Çorum’da 1 Mayıs Coşkusu: “Paylaşımda Adalet, Dünyada Barış”
Memur-Sen teşkilatı 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde Çorum Saat Kulesi Meydanı’nda buluştu. “Paylaşımda adalet, dünyada barış” çağrısının yankılandığı mitingde binlerce emekçi tek yürek oldu. Türkiye’nin dört bir yanından gelen emekçiler Saat Kulesi Meydanı’nı doldurdu.
Mitinge; Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın yanı sıra Memur-Sen’e bağlı sendikaların genel başkanları, yönetim kurulu üyeleri, komisyon başkanları, şube başkanları, il temsilcileri ve çok sayıda gönüllü ile teşkilat mensubu katıldı. Kadınıyla erkeğiyle, emeklisiyle çalışanıyla, gençleriyle ve engelli bireyleriyle geniş bir katılımın sağlandığı mitingde, emeğin ortak sesi olma iddiası güçlü şekilde haykırıldı.
Konuşmasına 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayarak başlayan Ali Yalçın, Memur-Sen’in emek mücadelesinde 35. yılına yürüdüğünü hatırlatarak, “34 yıl önce bu kutlu yürüyüşü başlatan Mehmet Akif İnan başta olmak üzere bu davaya ömür veren tüm öncülerimizi rahmetle, minnetle anıyorum. Dünden bugüne alın teri döken tüm emektarlarımızı 1 Mayıs meydanından muhabbetle selamlıyorum” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin farklı şehirlerinde gerçekleştirilen 1 Mayıs buluşmalarını hatırlatan Genel Başkan Yalçın, bu yıl Çorum’dan seslendiklerini belirterek, “Bugün; Suheyb-i Rumi’nin, Ubeyd Gazi’nin, Kerebi Gazi’nin manevi huzurunda, Kadeş’in mirasını taşıyan bu kadim şehirden, Anadolu’nun alın teri Çorum’dan sözümüzü ve sesimizi yeniden yükseltiyoruz. ‘Paylaşımda adalet, dünyada barış’ diye haykırıyoruz” dedi.
“1 Mayıs emeğin, dayanışmanın ve kardeşliğin günüdür”
1 Mayıs’ın anlam ve önemine değinen Ali Yalçın, bu günün sadece bir kutlama değil aynı zamanda bir mücadele günü olduğunu vurguladı. Genel Başkan Yalçın, “1 Mayıs; kardeşliğin günüdür, birlik ve beraberliğimizin günüdür. Emeklisiyle, işçisiyle, memuruyla emekçinin sesinin yükseldiği gündür. Emperyalizme karşı küresel adaleti, kapitalizme karşı alın terindeki asaleti, zalime karşı mazluma refakati savunma günüdür” dedi.
Yalçın, “Sebebi olmadığımız enflasyonun bedelinin emekçiye ödetilmemesi için, insanca çalışma koşullarının tesis edilmesi için, kamuda ücrette denge, gelirde adalet ve aile dostu vergi politikası için buradayız. ILO normlarında bir sendika yasası ve sorunlardan arınmış bir kamu personel rejimi için buradayız” diye konuştu.
Küresel adaletsizlik ve sert eleştiriler
Konuşmasında küresel düzene yönelik sert eleştirilerde bulunan Ali Yalçın, mevcut sistemin adalet üretmediğini vurguladı. Genel Başkan Yalçın, “Dünya nüfusunun önemli bir bölümü yoksullukla mücadele ederken bir avuç azınlık servetin büyük kısmını elinde tutuyor. Bir tarafta servet dağ olurken diğer tarafta açlık can alıyorsa burada adalet yoktur. Bu düzende büyüyen dünya değil, büyüyen zulümdür” diye konuştu.
Küresel sistemin çifte standartlarını eleştiren Yalçın, “Emperyalizm; sömürür, aç bırakır, savaş çıkarır, soykırım yapar, sonra da insan hakları, özgürlük, demokrasi der. En namuslu kelimeler en namussuzların dilinde” ifadelerini kullandı.
Ali Yalçın: Susmayacağız!
Konuşmasında Gazze’de yaşanan zulme geniş yer ayıran Genel Başkan Yalçın, uluslararası toplumun sessizliğini eleştirerek, “On binlerce kardeşimiz katledildi. Soykırıma uğrayanların büyük çoğunluğu kadınlar, çocuklar, masum siviller. Hani nerede insan hakları savunucuları? Hani nerede çocuk hakları, kadın hakları diye ortalığı ayağa kaldıranlar” ifadelerini kullandı.
