Kamu Personeli Danışma Kurulu Nedir? Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK); kamu görevlileri sendikaları ve konfederasyonları ile kamu idareleri arasında sosyal diyaloğu geliştirmeyi ve kamu personel sistemine ilişkin konuları değerlendirmeyi amaçlayan bir istişare ve danışma mekanizmasıdır. Kurul; kamu idareleri ile kamu görevlileri sendikaları ve konfederasyonlarının temsilcilerinden oluşur. İhtiyaç halinde, gündemdeki konularla ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri de toplantılara davet edilebilir.

KPDK’da, toplu sözleşme ve kurumsal konular dışında kamu personel sistemini ilgilendiren genel nitelikli konular görüşülür. KPDK istişare ve sosyal diyalog mekanizmasıyken, toplu sözleşme kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının müzakere edildiği ayrı bir süreçtir.

Toplantıya Genel Başkanımız Önder Kahveci ile birlikte Toplu Sözleşmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız ve Türk Büro-Sen Genel Başkanımız Türkeş Güney ile teknik heyetimiz katıldı.

BAKAN IŞIKHAN: SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ ADINA GAYRET GÖSTERİYORUZ

Toplantının açılışında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantısının çalışma hayatı açısından hayırlı olmasını dileyerek, kamu çalışanlarının sorunlarının çözümü noktasında gereken çaba ve gayreti göstermeye devam edeceklerini ifade etti.

ÖNDER KAHVECİ: KPDK’NIN BİRİKMİŞ SORUNLARA KALICI ÇÖZÜMLER ÜRETMESİNİ BEKLİYORUZ

Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantısında çalışma hayatının sorunlarını gündeme taşıyan Genel Başkanımız Önder Kahveci, “Beklentimiz; burada dile getirilen görüşlerin bir çalışma takvimine bağlanması, sorumlu kurumların belirlenmesi ve kamu çalışanlarımızın hayatında karşılığı olan düzenlemelere dönüşmesidir” dedi.

Kahveci, “Kamu Personeli Danışma Kurulumuzun bugün ele aldığı “Kamu Personel Sistemine İlişkin Düzenleme İhtiyacı Bulunan Hususlar” gündeminin, kamu çalışanlarımızın birikmiş sorunlarına kalıcı çözümler üretmesini temenni ediyorum.

Bu toplantının öncekiler gibi sorunları bir kez daha dile getirdiğimiz yer değil çözümün nasıl kurulabileceğini ortaya koyduğumuz bir sürecin başlangıcı olmasını diliyorum.

Beklentimiz; burada dile getirilen görüşlerin bir çalışma takvimine bağlanması, sorumlu kurumların belirlenmesi ve kamu çalışanlarımızın hayatında karşılığı olan düzenlemelere dönüşmesidir.

Türkiye Kamu-Sen olarak akademisyenlerimizin, uzmanlarımızın, sendikalarımızın ve kamu hizmetinin içinde çalışan arkadaşlarımızın birikimiyle hazırladığımız “Türk ve Türkiye Yüzyılı İçin Kamu Personel Rejimi Önerisi” raporunu daha önce kamuoyuyla paylaşmıştık.

Bugün, hazırladığımız bu çalışma üzerinden kamu personel sisteminde düzenlenmesi gereken hususları sizlerle paylaşacağım.

Takdir edileceği üzere parçalı sorunları, birbirinden kopuk düzenlemelerle kalıcı biçimde çözmek mümkün değildir.

Bir alanda yapılan değişiklik, başka bir alanda yeni bir mağduriyet yaratıyorsa sistemin bütününe yeniden bakmak gerekir.

Bu bakımdan kamu personel rejimi, yalnızca memurun dosyasını ve bordrosunu ilgilendiren teknik bir mesele değildir.

Devlet ile millet arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağını belirleyen temel meselelerden biridir.

Güçlü devlet, mutlu vatandaşla; mutlu vatandaş, etkin bir kamu hizmetiyle; etkin kamu hizmeti de liyakatli, güvenceli ve emeğinin karşılığını alan kamu çalışanıyla mümkündür.

Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefini kamu çalışanının omuzlarında yükselteceksek, o çalışanın hakkını ve hukukunu da aynı ciddiyetle gözetmek zorundayız.

