MEMUR ENFLASYONA, EMEKLİ GEÇİM SIKINTISINA TESLİM EDİLMESİN! KAYIPLAR TELAFİ, ALIM GÜCÜ TAMİR EDİLSİN.
Ekim ayı enflasyon %2,58 olarak açıklandı. Hakem Kurulu tarafından verilen %7’lik zam oranı bir kez daha enflasyona yenildi ve enflasyon farkı oluştu. Rakamsal erimenin de ötesinde kamu görevlileri ve emeklilerin alım gücü geçtiğimiz aylardan itibaren fiyat artışları karşısında zaten ciddi ölçüde erimişti. Hakem Kurulu’nun, Kamu İşveren Heyeti’nin ve Maliye tarafının yanlış, eksik ve hatalı kararlarının bedelini kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz ödemeye devam ediyor. 2026 yılı için öngörülen enflasyon oranı ile kamu görevlilerimize layık görülen yıllık maaş artışının toplamı; altı ayda gerçekleşen enflasyona ancak dayanabiliyor. Kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz, yılın geri kalanında ise her geçen gün artan alım gücü kaybıyla baş başa bırakılıyor. Yaşanan kayıpların temel nedeni açıktır… Maaş/ücret artışlarının sosyal tarafların müzakereleriyle, ekonomik gerçekler ve geçim koşulları dikkate alınarak belirlenmesi gerekirken, “enflasyon farkı veriyor” anlayışının sonucudur. Memur-Sen olarak masada defaatle altını çizerek belirttik. “Beklediğiniz/hedeflediğiniz enflasyonun tutma ihtimali çok düşük, bu zam oranları memurun alım gücü kaybını telafi etmez” dedik. Yapılan artışlar; kamuda bozulan ücret dengesini telafi etmediği gibi enflasyon karşısında da kendini koruyamıyor. Maliye yöneticilerinin gerçeği görmeyen/görmek istemeyen tavrı nedeniyle kamu görevlilerimiz ve emeklilerimizin hayat mücadelesi gittikçe zorlaşıyor. Paramızın değeri kontrollü biçimde, gelirimiz ise kontrolsüz biçimde düşmeye devam ediyor. Memur-Sen ve tamamı yetkili sendikaları bugün de toplu sözleşme masasında durduğu yerde ve çizgidedir. Maliyeti görmezden gelmek ve sorun yokmuş gibi kulakları kapatmak sorunları ortadan kaldırmıyor, sosyal maliyeti önlemiyor. Ekonomik krizin varlığını hepimiz kabul ediyoruz. Bölgesel tehditlerin oluşturduğu tehlikenin herkes farkında. Artık kamuda çalışma barışının bozulduğunun, huzursuzluğun gittikçe arttığının da herkes farkında olmalıdır. Bu çerçevede, bütçe görüşmelerinin gerçekleştiği bu süreçte; kamu görevlileri ve emeklilerinin mali haklarını iyileştirecek, bütçeden hakkını alacak ve kayıpları telafi edecek iyileştirme bekliyoruz. Diğer taraftan, açıklanan enflasyon rakamıyla birlikte 2026 yılı için yeniden değerleme oranı %27,83 olarak belli oldu. Kamu görevlilerine ve emeklilerine yapılan artıştan çok daha fazlası yeniden değerleme oranı üzerinden vergi, harç ve cezalara yansıyacak. 2026 yılında MTV ve benzeri vergiler için daha az tutarda artış belirlenmesi uygulaması tekrar edilmeli ve vatandaşlarımız nefes almalıdır.
PERSONEL SİSTEMİ REFORMU GEÇİKMEMELİ, ÇALIŞMA SOSYAL TARAFLARLA GERÇEKLEŞTİRİLMELİDİR
Bu hususa ilave olarak; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine Toplantısı sonrasında yaptığı açıklama; kamu görevlisi emeklilerimiz yönüyle haklı bir beklentiye dönüşmüştür. 3 yılı aşkın süredir emekli aylığı noktasında yaşanan mağduriyetin giderilmesi ve emeklilik sistemin düzeltilmesi bakımından yapılan açıklama son derece önemli ve kıymetlidir. Beklentimiz; öncelikle toplu sözleşme masasında kayıt altına aldığımız 1. Dereceye 3600 Ek Göstergenin hayata geçirilmesi ve akabinde 25 bin ₺’ye yükselen ilave seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılmasıdır. Bununla birlikte; kamu personel sistemine yönelik tartışmalar ve reform beklentileri açıklanan program çerçevesinde gündeme gelmektedir. Farklı alanlardan kişilerin uzman olarak “alanı biliyoruz” güzellemesi yaparak algı oluşturması doğru değildir. Memur-Sen 11 Hizmet Kolun’da yetkili sendikalarıyla her bir kurumun çalışma disiplinini, şeklini ve sorumluluk alanını çok iyi bilmektedir. Personel reformundan sorumlu yöneticiler; çalışmayı ve içeriği sosyal taraflarla birlikte hazırlamalı, geniş çerçeveden ve farklı penceren bakma fırsatı bulmalıdır. Personel reformunu, tasarruf modeline gerekçe oluşturmadan paylaşımda adalet, gelirde hakkaniyet çizgisinde yapılmalıdır. Yapılacak düzenleme; kamu hizmetine alınmadan emeklilik sistemine kadar günün şartlarına, görev, sorumluluk ve unvana uygun olarak düzenlenmeli, sade-anlaşılabilir ve emeğin karşılığını eksiksiz veren maaş/ücret sistemi kurgulanmalı ve diğer alanlara ilişkin tekil düzenlemeler yerine bir bütün olarak sistem yeniden düzenlenmelidir.