Genel Başkan Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz onların ikiyüzlülüğüne rağmen susmayacağız. Gazze için konuşmaya, mazlumlar için ses olmaya, insanlığın vicdanını haykırmaya devam edeceğiz. ‘Nehirden denize özgür Filistin’ demeye devam edeceğiz.”
Konuşmasının devamında Yeni Sumud Filosu’na katılan ve içerisinde Memur-Sen teşkilatından 10 sendikacının da yer aldığı aktivistlere değinen Yalçın, “Ben buradan bütün Sumudfilosunda yer alan, ülkeleri farklı, inançları farklı, dilleri farklı ama yürekleri, vicdanları aynı olan kahramanları selamlıyorum. Birimizi alsalar biz bin olarak yine geleceğiz şiarıyla Haksızlığa, haydutluğa, zulme sessiz kalmayacağız ve her platformda sesimizi yükseltmeye, mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“Biz tuzağı görenleriz”
Toplumsal yapıya yönelik tehditlere dikkat çeken Ali Yalçın, aile kurumunun korunmasının önemine vurgu yaptı. Genel Başkan Yalçın, “Bu ifsat şebekesi aileyi yok etmeyi, gençleri yozlaştırmayı, toplumları çürütmeyi hedefliyor. Biz tuzağı görenleriz. Gençliğimizi korumak bir istiklal ve istikbal meselesidir” şeklinde konuştu.
Son dönemde yaşanan bazı acı olaylara da değinen Yalçın, “Bu elim hadiseler daha büyük felaketlerin habercisi olabilir. Medyadan kültür politikalarına kadar her alanda yeniden bir değerlendirmeye ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.
Yalçın: Bu yük emekçinin sırtına yüklenemez
Ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ali Yalçın, yüksek enflasyon ve gelir dağılımındaki bozulmanın ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Yalçın, “Alım gücümüz düşüyor, ücretlilerin vergi yükü artıyor, emekliler geçinemiyor. Orta sınıf eriyor. Sebebi olmadığımız enflasyonun faturası bize kesilmemeli” dedi.
Ekonomi politikalarına yönelik eleştirilerini sürdüren Genel Başkan Yalçın, “Ekonomi büyürken maaşlar eriyorsa burada adaletten söz edilemez. Toplumun bir kesimi zenginleşirken diğer kesimi yoksullaşıyorsa bu tablo sürdürülemez” diye konuştu.
Toplu sözleşme sürecine de değinen Ali Yalçın, mevcut sistemin yetersiz kaldığını belirtti. Yalçın, “Verilen zamlar daha yılın ilk aylarında eriyor. Çalışma barışı bozuldu. Memur aldığı ücretten çok adaletsizlikten şikâyetçi” dedi.
TÜİK verilerine ilişkin de konuşan Genel Başkan Yalçın, “Çarşıdaki, pazardaki gerçeklikle açıklanan enflasyon rakamları örtüşmüyor. TÜİK’in sepeti açıklansın, neye göre hesap yapılıyor görelim” ifadelerini kullandı.
“Gelin bu sistemi birlikte değiştirelim”
Kamu personel sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ali Yalçın, sorunların büyüdüğünü ve artık bütüncül çözümler gerektiğini söyledi. Yalçın, “Bu sorunlar tek tek düzenlemelerle çözülemez. Bütüncül ve köklü bir reforma ihtiyaç var. Gelin, bu sistemi birlikte değiştirelim” çağrısında bulundu.
Genel Başkanı Yalçın Memur-Sen olarak taleplerini şu şekilde sıraladı:
◆ Kamu personel alım sistemi yeniden düzenlenmelidir.
◆ Kamu personel rejiminde statüler sadeleştirilmelidir.
◆ Mali ve sosyal haklar iyileştirilmelidir.
◆ Emeklilik sistemi yenilenmelidir.
◆ Personel sisteminde merkezi kurum oluşturulmalıdır.
◆ Memurların genel hakları ve yasakları gözden geçirilmelidir.
◆ 1. dereceye 3600 ek gösterge hayata geçirilmelidir.
◆ Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları periyodik olmalıdır.
◆ 4688 sayılı kanun değiştirilmelidir.
◆ İlave 1 derece verilmelidir.
◆ Disiplin affı getirilmelidir.
◆ Mühendislik meslek kanunu çıkarılmalıdır.
◆ Akademik personelin özlük hakları iyileştirilmelidir.
◆ Kariyer uzmanlarının beklentileri karşılanmalıdır.
