Türkiye’de eğitim alanındaki en net kırılma, özel okul sayısındaki kontrolsüz artıştır. Devlet okullarının imkânları geriletilirken özel sektörün büyümesi tercihten ziyade veliler için giderek bir mecburiyete dönüşmektedir.
4+4+4 sistemi ve uygulanan politikalar velileri adım adım özel okullara yönlendirdi. 2012’de 6 bin olan özel okul sayısı bugün 15 bine dayandı. Velilerin imkânlarını zorlayarak bu kurumlara yönelmesinin sebebi nettir: Kalabalık sınıflar, temizlik ve güvenlik personeli eksikliği, yetersiz fiziki donanım ve sınav odaklı sistemin dayatmaları.
Ayrışan aslında çocukların geleceğidir. Eğitim, sınıfsal uçurumları kapatan bir mekanizma olması gerekirken, mevcut düzen fırsat eşitsizliğini derinleştirmektedir.
Özel Okullardaki Öğretmen Sömürüsü
Bu ticari çarkın arkasında, emeği sömürülen özel okul öğretmenleri var. Velilerden fahiş ücretler alan kurumlar, öğretmenine asgari ücreti ya da açlık sınırını reva görmektedir.
Geçmişte uygulanan "taban maaş" güvencesinin kaldırılması, özel okul sahiplerinin insafına dayalı bir sömürü düzeni yarattı. Öğretmenlik mesleği bütündür, kamusu özeli olmaz!
Özel sektör öğretmenlerinin haklı taban maaş mücadelesi derhal yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Öğretmenini sefalete mahkum eden bir sistemden nitelikli eğitim çıkmaz.
Çözüm; devlet okullarını yeniden güçlendirmek ve tüm eğitim emekçilerinin haklarını istisnasız korumaktır.
Bunun için:
Eğitime ayrılan bütçe artırılmalı,
Özel sektör öğretmenlerine taban maaş hakkı derhal iade edilmeli,
Ücretli öğretmenlik ayıbına son verilerek kadrolu istihdam yaygınlaştırılmalı, Okulların temizlik, güvenlik ve fiziki altyapı ihtiyaçları merkezi bütçeden karşılanmalıdır.
Çocukların ailelerinin gelirine göre ayrışmadığı, öğretmen emeğinin ucuz iş gücü olarak görülmediği adil bir sistem, toplumsal barışın teminatıdır.




