Selahattin Dolgun

Turgutlu İlçemizde işyeri temsilcilerimizle teşkilat toplantımızı gerçekleştirdik.İlçe Temsilcimiz İsmail Alsaç ve katılan üyelerimize teşekkür ediyoruz.Ayrıca toplantımızda bizlere eşlik eden Manisa 1 ve 2 Nolu Şube başkanımız,Aydın ve İzmir 2 Nolu Şube başkanlarımıza da ayrıca teşekkür ederiz. Biz güçlü ve büyük bir aileyiz.

Geçtiğimiz hafta yaşanan acı olayın ardından Turgutlu İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ziyaret eden Dolgun, öğretmen ve öğrencilere geçmiş olsun dileklerini ileterek okullarda bir daha benzer olumsuzlukların yaşanmaması temennisinde bulundu.

Daha sonra Genel Sekreterimiz Selahattin Dolgun, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünü ziyaret etti. Ziyarete Manisa 1 ve 2 No.lu, İzmir 2 ve 3 No.lu şube başkanları ile Aydın Şube Başkanı eşlik etti. Ardından heyet, Turgutlu Milliyetçi Hareket Partisi İlçe Başkanı Yunus Oğan’ı da ziyaret etti.

Öğretmenin toplumdaki saygınlığını ve vazgeçilmez konumunu güçlendirecek kalıcı politikalar hayata geçirilmelidir.

İstişare toplantısında bir konuşma yapan Genel Sekreterimiz Selahattin Dolgun, “Öğretmeni korumak, geleceğimizi korumaktır! Eğitim çalışanlarımızın can güvenliği sağlanana, şiddete karşı etkili ve caydırıcı yasal düzenlemeler hayata geçirilene kadar mücadelemiz devam edecektir.” dedi. Dolgun, “Türk Eğitim-Sen, eğitim çalışanlarına yönelik şiddete karşı bir kez daha kararlı duruşunu ortaya koydu. Öğretmenlere ve eğitim çalışanlarına yönelik fiziksel saldırı, tehdit, hakaret ve baskıların artık münferit olaylar olmaktan çıktı. Eğitimde şiddetin önlenmesi için etkili ve caydırıcı yasal düzenlemelerin hayata geçirilmelidir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin ayrı ve ağırlaştırılmış bir suç olarak düzenlenmelidir.” dedi.

Öğretmene yönelik şiddetin ve itibarsızlaştırmanın yalnızca cezai yaptırımlarla önlenemeyeceğini vurgulayan Dolgun, öğretmenin toplumdaki saygınlığını ve vazgeçilmez konumunu güçlendirecek kalıcı politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Dolgun, toplumsal sahiplenme ve farkındalığın artırılmasının da eğitimde şiddetle mücadelenin temel unsurları arasında yer aldığını kaydetti.

Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır eğitimde şiddetin önlenmesi, eğitim çalışanlarının güvenliğinin sağlanması ve etkili, caydırıcı tedbirlerin geliştirilmesi için mücadele ettiklerini belirten Dolgun, bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti. Eğitim çalışanlarının can güvenliği eksiksiz biçimde sağlanana ve şiddete karşı etkili, uygulanabilir yasal düzenlemeler yürürlüğe konulana kadar geri adım atmayacaklarını vurgulayan Dolgun, şöyle konuştu: “Eğitim çalışanlarına yönelik suçlarda cezasızlık algısının ortadan kaldırılması ve güçlü bir caydırıcılık sağlanması artık bir zorunluluktur. Öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarımızın can güvenliği tartışma konusu dahi olmamalıdır.” diye konuştu.

Okullarda en fazla 100 öğrenciye 1 rehber öğretmen düşmelidir.

Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin önüne geçilmesi için alınması gereken tedbirleri de sıralayan Dolgun, okullarda rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi ve risklerin erken aşamada tespit edilmesinin önemine dikkat çekti. Dolgun, “Alınması gereken tedbirlerin başında rehber öğretmen sayısının artırılması ve rehberlik birimlerinin etkin hâle getirilmesi gelmektedir. Okullarda en fazla 100 öğrenciye 1 rehber öğretmen düşecek şekilde norm kadro düzenlemesi yapılmalıdır. Eğitimde şiddeti önlemeye yönelik kapsamlı bir eylem planı hazırlanmalı; okulların risk haritaları çıkarılmalı ve şiddete eğilimli öğrenciler erken dönemde tespit edilerek gerekli tedbirler alınmalıdır.