◆ Yardımcı hizmetler sınıfı kaldırılmalı, personel uygun statüye geçirilmelidir.
◆ Kamu görevlilerine bayram ikramiyesi verilmelidir.
◆ Toplu sözleşme hükümleri engellenmemelidir.
◆ Kronikleşmiş diğer sorunlar çözüme kavuşturulmalıdır.
Konuşmasının devamında güçlü bir Türkiye için güçlü bir kamu yapısına ihtiyaç olduğunu belirten Ali Yalçın, “Güçlü memur, güçlü Türkiye’dir. Gelir dağılımında adaletin sağlandığı, emeğin karşılığını bulduğu bir Türkiye mümkündür” dedi.
Ali Yalçın: Mücadelemiz kararlılıkla sürecek
Genel Başkan Yalçın konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:“Biz Memur-Sen’iz. Bizim derdimiz millettir. Bu ülkenin, bu milletin hizmetindeyiz. Adil bir Türkiye, barış dolu bir dünya için mücadelemizi sürdüreceğiz. Alın terinin değeri yükselene kadar bu ses susmayacak.”
Programda Miting Tertip Kurulu adına konuşan Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali Yıldız, birlik ve beraberliğin büyüdüğü, ortak mücadelenin daha da anlam kazandığı 1 Mayıs’ın Memur-Sen teşkilatının kararlılığını ve sahadaki güçlü duruşu bir kez daha ortaya koyduğunu dile getirdi.
1 Mayıs’ın taşıdığı anlam ve sorumluluğun hep birlikte paylaşılırken; coşkunun, umudun ve inancın hâkim olduğu bu buluşmanın güçlü bir birlik mesajı verdiğini vurgulayan Ali Yıldız, “1 Mayıs bizim için sadece bir takvim yaprağı değil; örgütlü gücümüzü, birliğimizi ve taleplerimizi en gür sesle ifade ettiğimiz bir kürsüdür. 1 Mayıs bizim için bir hak ve adalet çağrısı zeminidir. Küresel emperyalizme karşı küresel adaleti ve barışı savunma imkânıdır. Bizler, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturuyla hareket eden, kamu görevlilerinin hakkını savunurken Büyük ve Güçlü Türkiye ideali için ter döken bir teşkilatız. Bizler, haklarımızı savunurken medeniyet değerlerimizi, aileyi, insanlığın ortak değerlerini, ortak iyiyi savunan bir teşkilatız” ifadelerini kullandı.
Program, dünyada adalet ve barışı temsil etmesi mesajıyla gökyüzüne beyaz güvercinlerin bırakılmasının ardındanmeydanı dolduran binlerce emekçinin coşkulu sloganları ve güçlü birlik mesajları eşliğinde sona erdi.
Fotoğraflar
10 görsel
Memur-Sen’e bağlı sendikaların çevre illerdeki şube yönetimlerinin ve üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen programda, emek mücadelesinin yalnızca ekonomik taleplerle sınırlı olmadığı, adaletin, hakkaniyetin ve toplumsal barışın tesisinin bu mücadelenin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, katılımcılar emeğin onurunu koruyan, insanı merkeze alan bir anlayışla sesini yükseltti.
Kamu görevlilerinin sahada karşılaştığı sıkıntılar, çözüm bekleyen sorunlar ve karşılanması gereken beklentiler hep bir ağızdan dile getirildi, alın terinin karşılığını bulduğu, çalışma hayatının daha adil ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğu bir sistem için talepler ifade edildi.
Miting alanına, “Adil Bir Dünya Emekle Kurulur”, “Siyonizme ve Emperyalizme Hayır”, “Savaşa Hayır”, “4688 Değiştirilsin, Grev Hakkı Verilsin”, “Ayla Öğretmenimizi ve Cennet Kuşlarımızı Unutmayacağız – Şiddete Hayır” gibi pankartların yanı sıra Kamu Personel Reformuna ilişkin taleplerimiz ile 1 Mayıs 2026 taleplerimizi sıralayan pankartlar da asıldı.