KAMU PERSONEL SİSTEMİNDE YAPILMASINI TALEP ETTİĞİMİZ DEĞİŞİKLİKLER

Kamu çalışanı, mevzuatı uygulayan kişidir; aynı zamanda devletin adaletini, ciddiyetini ve güvenilirliğini vatandaşımıza taşıyan insandır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, kamu yönetimimize önemli bir temel kazandırmıştır.

Ancak aradan geçen uzun zaman içinde hizmetler çeşitlenmiş, meslekler değişmiş, teknoloji ilerlemiş ve vatandaşın beklentileri farklılaşmıştır.

Bu süreçte kanuna ve ilgili mevzuata çok sayıda müdahale yapılmış; farklı istihdam biçimleri, ayrı ücret düzenleri ve kurumlara özgü uygulamalar ortaya çıkmıştır.

Bu nedenle değişim zorunlu hale gelmiştir.

Türkiye Kamu-Sen açısından kanunda değişiklik; iş güvencesinin zayıflatılması, memuriyetin sözleşmeli bir ilişkiye dönüştürülmesi veya çalışanların kazanılmış haklarının daraltılması anlamına gelemez.

Kanun, mevcut hakları koruyarak adaleti; hizmetin kalitesini artırırken çalışanı da güçlendirmelidir.

Bu çerçevede sistemin liyakat, devlete sadakat, statü hukuku, görevde ve emeklilikte refah ilkeleri üzerinde inşa edilmesini öneriyoruz.

Bu ilkelerle birlikçe amacımız;

  • Adil ve sade bir ücret sistemi,
  • Güvenceli istihdam,
  • Güçlü sosyal güvenlik,
  • Etkin kamu hizmeti üretimidir.

Liyakatli insanı seçip güvencesiz bırakmak yeterli değildir.

Güvence verip kariyer yolunu kapatmak yeterli değildir.

Çalışırken gelirini iyileştirip emeklilikte yoksulluğa itmek de yeterli değildir.

Bütünlüklü bir personel sistemi, bu dört ilkeyi birlikte hayata geçirmelidir.

YENİ PERSONEL SİSTEMİ ÖNERİMİZİN TEMEL İLKELERİ

Liyakat, kamu hizmetine girişten başlayarak görevde yükselmeye ve yönetici atamalarına kadar bütün aşamalarda belirleyici olmalıdır.

Mülakat uygulamasının kaldırılması talebimizi bu nedenle ısrarla sürdürüyoruz.

Kamu hizmetine girişte ve görevde yükselmede, yazılı ve objektif sınav esas alınmalıdır.

Yönetici seçimi de görevin gerektirdiği yeterliliği taşıyan kişiler arasından yapılmalıdır.

Raporumuzda görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının, ihtiyaç bulunan kurumlarda en geç iki yılda bir açılmasını öneriyoruz.

Boş kadrolar ilan edilmeli, sınav takvimi önceden bilinmeli, atamalar yazılı sınav başarısına göre gerçekleştirilmelidir.

Kurum içinden kariyer mesleklere geçiş için de nesnel şartlara bağlı yollar açılmalı; raporumuzda önerdiğimiz kurum içi kontenjan modeli değerlendirilmelidir.

Asaleten atama esas olmalı; vekâlet, gerçekten geçici ihtiyaçlarla sınırlı tutulmalıdır.

Liyakati güçlendirmek için hizmet içi eğitim de yeniden ele alınmalıdır.

Personelin görevinde karşılaştığı sorunları çözmesine, yeni teknolojileri kullanmasına ve sorumluluğunu doğru yerine getirmesine katkı sağlanmalıdır.

İkinci temel ilkemiz, devlete sadakattir.

Kamu görevlisinin bağlılığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, Anayasa’ya, kanunlara ve milletimizin ortak menfaatlerine yöneliktir.

Kamu yetkisi, herhangi bir grubun, çevrenin veya kişisel ilişkinin menfaatini korumak için kullanılamaz.

Kamu çalışanına mesleki bilgiyle birlikte kamu etiği, tarafsızlık, hukuk devleti ve kamu yararı bilinci kazandırılmalıdır.

Görevini yaparken hukuka bağlı kalan memurun, bu bağlılık nedeniyle baskı altında kalmamasını sağlayacak güvenceler de kurulmalıdır.

Kamu idaresi, çalışanların sendikal tercihleri karşısında tarafsız olmak zorundadır.

