personel sistemine ilişkin nicel veri de yok denecek kadar az. Kurumların merkez, taşra, yurt dışı teşkilat yapısı, kadro-pozisyon sayıları ya da kurum ve unvan düzeyinde istihdam alanına ulaşmak mümkün değil” dedi.
Sözleşmeli istihdamda önemli kazanımlar elde edildiğini ancak istihdam türlerindeki parçalanmışlığın sürdüğünü belirten Ali Yalçın, farklı statülerin sadeleştirilmesi gerektiğini belirterek, “İdari hizmet sözleşmelisi ayrı, kurum sözleşmelisi ayrı, süresiz sözleşmeli ayrı çeşit çeşit alan var. Burada sistemi ciddi anlamda tekleştirmemiz, sadeleştirmemiz, iş-aile hayatı dengesini korumamız ve nihayetinde de istihdam türünü kadrolaştırmamız gerekiyor. Memur işi yapanların farklı statüde olmaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Anayasa’nın ilgili hükmünün tam anlamıyla uygulanması gerektiğini belirten Genel Başkan Yalçın, kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli işler memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüldüğü hükmünü hatırlatarak, bu düzenlemenin karşılığını bulması gerektiğini söyledi.
“Mücadele yöntemleriniz elinizden alınıyorsa adil toplu pazarlık olmaz”
Kamu görevlilerinin hak ve yasaklarının da günün şartlarına uygun hale getirilmesi gerektiğini belirten Ali Yalçın, siyaset yasağının yeniden ele alınması, toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağının kaldırılması ve grev hakkının verilmesi çağrısında bulundu. Yalçın, “Siyaset yasağı artık günümüzün demokratikleşmesine uygun düşmüyor. Toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağı kaldırılmalı, grev hakkı verilmelidir. Mücadele yöntemleriniz elinizden alınıyorsa, adil bir toplu pazarlık hakkından bahsedemeyiz” diye konuştu.
Sözlerinin devamında disiplin süreçlerinde yaşanan sorunların da çözülmesi gerektiğini belirten Ali Yalçın, keyfi uygulamaların kamuya hem mali hem de sosyal açıdan külfet oluşturduğunu belirtti ve “Kurumlarda keyfi birçok uygulama oluyor. Dava süreçleri ve iptaller sonucunda kamuya hem mali açıdan hem de sosyal açıdan külfet oluşuyor. Disiplin cezalarının, günün koşullarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Kamu görevlilerinin mali haklarının çok sayıda ödeme kalemine bölündüğünü belirten Ali Yalçın, daha sade ve anlaşılır bir ücret sistemine ihtiyaç olduğunu söyledi. Yalçın, “Kamu görevlilerinin mali haklarına ilişkin 7-8 ana kalem bulunuyor; buna ilave olarak da yaklaşık 20’ye yakın farklı kalemde ödeme yapıldığı görülüyor” dedi. Sosyal tarafların dışarıda bırakılarak yapılan düzenlemelerin tepkiye neden olduğunu belirten Yalçın, “Bu noktada ‘biz biliyoruz, bizim dediğimiz gibi olacak’ anlayışının oluşturduğu sosyal maliyeti hepimiz görüyoruz, yaşıyoruz ve biliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Parçalanmış sistemi toparlayan bir yapıya ihtiyaç var”
Konuşmasında en düşük memur maaşının en düşük ücret alan çalışandan az olmaması gerektiğini vurgulayan Yalçın, “Bu nedenle en düşük memur maaşı kesinlikle ve kesinlikle, altını özellikle çizerek ifade ediyorum, diğer statüde istihdam edilen en düşük ücret alan çalışandan az olamaz. Cumhurbaşkanımızın 2023 yılındaki sözü açık ve nettir. Kamuda çalışma barışını acilen tesis etmemiz gerekiyor. Daha anlaşılır ve sade, statüler arasındaki hiyerarşik dengeyi koruyan, parçalanmış sistemi toplayan bir bordro yapısına ihtiyaç var. Onun için de 3 farklı katsayının tek katsayıya düşürülmesi gerekiyor.” dedi.