“1. Dereceye 3600 verilsin, ayrım sona ersin”, “4688 güncellensin, uluslararası normlara uyumlu hale getirilsin”, “Görev-emekli aylığı farkı kapatılsın, emekliler nefes alsın”, “Dayanışma aidatı gelsin, emeğin hakkı verilsin”, “Kira yardımı verilsin, geçim derdi bitirilsin”, “Kamuda şiddet son bulsun, cezalar caydırıcı olsun”, “Disiplin affı gelsin, mağduriyetler sona ersin”, “Üniversite personeli tayin olsun, sorunlar tarih olsun”, “Mülakat kaldırılsın, liyakat esas alınsın”, “Görevde yükselme ve ünvan değişikliği yapılsın, emekler boşa harcanmasın”, “Personel sisteminde eksiklikler bitirilsin, dağınıklık giderilsin”, “Masanın iradesi tanınsın, toplu sözleşmeden tasarruf yapılmasın”, “Hakem kurulunun yapısıadil olsun, kararları makul olsun”, “YHS tarih olsun, GİH’e dahil olsun”, “Gelirde adalet sağlansın, vergi adil alınsın”, “Eş tayini çözülsün, aile birliği sağlansın”, “Mühendislik meslek kanunu istiyoruz”, “Koruyucu giyim verilsin, kazanımlar engellenmesin”, “Grev hakkı gelsin, sendikal haklar tam verilsin”, “Bayram ikramiyesi gelsin, memur bayram etsin”dövizlerinin taşındığı programda, “İşte meydan, işte Memur-Sen”, “Paylaşımda adalet, dünyada barış”, “Memuruz, haklıyız, kazanacağız”, “Hak, emek, adalet, haykırmaya devam et”, “Kahrolsun küresel emperyalizm”, “Katil İsrail Filistin’den defol”, “Sumud’a selam, direnişe devam”, “Nehirden denize özgür Filistin”, “Katil İsrail, iş birlikçi ABD”, “Hak, emek, adalet, haykırmaya devam et”, “Güçlü memur, güçlü Türkiye”, “Gelirde adalet, ücrette denge”, “Paylaşımda adalet, dünyada barış”, “Yarınlar bizim, direniş bizim; adalet, hakikat, hakkımız bizim”, “İşte meydan, işte Memur-Sen”, “Memuruz, haklıyız, kazanacağız”, “Güçlü memur, güçlü Türkiye” sloganları atıldı.

Alın terinin değerini yükseltmek, kamu görevlilerinin haklarını savunmak için meydanlardayız
Genel Başkanımız Ali Yalçın, alanı dolduran teşkilat mensuplarına ve üyelere yaptığı konuşmada, alın terinin değerini yükseltmek, kamu görevlilerinin haklarını kararlılıkla savunmak için meydanlarda olduklarını belirterek, “Adil bir paylaşım düzenini hep birlikte inşa etmek; birlik, dayanışma ve kardeşlik için Çorum’dan sözümüzü ve sesimizi yeniden yükseltiyor, ‘Paylaşımda Adalet, Dünyada Barış’ diye haykırıyoruz” dedi.
1 Mayıs’ın, kardeşliğin, birlik ve beraberliğin günü olduğunu ifade eden Yalçın, şöyle devam etti: “1 Mayıs, emeklisiyle, işçisiyle, memuruyla emekçinin sesinin, sözünün yükseldiği gündür. 1 Mayıs, emperyalizme karşı küresel adaleti, kapitalizme karşı alın terindeki asaleti,zalime karşı mazluma refakati, adil bir dünyayı, hakça paylaşımı savunma günüdür. Sebebi olmadığımız enflasyonun bedelinin emekçiye ödetilmemesi, insanca çalışma şartlarının tesis edilmesi için, kamuda ücrette denge, gelirde adaleti, emekçinin gür sesini, aile dostu vergi politikasını haykırmak için buradayız. ILO normlarında bir sendika yasası, sorunlardan arınmış bir kamu personel rejimi için buradayız. Bugün küresel zulüm düzenine karşı ‘Dünya beşten, emek sermayeden büyüktür’ demek, emeğin adalet talebini yükseltmek, savaşlara hayır, soykırım düzenine dur demek, barış, kardeşlik, emek ve ekmek için buradayız. Çünkü bugün, emperyalizmin dünyayı kan gölüne çevirdiği, insanlığa açlığı, yoksulluğu, ölümü dayattığı bir çağdayız. Bu çağda, adalet insanlığın hasretidir, bu çağda, adalet insanlığın umudu, duasıdır. Çünkü çivisi çıkmış bu dünyada kapitalist hırsızlar, emperyalist azmanlardünyayı cehenneme çevirmiş, adaletsizlik yeryüzünü kuşatmış, emek horlanmış, sömürü daha da azgınlaşmıştır. Bu çağda adalet susturulmuş; zulüm konuşuyor, insanlık kan kaybediyor.”