Görevde yükselmede, tayinde, görevlendirmede veya sosyal imkânlardan yararlanmada sendika üyeliği bir avantaj yahut dezavantaj sebebi olamaz.

Üçüncü ilkemiz olan statü hukuku, bu tarafsızlığın önemli güvencelerinden biridir.

Memuriyetin hak ve yükümlülükleri, kişiye göre değişen sözleşmelerle veya idarenin tek taraflı takdiriyle değil, önceden belirlenmiş hukuk kurallarıyla düzenlenmelidir.

İş güvencesi, kamu çalışanının görevini hukuka uygun ve tarafsız biçimde yerine getirebilmesini sağlar.

Mevzuata aykırı bir talebi reddeden, kamu kaynağını koruyan, vatandaşın hakkını gözeten memur, yarın işini kaybetme korkusuyla karşı karşıya kalmamalıdır.

Bu nedenle iş güvencesinin korunması, çalışanlarımızın hakkı olduğu kadar kamu hizmetinin güvenilirliğinin de şartıdır.

Görev tanımlarının açıklığı, yeterli personel, uygun araç ve gereç, iyi eğitim ve adil bir denetim sistemiyle hizmet kalitesi yükseltilebilir.

Kamuda aynı hizmeti yürüten insanların farklı statüler nedeniyle farklı haklara sahip olması, sistemimizin temel sorunlarından biridir.

Aynı odada çalışan, aynı sorumluluğu taşıyan iki kamu görevlisinin tayin, izin, ücret ve emeklilik haklarının birbirinden ayrılması, çalışanların adalet duygusunu zedelemektedir.

Biz, devletin asli ve sürekli görevlerinde kadrolu ve güvenceli istihdamın esas alınmasını istiyoruz.

Sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesini savunuyoruz.

Ancak belirli aralıklarla kadro düzenlemesi yapıp ardından yeniden sözleşmeli istihdamı genişletmek, sorunu geleceğe taşımaktadır.

Çözüm, kadroya geçişin yanında işe girişten itibaren güvenceli istihdamı esas alan bir sistem kurmaktır.

Bu nedenle 3+1 modeli yeniden değerlendirilmelidir.

Kamu çalışanının aile hayatı ve mesleki geleceği, uzun bekleme sürelerine bağlı bırakılmamalıdır.

Raporumuzda, sözleşmeli ve vekil gibi farklı adlarla istihdam edilen personelin durumunun bütüncül biçimde ele alınmasını öneriyoruz.

Kadro düzenlemelerinde kapsam dışında kalan grupların sorunları da açık bir çözüm takvimine bağlanmalıdır.

Statü değişiklikleri yapılırken ücret, emeklilik, nakil ve diğer kazanılmış hakların korunması temel şart olmalıdır.

Aynı şekilde, daha önce farklı statülerden kadroya geçirilen çalışanların eğitimlerine uygun unvanlara erişim sorunları çözülmelidir.

Statü birliği, çalışanların haklarını aşağıda eşitleyerek değil haklarını güçlendirerek sağlanmalıdır.

Bu bütünlüğü kurabilmek için merkezi bir personel otoritesine de ihtiyaç vardır.

Raporumuzda, Devlet Personel Başkanlığı benzeri, ancak günümüzün ihtiyaçlarına uygun ve daha kapsamlı bir kurum öneriyoruz.

Personel planlamasını, uygulama birliğini, verileri, görev tanımlarını ve kurumlar arasındaki koordinasyonu birlikte ele alacak güçlü bir yapı oluşturulmalıdır.

Hangi meslekte, hangi bölgede, ne kadar personele ihtiyaç bulunduğunu ortaya koymalı; kamu hizmetlerinin gelecekte gerektireceği yetkinlikleri belirlemelidir.

Aynı hükmün farklı kurumlarda farklı yorumlanmasından doğan mağduriyetler giderilmeli, çalışanların haklarını dava açmadan öğrenebildiği ve kullanabildiği bir uygulama düzeni kurulmalıdır.

Hizmet ihtiyacı ile aile birliğini birlikte gözeten bir sistem kurmak mümkündür; kamu yönetiminin görevi de bu dengeyi sağlamaktır.

Eşinden ve çocuğundan uzakta çalışan bir kamu görevlisinin sorunu yalnızca yol masrafı değildir.

