Enstitü Sosyal

Okul güvenliğini sadece asayiş tedbirleriyle sınırlamayıp risk yönetimi ve koruyucu müdahale mekanizmalarını kapsayan çok boyutlu bir okul iklimi meselesi olarak kurgulamak gerekiyor.

Eğitim ortamlarının güvenliği, risk yönetimini, psikososyal koruma mekanizmalarını ve çok boyutlu okul ortamını birlikte ele almayı zorunlu kılıyor.

TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ SOSYAL ETKİNLİKLER POLİTİKA BELGESİ YAYIMLANDI
TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ SOSYAL ETKİNLİKLER POLİTİKA BELGESİ YAYIMLANDI
İçeriği Görüntüle

Güvenli bir okul ortamının temelinde öğrencilerin aidiyet duygusu yatıyor. “Lise Eğitiminin Geleceği: Değişim Talepleri ve Politika Önerileri” raporumuzda vurguladığımız üzere; aidiyet hissi zayıflayan ve ilgi alanlarına göre farklı alanlara yönelmek isteyen öğrencilerin zorunlu biçimde okulda tutulması, öğrenme motivasyonunu aşındırıyor; eğitime devam etmek isteyen akranların öğrenme hakkını ve huzurlu okul ortamını zedeliyor.

Okul güvenliği, fiziki asayiş tedbirlerini aşan köklü bir okul iklimi meselesidir. PISA 2025 verilerine göre, Türkiye’de okulda güvende hissetme indeksi OECD ortalamasının altında (-0,10) seyrederken, kendisini okulda yalnız hisseden öğrencilerin oranı uluslararası ortalamanın üzerinde yer alıyor. Bu tablo, okullardaki güvenlik risklerinin asayiş tedbirler inden öte , akran arabuluculuğu, sosyal-duygusal beceriler ve erken koruyucu müdahale mekanizmalarının zorunlu olduğunu gösteriyor.

Adli vakalara karışan çocuklar için ise süreç farklı. Burada olaylara verilen “ilk tepki”, onların tüm gelişim sürecini doğrudan şekillendiriyor. “Türkiye’de Adalet Sisteminde Suç ve Çocuk” başlıklı analizimiz; ilk aşamada onarıcı, eğitici ve caydırıcı bir yaptırımla karşılaşmayan çocuklarda “yaptıklarımın bir sonucu yok” algısının yerleştiğini açıkça ortaya koyuyor.

Konuyla ilgili analiz ve raporlarımızın tamamına web sitemizden ulaşabilirsiniz. https://enstitusosyal.org

Resim