Milyonlarca çocuğun açlıktan öldüğü bu düzen alçaklık, hırsızlık düzenidir
Dünya nüfusunun yüzde 20’sinin aşırı yoksulluk sınırının altında olduğunu, yarısının ise yoksullukla mücadele ettiğini kaydeden Yalçın, “Küresel serveti ise en zengin yüzde 1’lik kesim kontrol ediyor. En zengin 26 kişinin serveti, dünyanın yarısına denk geliyor. Tam 1 milyar insanın açlıkla boğuştuğu bu çarpık düzene, ‘gelişmişlik’, ‘büyüme’, ‘yeni dünya düzeni’ diyorlar. Bir tarafta servet dağ olur, bir tarafta açlık can alır. Bu düzende büyüyen dünya değil, büyüyen ancak zulümdür. Milyonlarca çocuğun açlıktan öldüğü bu kahrolası düzen namussuzluk, alçaklık, hırsızlık düzenidir. Böyle bir tablonun neresinde gelişmişlik var, neresinde adalet, insaf, vicdan var? İnsanlığa cennet vadediyor ama dünyaya cinneti, cehennemi yaşatıyorlar. İşte emperyalizm budur. Sömürür, aç bırakır. Savaş çıkarır, soykırımlar yapar. Sonra, insan hakları der, özgürlük der, medeniyet, demokrasi der. En namuslu kelimeler en namussuzların dilinde” şeklinde konuştu.
“İşte coğrafyamız ortada. Gazze’de on binlerce kardeşimizi katlettiler. Yüzyılın soykırımını yaptılar. Soykırıma uğrayanların tamamına yakını kadınlar, çocuklar, yaşlılar, bebekler savunmasız insanlar” diyen Yalçın, “Anneler, evlatlarının parçalanmış bedenleri ellerinde çığlık atarken, siyonist katiller çocukları bilinçli hedef yaparken, hani nerede insan hakları savunucuları, kadın hakkı, çocuk hakkı, insan hakkı hamaseti yapanlar? Kutup ayıları, su kaplumbağaları, bilmem ne balinaları için kıyameti koparanlar, Gazze’de yaşanan vahşet karşısında kökünüze kibrit suyu mu döküldü. Charlie Hebdo saldırısında ölen 12 kişi için Paris’e bütün dünyayı toplayanlar, 70 bin insan soykırıma uğradı, sustular. İşte bu, onların çifte standardıdır. İşte bu, küresel adaletsizliğin en çıplak halidir. Öyle bir düzen ki bu, kendi kirini bile örtbas eden, kendi suçunu bile dosyalara gömen bir düzen! Epstein dosyalarında ortaya saçılan o çürümüşlük bile bu kirli düzenin sadece görünen yüzü” ifadelerini kullandı.

Mazlumlar için ses olmaya, insanlığın vicdanını haykırmaya devam edeceğiz
Yalçın, Gazze için konuşmaya, mazlumlar için ses olmaya, insanlığın vicdanını haykırmaya devam edeceklerini vurguladı. İnsanlığın vicdanını temsil eden sayısı sınırlı, cesareti sınırsız aktivistlerin iki hafta önce Barcelona’dan yola çıktığını hatırlatan Yalçın, şunları söyledi: “10 kıymetli sendikacımız, Memur-Sen İl Temsilcilerimiz ablukayı kırmak için o filoda sizleri temsilen bulunuyorlar. Filo, İtalya kıyılarında konakladı, Türkiye sınırlarına yaklaşırken Girit açıklarında uluslararası sularda korsan İsrail devleti tarafından alıkonuldu. Gemileri açıkta bırakarak batmasını istediler. Eğer aktivistlere bir şey olursa dünyayı ayağa kaldırırız. SumudFilosu’nda yer alan, ülkeleri farklı, inançları farklı, dilleri farklı ama yürekleri, vicdanları aynı olan bütün kahramanları selamlıyorum. Birimizi alsalar biz bin olarak yine geleceğiz şiarıyla haksızlığa, haydutluğa, zulme sessiz kalmayacağız ve her platformda sesimizi yükseltmeye, mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Tunus’tan yola çıkan, kara yoluyla Gazze sınırlarına yürüyen vicdan erlerine, özgürlük neferlerine selam olsun. Gazze’yi, Doğu Türkistan’ı, dünyanın bütün mazlumlarını savunmaya, siyonist soykırımın finansörü markaları boykot etmeye, ‘Nehirden denize özgür Filistin’ demeye devam edeceğiz.”