Çocuğunun büyümesine katılamamak, hastalıkta ailesinin yanında bulunamamak ve iki ayrı hanenin giderlerini karşılamak da bu sorunun parçasıdır.

Aileyi korumayı hedefleyen politikaların, devletin kendi çalışanlarının tayin uygulamalarında somut karşılığı bulunmalıdır.

Eş durumu, eğitim, sağlık, engellilik ve bakım ihtiyaçlarına dayanan yer değiştirme talepleri bütün statüler bakımından adil kurallarla karşılanmalıdır.

Kurumlar arası geçiş ve becayiş imkânları geliştirilerek mevcut personel ihtiyacının daha dengeli karşılanması sağlanmalıdır.

Personel temininde güçlük yaşanan yerlerde çözümün merkezine teşvik konulmalıdır.

Raporumuzda bu bölgelerin objektif ölçütlerle belirlenmesini; ücret desteği, lojman, kreş ve ulaşım imkânlarıyla görevin cazip hale getirilmesini öneriyoruz.

Uzun süre zor şartlarda görev yapan personelin başka bölgelere geçiş talebi de karşılık bulmalıdır.

Afet bölgelerinde çalışan kamu görevlileri için ise barınma, görev tazminatı ve isteğe bağlı tayin gibi özel tedbirler geliştirilmelidir.

Her kadronun hangi işi yapacağı, hangi yetkiyi kullanacağı ve ne ölçüde sorumlu olacağı açıklığa kavuşturulmalıdır.

Çalışanların kadrolarıyla ilgisiz işlerde görevlendirilmesi önlenmelidir.

Raporumuzda mühendislik, afet, denetim, maliye ve diğer ihtisas alanları için yeni hizmet sınıflarının değerlendirilmesini, mühendislik mesleğine ilişkin özel bir kanun çıkarılmasını öneriyoruz.

Dijitalleşme ve yapay zekâ, kamu hizmetlerinin sunumunu hızla değiştirmektedir.

Bu değişim, personel rejimi tartışmasının dışında bırakılamaz.

Yeni sistemler kurulurken çalışanların hangi eğitime ihtiyaç duyacağı, görevlerinin nasıl değişeceği, karar süreçlerinde hangi sorumluluğu taşıyacağı önceden belirlenmelidir.

Türkiye Kamu-Sen’in Sendika 4.0 yaklaşımı da çalışma hayatını ve kamu hizmetlerini geleceğe hazırlama hedefini taşımaktadır.

Yeni teknolojiler kamu hizmetini kolaylaştırırken çalışanların hakları, kişisel verileri ve mesleki gelişimi korunmalıdır.

Otomasyonla değişen işlerde yeniden eğitim ve uygun görevlendirme imkânları geliştirilmelidir.

İZİNLER, SOSYAL YARDIMLAR VE SOSYAL POLİTİKALAR

Kamu personel rejiminin sosyal boyutu, mali ve idari düzenlemeler kadar önemlidir.

Sosyal yardımlar, çalışanların gerçek hayat şartlarına göre yeniden düzenlenmelidir.

Aile ve çocuk yardımları artırılmalı; çocukların eğitim giderleri için destek sağlanmalıdır.

Genç kamu çalışanlarının evlenmesini, aile kurmasını ve çocuk sahibi olmasını kolaylaştıracak düzenlemeler geliştirilmelidir.

Aileyi güçlendirmek istiyorsak, kiranın, ev kurmanın, çocuğu büyütmenin ve bakım hizmetine ulaşmanın maliyetini kamu politikalarında dikkate almak zorundayız.

Kamu kurumlarında erişilebilir, nitelikli ve uygun maliyetli kreşler yaygınlaştırılmalıdır.

Gece nöbeti ve vardiya bulunan kurumlarda bakım hizmeti de çalışma düzenine uygun olmalıdır.

Kreş hizmeti sunulamayan yerlerde ise çalışanlara gerçek maliyetlerle uyumlu destek verilmelidir.

Bakım ihtiyacının karşılanması, kadınların çalışma hayatında kalabilmesi açısından da belirleyicidir.

Yaşlı ve engelli yakınlarının bakımını üstlenen çalışanlar için de gündüz bakım merkezleri, refakat imkânları ve uygun izin düzenlemeleri geliştirilmelidir.