Sosyal yardımların kamu çalışanlarının ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde güçlendirilmesi gerektiğini belirten Ali Yalçın, kira yardımı, lojman ve bayram ikramiyesi başlıklarında adım atılması çağrısında bulunarak şunları söyledi: “Doğum oranı artışını desteklememiz gerekiyor. ‘Aile ve nüfus 10 yılı’ kapsamında ciddi adımlar atmamız gerekiyor. Kira yardımı uygulamasında kesinlikle adım atılmalı, tedbir alınmalı ve lojman uygulamaları yaygınlaştırılarak personelin belirli bölgelerden/illerden kaçışı engellenmelidir.”
Bayram ikramiyesi konusunda da çağrıda bulunan Yalçın, “İkramiyesi olmayan tek kesim şu an kamu görevlileri… Aynı işveren fakat farklı uygulamalar var. Sosyal devlet ilkesinin gereğini bu noktada daha görünür hale getirmemiz gerekiyor” dedi. Kamu görevlilerinin gelirlerinin emekliliğe ve prime esas kazanca yeterli ölçüde yansımamasının önemli bir sorun olduğunu belirten Ali Yalçın, bütün gelirlerin prime esas kazanca dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Kamu görevlilerinin sadece aldığı maaş üzerine cümle kurması beklentisinin mantıksızlığına değinen Ali Yalçın, “66 Bin liraalan bir memurun, 35 Bin lirası prime esas kazanca dahil. İşçilerde her bir kuruşuna kadar prim alınıyor. Devlet kendi tarafına geldiğinde memurun sadece aldığı maaş üzerinden cümle kurmasını bekliyor. Onun için istisnasız bütün gelirler, prime esas kazanca dahil edilmelidir” diye konuştu.
Yalçın: Fazla çalışma ücretinde adalet sağlanmalı
Memurların fazla çalışma ücretinin mevcut haliyle kabul edilemeyeceğini belirten Yalçın, “Bugün bir memura fazla çalışma yaptığında saatlik 16,55 lira ödeniyor. Benzer ücret alan bir işçi saatlik bin lira alıyor. Yani memurun 60 katı alıyor” dedi.
Bu durumun bütçeyle açıklanamayacağını vurgulayan AliYalçın, “Bakın açık söylüyorum kim söylerse söylesin. Bu durumun ne mantığını ne haklılığını ne de adaletini açıklayamaz. Bu bütçeyle, gelirle, giderle alakalı bir durum değil. Bu alın teriyle, emekle alakalı bir durum. Ayrıca bu rakamın toplu sözleşme masasında yetkili Konfederasyonla belirlenmesi gerekiyor” diye konuştu.
Yalçın: Emeklilik sistemi yeniden ele alınmalı
Emeklilik sisteminin hem emeklilerin hem de halen görev yapan kamu görevlilerinin sorunu olduğunu belirten Ali Yalçın, mevcut sistemin ciddi mağduriyetler oluşturduğunu söyledi. “Emekli olanlar pişman, emekli olmayı düşünenler zorunlu emekliliğe kadar çalışmayı düşünüyor, kamuda emekli olmayı düşünenler azaldığı için istihdam bekleyen gençler istihdama giremiyor” diyen Ali Yalçın, emekli aylıkları ile görev aylıkları arasındaki farkın giderek açıldığını belirtti.Yalçın, “Emeklilerin durumu cidden çok vahim. Bugün emekli olan bir mühendis görev aylığının %48’ini, başöğretmen %50’sini, teknisyen %51’ini alıyor. Listeyi uzatabilirim. %75, %80 olan denge maalesef %50, %45’e kadar geriledi. Sistemsel olarak emekli aylığı görev aylığının %75’inden az olmamalıdır” ifadelerini kullandı.
“3600 ek gösterge düzenlemesi hayata geçirilmeli”
Konuşmasının devamında birinci dereceye 3600 ek gösterge düzenlemesinin daha fazla geciktirilmemesi gerektiğini belirten Yalçın, “Sözü verilen vaadi geciken 1. Dereceye 3600 ek gösterge düzenlemesi hemen hayata geçmelidir. Bunun için bir düzenleme ya da büyük bir paket beklemeye, vakit kaybetmeye gerek yok” dedi.