Emperyalizmin kaos stratejisinin aralıksız işlediğini dile getiren Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: “İran bunun son halkası. Bu, bir paylaşım savaşıdır, bir petrol savaşıdır. Bu, sömürü düzeninin kendini ayakta tutma çabasıdır. Haritaları cetvelle çizdiler, coğrafyayı ateşe verdiler, insanları birbirine düşürdüler. Üstelik insanları yok etmeyi, çocukları katletmeyistratejilerinin merkezine koydular ve bugün İran’a yaptıkları saldırıda da aynı sahnelere şahit olduk. Güpegündüz, çocuklar dersteyken, okulları vurdular. Dönüp dönüp vurdular. En masum anında 160 kız çocuğu emperyalistler tarafından katledildi.”

Bu cinnet düzeni bitecek
Ali Yalçın, cennet diye pazarlanan bu cinnet düzeninin biteceğini belirterek, “Biz, bu oyunu görüyoruz. Mücadelemizi sürdürmeye, bedeli ne olursa olsun adam gibi durmaya devam edeceğiz. Küresel haydutluğa karşı, hak, emek, adalet demeye devam edeceğiz. Küresel ifsat şebekelerine karşı aileyi korumaya, sapkın akımlara karşı ahlakı tahkim etmeye, kirli dünya düzenine karşı medeniyetimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Bu ifsat şebekesi, aileyi yok etmeyi, gençleri zombileştirmeyi, toplumları çürütmeyi hedefliyor. Hedefine hizmet edenleripohpohluyor, fonluyor, Truva atı olarak, lejyoner olarak kullanıyor. Biz, bu tuzağı görenleriz. Gençliğimize sahip çıkmayı beka meselesi olarak bilenleriz” diye konuştu.

Gençlerimizi, çocuklarımızı sapkın akımlara, kirli çetelere karşı korumak bir istiklal ve istikbal mücadelesidir
Gençleri, çocukları sapkın akımlara, kirli çetelere karşı korumanın bir istiklal ve istikbal mücadelesi olduğunun altını çizen Yalçın, “Siverek ve Kahramanmaraş’ta yüreğimizi yakan, bizleri acıya boğan saldırılar hepimizi dehşete düşürdü. Ayla öğretmenimizi ve cennet kuşu yavrularımızı rahmetle anıyor, tedavisi devam eden yavrularımıza, kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Bu elim hadiseler, korkarım ki daha ağır hadiselerin provasıdır. Eğer kadınıyla erkeğiyle, çocuğuyla genciyle aileyi koruyamazsak, bu tablo büyür, bu yara derinleşir, bu acı yayılır. Bu nedenle, medyadan kültür politikalarına, çalışma hayatından ekonomi politikasına,siber güvenlikten inanç politikasına, okul güvenliği politikasına varana kadar her alanı yeniden gözden geçirmek zorundayız. Ben bu şok edici saldırıları bir erken uyarı olarak değerlendiriyorum. Yapısal tedbirleri ivedilikle almak için herkesi sorumluluk almaya davet ediyorum” dedi.
Güçlü bir toplum inşa etmeye ihtiyacımız var
İçeride zayıf olan toplumun, dışarıdan yazılan senaryoya mahkûm olduğunu ifade eden Yalçın, “Ülke olarak emperyalizmin, siyonizmin sinsi planlarını boşa çıkarmak için güçlü bir toplum inşa etmeye ihtiyacımız var. Biz her zaman şunu diyoruz. Güçlü memur, güçlü Türkiye’dir. Güçlü Türkiye’den kastımız; gelir dağılımında adaletin olduğu, toplumun her kesiminin refahtan ve büyümeden hakkına düşeni aldığı, alın terinin karşılığının tastamam teslim edildiği adil bir Türkiye’dir. Bizi güçlü kılacak olan, alın teri ile yoğrulmuş adalettir.Bizi muhkem kılacak olan, gelir dağılımda adalet, vergide adalet, paylaşımda adalettir. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın şiarına sımsıkı sarılmaktır. Fakat bu noktada tablo hiç iç açıcı değil.Yüksek enflasyon ve fiyat istikrarsızlığı sabit gelirliyi zorluyor. Alım gücümüz düşüyor, enflasyonla mücadelede fatura emekçiye kesiliyor. Neoliberal politikalar nedeniyle gelirdağılımında uçurum derinleşiyor, orta sınıf yok oluyor, emekliler ay sonunu getiremiyor.Genç işsizliği gençleri umutsuzluğa düşürüyor. Ücretlilerin vergi yükü artıyor. Emeğin payı küçülürse, umut da küçülür; umut küçülürse alın teri başkasının kazancına dönüşür. Defalarca bu böyle olmaz, dedik. Sebebi olmadığımız enflasyonun faturasını bize kesmeyin, ücretleri kısarak enflasyonu düşüremezsiniz, dedik. Bütün bu yanlışların sosyal maliyetini anlattık. Bir kez de Çorum’dan haykırıyoruz. Kamuda ücret adaletsizliği var. Çalışma barışı bozuldu, ücretdengesizliği büyüyor, statüler arası tartışma kamuyu yoruyor” değerlendirmesinde bulundu.