2026-KPSS Lisans Sınavı (Genel Yetenek-Genel Kültür ve Alan Bilgisi): Cevap Kâğıtları ve Aday Cevapları Erişime Açıldı
2026-KPSS Lisans Sınavı (Genel Yetenek-Genel Kültür ve Alan Bilgisi): Cevap Kâğıtları ve Aday Cevapları Erişime Açıldı
İçeriği Görüntüle

Raporumuzda analık izninin toplam otuz iki haftaya çıkarılmasını, süt izninin güçlendirilmesini ve doğum sonrası bakım döneminde çalışanların desteklenmesini öneriyoruz.

Yarım zamanlı çalışma hakkının uygulamasında da ailelerin ihtiyaçlarına uygunluk sağlanmalıdır.

Bu hakları kullanmak, özellikle kadın çalışanların kariyerinde olumsuz değerlendirme veya yükselme engeli haline gelmemelidir.

Yıllık izinlerin iş günü üzerinden hesaplanması talebimizi de yineliyoruz.

İzin dönemleri, çalışanları hak ettikleri ödemelerden mahrum bırakan ve gelir kaybına uğratan bir yapıya dönüşmemelidir.

Yemek ve ulaşım hizmetleri yaygınlaştırılmalı; bu hizmetlerin verilemediği yerlerde nakdi destek sağlanmalıdır.

Özellikle büyük şehirlerde ve turizm bölgelerinde kirada yaşayan çalışanların barınma yükü için de çözüm geliştirilmelidir.

Engelli kamu çalışanlarımızın erişilebilir bina, uygun araç ve gereç, sağlık durumuna uygun görev ve izin ihtiyaçları karşılanmalıdır.

Şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin özel durumları personel uygulamalarında gözetilmelidir.

DİSİPLİN, GÜVENLİK VE İŞ SAĞLIĞI

Kamu çalışanının güvenliği ve insan onuru da kamu personel rejiminin merkezinde bulunmalıdır.

İşyerlerinde şiddet ve psikolojik taciz, çalışanlarımızın sağlığını ve hizmetin niteliğini tehdit etmektedir.

Riskli hizmet alanlarında yeterli güvenlik personeli, etkili koruma tedbirleri ve hukuki destek sağlanmalıdır.

İş sağlığı ve güvenliği hükümleri kamu kurumlarında eksiksiz uygulanmalıdır.

Tehlikeli ve yıpratıcı işlerde çalışan personelin fiili hizmet süresi zammından yararlanması, mesleğin gerçek riski esas alınarak değerlendirilmelidir.

Mobbingle mücadelede etkili başvuru, inceleme ve koruma mekanizmaları kurulmalıdır.

Şikâyet eden çalışanın yerinin değiştirilmesiyle veya kariyerinin zarar görmesiyle sonuçlanan bir süreç, güven vermez.

Sendika temsilcilerinin de katılacağı izleme yapıları oluşturulmalı; psikolojik taciz açık biçimde tanımlanmalı ve tespit edilen fiiller için caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.

Disiplin sistemi de adil, ölçülü ve denetlenebilir olmalıdır.

Çalışanın savunma hakkı korunmalı; isnat ile delil birbirinden ayrılmalıdır.

Sendikaların disiplin kurullarındaki temsili güçlendirilmelidir.

Kamu görevlileri lehine verilen yargı kararları da geciktirilmeden, hukuka uygun biçimde yerine getirilmelidir.

Ayrıca devletin güvenliğine karşı suçlar ve yüz kızartıcı fiiller dışında, kapsamı açıkça belirlenecek bir disiplin affı talep ediyoruz.

ÜCRETLER, İLAVE EK ÖDEME, SOSYAL GÜVENLİK, EMEKLİ MAAŞLARI

Ancak çalışanın emeğini değerlendiren, iş yükünü ve sorumluluğunu gözeten bir ücret sistemi kurmadan sistemin diğer unsurlarından beklenen sonucu alamayız.

Düşük gelir ve ücret adaletsizliği, kurumların nitelikli personeli tutmasını güçleştirir; motivasyonu ve çalışma barışını zayıflatır.

Memur maaşları sadeleştirilmelidir.

Çalışan, bordrosunda hangi ödemenin neye karşılık geldiğini, hangi tutarın emeklilik hesabına girdiğini kolayca anlayabilmelidir.

Görev, sorumluluk, eğitim, risk ve tecrübe ücrette karşılık bulmalıdır.