Düzenlemeden 470 bin kişinin etkileneceğini belirten Genel Başkan Yalçın, birinci dereceye gelen yükseköğrenim görmüş memurların mevcut sistem nedeniyle gelir kaybı yaşadığını ifade etti.
Yalçın: Vergide adalet olmadan gelirde adalet olmaz
Mühendisler, Yardımcı Hizmetler Sınıfı personeli, kariyer uzmanları ve diğer kamu görevlilerinin sorunlarının da çözülmesi gerektiğini belirten Ali Yalçın, gelir vergisi uygulamasında adalet çağrısı yaptı. Matrahların adil belirlenmemesinden kaynaklı verilen zamlar yıl içerisinde 6-7 aydan itibaren çalışanın elinden alındığına dikkat çeken Yalçın “Vergilerin sabitlenmesi ve matrahların adil olarak belirlenmesi gerekiyor. Vergide adalet olmadan, gelirde adalet olmaz!” diye konuştu.
Esnek ve uzaktan çalışma modellerinin de güvenceli biçimde hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Ali Yalçın, “Kamu çalışanlarının talep ettiği, daha hızlı ve pratik her çözüm masanın gündeminde olmalı” dedi.
“4688 sayılı Kanun yeniden düzenlenmeli”
Kamu personel sistemindeki birçok sorunun 4688 sayılı Kanun’un mevcut yapısından kaynaklandığını belirten Ali Yalçın, Kanun’un süresi ve kapsamının sorunların çözümüne imkan vermediğini söyleyerek, “Bütün bu hususların kesiştiği bir alan var. O da 4688 sayılı Kanun. Bu sorunların birçoğu, masada sosyal taraflarla, mali külfet olmadan, pratik ve hızlı olarak çözülebilecek konular. Kanunun süresi buna yetmiyor. Kapsamı buna izin vermiyor” ifadelerini kullandı.
Memur-Sen’in mevcut Kanun üzerinden 1124 kazanım elde ettiğini hatırlatan Ali Yalçın, “2010 yılında ortaya koyduğumuz kararlı iradenin aynısını yine ortaya koyuyoruz. Bu toplu sözleşme sistematiğiyle yol almak, sorun çözmek artık imkansız” diye konuştu.
Yalçın: ILO normlarına uygun toplu sözleşme sistemi olmalı
Konuşmasının son bölümünde 4688 sayılı Kanun’un kapsamlı biçimde değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Genel Başkan Yalçın, “Süresiyle, kapsamıyla, tutanak sistemiyle, adil hakem heyetiyle, grev hakkıyla, uygulanmasından kaynaklanan sorunların çözümüyle, sendikal mücadelenin ve kazanımların hakkını yetkili konfederasyona teslim eden sistematiğiyle; ILO normlarına uygun bir Kanuna geçmemiz, mevcut kanunu revize etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
KPDK’nin bundan sonra karar üreten ve alınan kararların uygulanmasını takip eden bir mekanizmaya dönüşmesi gerektiğini belirten Ali Yalçın, konuşmasını şu sözlerletamamladı: “Kamu idaresinin bütün heyeti burada. Bakanlığın hazırladığı rapora ilişkin değerlendirmelerini, önerilerini ve katkılarını alalım. Ardından Meclis’e gönderelim.”
Bakan Işıkhan: Kamu personel sistemi yeniden değerlendirilmeli
Toplantıda konuşan Bakan Vedat Işıkhan; Kamu hizmetlerinin etkin, verimli ve kaliteli şekilde sunulabilmesinin güçlü ve nitelikli bir kamu personel sistemine bağlı olduğunu belirtti. Kamu çalışanlarının hak ve menfaatlerinin korunmasının yanı sıra kamu hizmetlerinin değişen ihtiyaçlara cevap verebilecek bir insan kaynağı yapısıyla yürütülmesinin de önem taşıdığını söyleyen Vedat Işıkhan, kamu personel sisteminin statik biryapı olmadığını belirterek “Kamu hizmetlerinin niteliği, çalışma hayatının koşulları, teknolojik gelişmeler, demografik değişimler ve kamu yönetiminin ihtiyaçları zaman içerisinde değişebilmektedir. Dolayısıyla kamu personel mevzuatımızın da bu değişim ve dönüşümlere uyum sağlayacak şekilde belirli aralıklarla gözden geçirilmesi kaçınılmazdır. Bugün geldiğimiz noktada geçmişten bugüne önemli kazanımlar sağladığımız kamu personel sistemimizin, mevcut ihtiyaçlar ve geleceğin kamu yönetimi anlayışı çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gereken bazı yönlerinin bulunduğunu görüyoruz. Buradaki amacımız, bugüne kadar oluşturulan birikimlerin ve kazanımların üzerine yeni ve daha güçlü bir yapı inşa etmektir” dedi.
Kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının toplu sözleşme yoluyla belirlenmesine imkan sağlayan 2010 yılı Anayasa değişikliğinin önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Bakan Işıkhan, sendikalaşma oranının 2002 yılında yüzde 47 seviyesinden bugün yüzde 78’e ulaştığını belirtti. Işıkhan, örgütlenme hakkının daha etkin kullanılmasının çalışma hayatında demokratik katılımın ve sosyal diyaloğun güçlenmesine katkı sağladığını kaydetti.
“Sosyal diyalog mekanizmalarını istişare alanları olarak değerlendiriyoruz”
Kamu personel sisteminin geliştirilmesinde sosyal diyalog mekanizmalarının etkin şekilde kullanılmasının önemine dikkat çeken Bakan Işıkhan, kamu görevlileri sendikaları ve konfederasyonları kamu personel sistemine ilişkin çalışmaların önemli paydaşları olarak gördüklerini söyledi. KPDK’nin geleceğin kamu personel sisteminin şekillendirilmesinde önemli bir istişare alanı olduğunu belirten Işıkhan, “Bizler her zaman kamu görevlileri sendikalarımızı ve konfederasyonlarımızı kamu personel sistemine ilişkin çalışmalarımızın önemli paydaşları olarak gördük. Kamu Personeli Danışma Kurulu başta olmak üzere, sosyal diyalog mekanizmalarını geleceğin sisteminin şekillendirildiği istişare alanları olarak değerlendiriyoruz. Bu anlayışın somut bir örneği olarak, 22 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirdiğimiz son Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantısında, çalışma hayatına ilişkin güncel koşullar çerçevesinde 4688 sayılı Kanunda yapılabilecek düzenlemeler konusunda siz değerli sendikalarımızın, konfederasyonlarımızın görüş, önerilerini ve değerlendirmelerini aldık” diye konuştu.
Kamu personel sisteminde ihtiyaç duyulan düzenlemelerin sosyal tarafların görüş ve önerileri dikkate alınarak ortak akıl ve istişare anlayışıyla şekillendirilmesini önemsediklerini vurgulayan Bakan Vedat Işıkhan, amaçlarının gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçları da öngören, kamu hizmetlerinin niteliğini ve çalışanların çalışma hayatını birlikte destekleyen bütüncül bir sistem oluşturmak olduğunu ifade etti.
Bakan Işıkhan: Kamu personel yapısı büyük önem taşıyor
Son dönemde kamu personel sistemine yönelik hayata geçirilen düzenlemelere de değinen Işıkhan, 2022 yılında gelir vergisi tutarı kadar vergi muafiyeti, 2023 yılında ek gösterge düzenlemesi, sözleşmeli personelin kadroya geçişi gibi kritik adımlar attık. Kadın çalışanların analık izninin işçilerle birlikte 16 haftadan 24 haftaya çıkarıldığını hatırlatarak, düzenlemenin çalışanların aile ve çalışma hayatını birlikte sürdürebilmelerini desteklediğini söyledi.
Kamu personel sisteminin geliştirilmesine yönelik çalışmaların özenle sürdürüldüğünü belirten Bakan Işıkhan, güçlü, etkin ve vatandaş odaklı bir kamu yönetiminin tesis edilmesinde nitelikli ve motivasyonu yüksek bir kamu personel yapısının büyük önem taşıdığını kaydetti.