Maliyenin gerekçeleri, TÜİK’in sepeti gerçeklerle uyuşmuyor
8. Dönem Toplu Sözleşme sürecine değinen Yalçın, uzlaşamadıklarını, sürecin gergin bittiğini dile getirerek, şöyle devam etti: “Bu zam oranıyla kamuda aynı işi yapanlar arasında ücret dengesini alt üst ederseniz, kamuda çalışma barışını bozarsınız, dedik, dinletemedik.Büyümeden, refahtan pay vermeden gelirde adaleti sağlamayı bırakın, alım gücündeki azalmayı düzeltemezsiniz, dedik, anlatamadık. Bütçe disiplini dediler, enflasyon hedefi dediler, gerçekleri görmezden geldiler. Biz ‘enflasyon hedefini değil, piyasa gerçeğini dikkate alın’ dedik, duymazdan geldiler. İşte bugün geldiğimiz noktada enflasyon üç ayda memura reva görüleni yedi bitirdi. Bilen biliyor, bilmeyen ‘memur ne istiyor’ diye soruyor. Biz devletin iş gören eliyiz. İmkânı da imkânsızlığı da en iyi biz görürüz. Biz varı da yoğu da biliriz. Ama birine varken, diğerine yoğu bilmeyiz. Memurlar olarak aldığımızdan daha çokkamudaki adaletsizlik canımızı sıkıyor. TÜİK’in açıkladığı verilerdeki tutarsızlık canımızı sıkıyor. Maliyenin gerekçeleri, TÜİK’in sepeti gerçeklerle uyuşmuyor. Kiradan akaryakıta, temel gıda ürünlerinden konfeksiyona, ulaşımdan suya, eğitim giderlerine her alandan gelen zamlar farklı şeyi söylüyor. Son bir yıl içinde kiralarda yüzde 70’leri aşan artışlar yaşandı,akaryakıt fiyatları neredeyse iki katına yaklaştı, temel gıda ürünlerinde birçok kalemde yüzde 60-80 aralığında artışlar oldu. Çarşıda, pazarda yaşanan gerçek ortadayken, açıklanan rakamların bu tabloyla örtüşmemesi kabul edilemez. Artık bu tabloyu görmezden gelmenin bir anlamı kalmadı. Sorunlar birikti, sabit gelirlinin mecali tükendi. Biz bunları defalarca anlattık. Toplu sözleşmelerde anlattık, KPDK’larda, KİK’lerde anlattık, olmadı. Kitabın ortasından konuştuk, olmadı. Şimdi de Çorum’dan bir kez daha söylüyoruz: Enflasyonla mücadelede sabit gelirli, alt ve orta gelir grupları korunmazsa, gelir dağılımında uçurum büyürse, sebebi olmadığımız enflasyonun faturası ücretliye çıkarılırsa, kamuda aynı işi yapan iki farklı statüdeki çalışanlar arasında ücret farkı daha da artarsa, ‘mali disiplini sağlıyoruz’diye çalışanlar yok sayılırsa toplumsal dayanışma zayıflar, iç tahkimat zarar görür. Çalışma hayatının sorunlarını çözmek, çalışma barışını sağlamak ülkenin direncini yükseltmektir.”
Toptan çalışma, kamuda personel sisteminde, ücret rejiminde reform yapma zamanı
“Yeniden büyük Türkiye; ekmeği adil bölüşerek, emeğin hakkını vererek, gelir dağılımında adaleti sağlayarak olur” diyen Yalçın, mevcut ücret politikasının sürdürülemeyeceğini, tekil düzenlemelerin ise sorunu ortadan kaldırmadığını, yeni tartışmaları beraberinde getirdiğini kaydetti.