Aynı nitelikte ve sorumlulukta görev yapanların kurumlar arasındaki ve statülerinden doğan farkları giderilmeli; hiyerarşik kademeler arasındaki ücret dengesi de makul ve adil biçimde kurulmalıdır.

666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin bu amaçla yeniden değerlendirilmesini öneriyoruz.

Ücret düzenlemeleri bütün kamu personeli üzerindeki etkileriyle birlikte ele alınmalı; mevcut haklar korunarak adil bir sisteme ulaşılmalıdır.

Kamu çalışanımız ve emeklimiz, gelecekte kurulacak daha iyi bir sistemi beklerken bugün karşılaştığı geçim sorununa da cevap beklemektedir.

İlk talebimiz, memur ve emekli maaşlarına ek zam yapılmasıdır.

Gıda, kira, ulaşım, eğitim ve bakım giderlerinin aile bütçesine yüklediği maliyet dikkate alınmalıdır.

Maaş artışlarını yalnızca önceden belirlenmiş hedeflere bağlayan bir yaklaşım, gerçekleşen hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalabilmektedir.

Enflasyon farkı, kaybedilen alım gücünü gecikmeli biçimde telafi etmeye yönelik bir mekanizmadır.

Tek başına refah artışı hatta maaş artışı bile sağlamaz.

Kamu çalışanlarının ve emeklilerimizin ülkenin gelişmesinden pay alabilmesi için refah payı verilmesini istiyoruz.

Bu uygulama bir defalık takdir konusu olmaktan çıkarılmalı; açık, sürdürülebilir ve çalışanların gelirini reel olarak geliştiren bir kurala bağlanmalıdır.

Çalışan yıl boyunca kayba uğrayıp ancak dönem sonunda telafi alıyorsa, o arada borçlanmak ve harcamalarını kısmak zorunda kalmaktadır.

Gelir koruma mekanizması daha etkili hale getirilmeli; ihtiyaç halinde dönem içinde güncelleme yapabilecek bir düzen kurulmalıdır.

Önümüzdeki bütçe görüşmeleri, bu taleplerin somut karşılık bulması için önemli bir imkândır.

Kamu çalışanına ve emekliye ayrılan kaynak, adil gelir dağılımını ve kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliğini destekler.

Bu nedenle ek zam ve refah payı için gerekli kaynağın bütçede öngörülmesini bekliyoruz.

İkinci temel talebimiz, ilave ek ödemenin emeklilere de yansıtılmasıdır.

Çalışırken maaşın önemli bir bölümünü oluşturan bu ödemenin emeklilikte dışarıda bırakılması, görev aylığıyla emekli aylığı arasındaki bağı zayıflatmaktadır.

Yıllarca aynı kuruma hizmet etmiş insanın, emekli olduğu gün ağır bir gelir kaybıyla karşılaşması adil değildir.

İlave ek ödeme, emekli aylığı ve emekli ikramiyesi hesabına dahil edilmelidir.

Bunun için taban aylığa eklenmesi veya sosyal güvenlik sisteminde gerekli düzenlemelerin yapılması seçenekleri değerlendirilmelidir.

Bu talebimiz ilave ek ödemeyle sınırlı değildir.

Ek ödeme, tazminat, döner sermaye, ek ders, nöbet ve fazla çalışma ücreti başta olmak üzere, kamu görevlilerine yapılan bütün ödemelerin emeklilik haklarında karşılık bulmasını istiyoruz.

Bu dönüşümün çalışanların net gelirinde yeni kayıplar yaratmadan gerçekleştirilmesi gerekir.

Mevcut emekliler için de uyarlama ve iyileştirme yapılmalıdır.

Emeklilik, yılların hizmetinin ardından hak edilen huzur dönemi olmalı; insanın temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı bir döneme dönüşmemelidir.

2008 öncesi ve sonrasında göreve başlayanlar arasındaki sosyal güvenlik farklılıklarının giderilmesini de talep ediyoruz.

Sosyal güvenlik hakkında norm ve standart birliği sağlanmalı, kazanılmış haklar korunmalı ve çalışma hayatıyla emeklilik arasında makul bir gelir dengesi kurulmalıdır.

VERGİ YÜKÜ

Üçüncü talebimiz, çalışanların üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesidir.