Öğrenciler arasında madde bağımlılığı, suça özenme ve çeteleşme gibi şiddeti besleyen unsurlara karşı Millî Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda özel programlar yürütülmelidir. Okul yönetimi, aile ve rehberlik servisi arasında sürekli bir iş birliği sağlanmalıdır. Öğretmenlerin itibarı korunmalı ve mesleki statüsü güçlendirilmelidir. Öğretmenleri kamuoyu önünde küçük düşüren, hedef gösteren veya itibarsızlaştıran söylem ve tutumlara kesinlikle müsaade edilmemelidir.” dedi.

Eğitim kurumlarında uygulanan disiplin yönetmeliklerinin yetersiz ve caydırıcılıktan uzak olduğunu belirten Dolgun, eğitimcilerin itibarını zedeleyen uygulamalara da tepki gösterdi.

Asılsız, somut hiçbir gerekçeye dayanmayan ve yalnızca adı değiştirilerek yeniden uygulamaya konulan şikâyet hatlarının eğitimciler açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade eden Dolgun, bu mekanizmaların adeta birer saatli bomba niteliği taşıdığını bildirdi.

Liyakate dayanmayan yönetici görevlendirmelerinin, şeffaflıktan uzak ödül ve ceza mekanizmalarının öğretmenlik mesleğini rencide ettiğini vurgulayan Dolgun, eğitimcileri hedef gösteren, tahkir eden yayın, tutum ve açıklamaların da şiddetin toplumsal zeminini güçlendirdiğini belirtti.

Mevcut ücret düzenlemeleri çalışanların satın alma gücünü muhafaza etmekte yetersiz!

Kamu görevlileri ve emeklilerin maaşlarında 2026 yılının ikinci altı aylık dönemi için yüzde 7 oranında artış gerçekleştirildiği hatırlatılan Dolgun, yalnızca iki aylık süreçte bu artışın önemli bir bölümünün enflasyon karşısında etkisini kaybettiği ifade etti. Mevcut ücret düzenlemelerinin çalışanların satın alma gücünü muhafaza etmekte yetersiz kaldığı vurgulayan Dolgun, özellikle sabit ve dar gelirli kesimlerin temel harcama kalemlerindeki fiyat yükselişlerinden daha fazla etkilendiği kaydetti.

Enflasyonun yalnızca istatistiksel bir göstergeden ibaret olmadığını kaydeden Dolgun, gıda, konut, ulaşım, eğitim ve diğer zorunlu harcamalarda meydana gelen artışlar, kamu çalışanları ile emeklilerimizin bütçelerinde doğrudan hissettiğini söyledi.

Enflasyon farkının çalışanların satın alma gücünde meydana gelen kaybı sonradan karşılayan bir mekanizma olduğu belirtilerek, mevcut uygulamada maaşların fiyat artışlarının gerisinde kaldığı, çalışanların ise uzun süre bu kaybı kendi bütçelerinden karşılamak zorunda kaldığı ifade edildi.

Enflasyon farkının da altı aylık dönemlerin sonunda değil, farkın oluştuğu ay itibarıyla maaşlara yansıtılacağı yeni bir sistem oluşturulmalıdır.

Ekonomik gelişmeler, enflasyon beklentileri ve artan hayat pahalılığının birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Dolgun kamu görevlileri ve emeklilerin maaşlarının yeniden ele alınmasının artık zorunlu olduğu belirtildi.

Türkiye Kamu-Sen, çalışanların mevcut kayıplarının giderilmesi amacıyla ek zam yapılması ve ekonomik büyümeden elde edilen kazanımların çalışanlara da yansıtılması için refah payı uygulamasının hayata geçirilmesi çağrısında bulunan Dolgun, enflasyon farkının da altı aylık dönemlerin sonunda değil, farkın oluştuğu ay itibarıyla maaşlara yansıtılacağı yeni bir sistem oluşturulması gerektiği ifade etti.