Şimdi toptan çalışma, kamuda personel sisteminde, ücret rejiminde reform yapma zamanı olduğunu vurgulayan Yalçın, “1 Mayıs vesilesiyle emek örgütlerini kabulünde Sayın cumhurbaşkanımıza da ifade ettim. Kamu personel sisteminde reforma ihtiyaç var. Kamuda ücret adaletsizliği, gelir dengesizliği var. Sendika yasamızda, 4688’de değişiklik ihtiyacı var. Biz çalışmalarımızı yaptık, bütüncül çözüm paketimizi tüm muhataplara sunduk. Sorunlarımızın çözümünde sendika yasamız kilit rol oynuyor. Toplu sözleşmede aldığımız kararın, uzun süredir yaptığımız ısrarın neticesinde KPDK 4688 gündemiyle toplandı. Bu önemli bir adım. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı sendika yasası mutfağı kuruyor, isimleri istediler, bildirdik. İsteğimiz, bir an önce komisyon çalışmaya başlasın, geçmişte olduğu gibi zamana yaymasın, Meclis kapanmadan değişiklik gerçekleşsin. Kamu personel sistemi reform önerimize gelince… Kamu personel alım sistemi yeniden düzenlenmeli, kamu personel rejiminde statüler sadeleştirilmeli, mali ve sosyal haklar iyileştirilmeli, emeklilik sistemi yenilenmeli, personel sisteminde merkezi kurum oluşturulmalı, memurların genel hakları ve yasakları gözden geçirilmeli, 1. dereceye 3600 ek gösterge artık hayata geçirilmeli,görevde yükselme ve ünvan değişikliği sınavları periyodik olmalı, 4688 sayılı kanun da değiştirilmelidir. Toplu sözleşmelerde, KPDK’larda, KİK’ler’de, her fırsat ve platformda gündeme getirdiğimiz; ilave 1 derece verilmeli, disiplin affı gelmeli, mühendislik meslek kanunu çıkarılmalı, akademik personelin özlük hakları iyileştirilmeli, kariyer uzmanlarının beklentileri karşılanmalı, YHS kaldırılmalı, personeli uygun statüye geçirilmeli, kamuda ikramiyesi olmayan tek kesim kamu görevlisi yanlışı son bulmalı, memurun da bayram ikramiyesi olmalı, toplu sözleşme hükümleri engellenmemeli, mücadele ettiğimiz kronikleşmiş diğer bütün sorunlar çözülmelidir” diye konuştu.

Adil bir dünya için ter akıtanlara, mazlumlara, zulme direnenlere, emeği aziz bilenlere, dünyanın bütün emekçilerine selam olsun
Ali Yalçın, sorunlar çözülene kadar mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini, yeni kazanımları kamu görevlilerine kazandıracaklarını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı: “Biz bu ülkenin millî ve manevi değerleriyle bütünleşen; şiddete, çatışmaya, tefrikaya esir olmadan birliği, dayanışmayı, sosyal diyaloğu önceleyen erdemliler hareketiyiz. Bu yolda soylu yürüyüşümüzü kararlılıkla sürdüreceğiz. Kadın emekçilerimizin sorunlarının çözülmesi, iş ve aile hayatı uyumunun sağlanması, şiddetin ve mobbingin önlenmesi, ailenin güçlendirilmesi, neslin korunması için mücadeleye devam edeceğiz. Engellilerimizin hayatın her alanına erişebilir olması, engelsiz bir çalışma hayatı için verdiğimiz mücadeleyi sürdüreceğiz. Genç işsizliğin azaltılması, genç kamu görevlilerimizin sorunlarının çözülmesi için gayreti büyüteceğiz. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam için; emekli aylığının artırılması,emeklilerin örgütlenme hakkına kavuşması, seyyanen zammın emeklilere de verilmesi için verdiğimiz mücadeleye kararlılıkla devam edeceğiz. Türkiye emek hareketine yeni bir soluk getiren, emek mücadelesini erdemle buluşturan, 1124 kazanımla tarih yazan, tarihin doğru yerinde duran, Türkiye’nin yetkili konfederasyonu Memur-Sen olarak, yetkili sendikalarımızla bir milyon 100 bine varan örgütlü gücümüzle, Kıbrıs Türk Eğitimciler Sendikası (KIBTES) ile, 30 milyonu aşkın üyesi bulunan Uluslararası Emek Konfederasyonu (ILC) ile, adil bir dünya, müreffeh ve güçlü bir Türkiye için çalışmaya, üretmeye, mücadele etmeye; siyonizme, emperyalizme, kapitalizme karşı hak, emek, adalet demeye devam edeceğiz. Adil bir dünya için ter akıtanlara, dünyanın bütün mazlumlarına, zulme direnen Gazze’nin yiğit evlatlarına, emeği, alın terini aziz bilenlere, tüm 1 Mayıs meydanlarına, dünyanın bütün emekçilerine selam olsun.”