Kamu çalışanlarının maaşları daha yıl bitmeden üst vergi dilimlerine geçiş nedeniyle azalmamalıdır.

Nominal gelirdeki artış, gerçek bir refah artışı olmadığı halde daha yüksek vergi yükü doğuruyorsa, maaş iyileştirmesinin bir kısmı kesintilerle geri alınmış olur.

Gelir vergisi oranının ücretliler bakımından yüzde on beşe sabitlenmesini istiyoruz.

Vergi dilimi tutarları, çalışanları kısa sürede üst dilimlere taşıyan bir yapıdan çıkarılmalıdır.

3600 EK GÖSTERGE

Dördüncü olarak, birinci dereceye gelen bütün kamu görevlileri için 3600 ek gösterge uygulaması en kısa sürede hayata geçirilmelidir.

Ek göstergesi zaten daha yüksek olanların hakları korunmalı; emeklilikteki etkiler bakımından da sosyal güvenlik sistemleri arasındaki farklılıklar birlikte değerlendirilmelidir.

HİZMET SINIFLARI, YARDIMCI HİZMETLİLER VE DİĞER UNVANLAR

Yardımcı Hizmetler Sınıfındaki çalışanlarımız için de artık kalıcı çözüm üretilmelidir.

Kamu hizmetinin yürütülmesine yıllardır katkı veren bu arkadaşlarımızın emeği, düşük mali haklar ve sınırlı kariyer imkânları içinde bırakılmamalıdır.

Yardımcı Hizmetler Sınıfının kaldırılmasını ve mevcut çalışanların eğitimleri ile fiilen yürüttükleri görevlere uygun biçimde Genel İdare Hizmetleri ve uygun diğer kadrolara geçirilmesini istiyoruz.

Hizmet sınıfları bütünüyle yeniden düzenlenirken raporumuzdaki destek hizmetleri yaklaşımı da değerlendirilebilir.

Ücret, ek gösterge, tazminat ve kariyer hakları somut biçimde güçlendirilmelidir.

Şeflerin, memurların, teknisyenlerin, teknikerlerin, mühendislerin ve diğer meslek gruplarının ek ödeme ve tazminat sorunları da bütüncül biçimde çözülmelidir.

Taşra kariyer uzmanlarının 375 sayılı KHK’ya ekli3 sayılı cetvelde düzenlenmesi sağlanmalı, adalet tesis edilmelidir.

657 sayılı Kanunun 152. maddesinin tazminatlar kısmı yeniden düzenlenmeli, denetim tazminatları başta olmak üzere tüm tazminatlar artırılmalıdır.

Kurumu yeniden yapılandırıldığı veya kadrosu kaldırıldığı için araştırmacı kadrosuna geçirilen personelin mali hakları korunmalı; emsallerine yapılan iyileştirmelerden yararlanmaları sağlanmalıdır.

NÖBET, FAZLA ÇALIŞMA, EK DERS, KIDEM AYLIĞI, HARCIRAH, BAYRAM İKRAMİYESİ GİBİ MAAŞ DIŞI ÖDEMELER

Nöbet, fazla çalışma ve ek ders ücretleri günün şartlarına uygun düzeye yükseltilmelidir.

Fazla çalışmanın karşılığı, normal çalışma saatine denk gelen ücretin altında kalmamalı; tatil ve bayram çalışmalarında artırımlı ödeme yapılmalıdır.

Harcırahlar, konaklama ve yol giderleri gerçek maliyetleri karşılamalıdır.

Kamu görevlisi, devlet adına yaptığı görev için kendi cebinden sürekli harcama yapmak zorunda bırakılmamalıdır.

Kıdem aylığındaki yirmi beş yıllık üst sınır kaldırılmalı ve kıdem aylığı artırılmalıdır.

Bütün kamu çalışanlarına bayram ikramiyesi verilmelidir.

KİT personelinin ücret, nakil, harcırah ve fazla çalışma sorunları çözülmelidir.

Özelleştirme ve kurumların yeniden yapılanması nedeniyle çalışanların haklarında kayıp oluşması önlenmelidir.

Askerî işyerlerinde ve emniyet teşkilatında çalışan sivil personelin özel sorunları da ilgili kurumlarla birlikte ele alınmalıdır.

4688 SAYILI KANUN

Düzenlemelerin hazırlanmasında, uygulamanın izlenmesinde ve ortaya çıkan sorunların giderilmesinde sendikaların etkili katılımı sağlanmalıdır.

Bu nedenle 4688 sayılı Kanun’un da yeniden ele alınmasını istiyoruz.

Toplu sözleşme sisteminin kapsamı ve müzakere gücü geliştirilmelidir.

Genel taleplerle hizmet kollarına özgü taleplerin yeterli zaman içinde görüşülmesi sağlanmalı; masada bulunan konfederasyonların görüş, imza ve itiraz hakları etkili hale getirilmelidir.

Hakem mekanizması, tarafların güvenini sağlayacak adil bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Grev hakkıyla güçlendirilmiş bir toplu sözleşme düzeni talebimizi sürdürüyoruz.

Sendikal hakların kullanımı, çalışan aleyhine disiplin ve idari baskı aracına dönüştürülmemelidir.

Kalıcı nitelikteki toplu sözleşme kazanımları, ilgili mevzuata işlenerek her dönemde yeniden pazarlık konusu yapılmaktan çıkarılmalıdır.

Bölünmüş sendikal yapılanmanın önlenmesi, güçlü sendikacılığın desteklenmesi için mutlaka tedbir alınmalı, sendika üyeliklerinin ve istifaların teknolojinin geldiği noktayla uyumlu şekilde e-Devlet üzerinden gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.

4688 sayılı Kanuna ilişkin olarak Bakanlığımızla birçok toplantı gerçekleştirdik.

Taleplerimizi ilettik, raporlarımızı sunduk.

Ancak, şu ana kadar konu ile ilgili bir gönüş alamadık.

Bizler, taleplerimizin, önerilerimizin suya yazılmasını istemiyoruz.

Artık sonuç doğuran, çözüm üreten bir yapıya geçilmesini arzu ediyoruz.

Önerilerimizin ve taleplerimizin ortak amacı, kamu çalışanının mesleğine güvenmesini, ailesiyle birlikte insanca yaşamasını ve emeklilikte geleceğinden endişe etmemesini sağlamaktır.

Bugünkü toplantının sonunda, ilgili kamu kurumlarıyla konfederasyonların ve sendikaların katılacağı bir teknik çalışma mekanizmasının oluşturulmasını öneriyoruz.

Tekliflerimiz mali, idari ve hukuki yönleriyle incelenmeli; her öneri için sorumlu kurum ve tamamlanma takvimi belirlenmelidir.

Acil mali ve özlük talepleri, kapsamlı değişikliklerin tamamlanmasını beklememelidir.

Ek zam, refah payı, ilave ek ödemenin emeklilere yansıtılması, vergi yükünün azaltılması, 3600 ek gösterge ve yardımcı hizmetlilerin durumunun iyileştirilmesi için öncelikli bir düzenleme paketi hazırlanmalıdır.

Kurulumuzda ele alınan hususların uygulama durumu, sonraki toplantılarda açık biçimde değerlendirilmelidir.

Kamu çalışanının bu toplantılara duyduğu güven, aynı taleplerin kaç kez ifade edildiğiyle değil, çözüme ulaşan sorunlarla güçlenecektir.

Türkiye Kamu-Sen olarak bu sürece bilgi ve birikimimizle katkı vermeye hazırız.

Çalışanlarımızın hakkını savunurken daha iyi işleyen bir kamu yönetiminin kurulmasına katkı vermeyi sendikal görevimizin parçası kabul ediyoruz.

Liyakatli insanın önünün açıldığı, kamu görevlisinin hukuka bağlı çalışabildiği, ailesiyle huzur içinde yaşadığı ve emekliliğinde refahını koruyabildiği bir sistem kurulmalıdır.

Kamu çalışanlarımızın ve emeklilerimizin haklı beklentilerinin karşılanması için kurulun bütün üyelerini ortak sorumlulukla hareket etmeye davet ediyorum.

Katkılarınız için teşekkür ediyor, hepinizi Türkiye Kamu-Sen adına saygıyla selamlıyorum” dedi.

WhatsApp Image 2026 10 08 at 15 15 40 300x200

WhatsApp Image 2026 10 08 at 16 32 29 300x200

WhatsApp Image 2026 10 08 at 16 21 08 1 1 300x200

WhatsApp Image 2026 10 08 at 15 08 03 300x200

WhatsApp Image 2026 10 08 at 16 21 08 300x200