Genel Başkanımız Talip Geylan ve Genel Başkan Yardımcılarımız, 7 Ekim 2026 tarihinde Ankara şubelerimizin yönetim kurulu üyeleri, ilçe ve üniversite temsilcileri ile Merkez Kadın Komisyonu üyeleriyle bir araya geldi.
Toplantıda, geride bırakılan eğitim-öğretim yılı kapsamlı şekilde değerlendirilirken, yeni eğitim-öğretim yılında yürütülecek sendikal faaliyetler, teşkilat çalışmaları ve eğitim çalışanlarının gündemindeki konular ele alındı.
Toplu pazarlık süreçleri tahrip edildi, sendikal algı yıpratıldı.
Toplantının açılışında konuşan Genel Başkanımız Talip Geylan, kamu sendikacılığının mevcut durumuna değindi. Geylan, kamusal zeminin uzun süredir suni gündemlerle işgal edildiğini ifade etti. Geylan, hem Ankara’da hem de Tüm Türkiye’de, 11 hizmet kolunun tamamında Türkiye Kamu-Sen ve bağlı sendikaların yetkili olması gerektiğini belirterek, “Bu teşkilat yetkiyi hak ediyor. Biz yetkiyi sadece kendimiz için istemiyoruz; kamu çalışanları için istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
2010 yılından bu yana sendikal görünümlü bir yapının kamusal hayatı adeta esir aldığını belirten Geylan, bugüne kadar gerçekleştirilen sekiz toplu sözleşme sürecinde kamu çalışanlarının kayda değer hiçbir kazanım elde edemediğini ifade etti. Toplu pazarlık süreçlerinin tahrip edildiğini ve sendikal algının yıpratıldığını vurgulayan Geylan, yetkili sendika ve konfederasyonun kamu çalışanlarının haklarını savunmak yerine adeta işverenin beklentileri doğrultusunda hareket ettiğini söyledi.
Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kamu çalışanları adeta esaret altında. İnsanlar işleriyle, ekmekleriyle şahsiyetleri arasında tercihe zorlandı. Kamu çalışanlarının selameti için biz yetkili olmalıyız. Yetkiyi kendimiz için istemiyoruz. Kamu çalışanlarının hakkını, hukukunu korumak için istiyoruz.”
Türk Eğitim-Sen’in üye sayısının 2002 yılında 125 bin 863 olduğunu, bugün ise 250 binlere ulaştığını kaydeden Geylan, “Biz bunu ne yaparak elde ettik? Bir meslektaşımızı tehdit mi ettik? Gayriahlaki yöntemlere mi başvurduk? İnsanları inandıkları değerlerle işleri arasında tercihe mi zorladık? Hayır. Hiç kimseye ahlaksızca tehditte bulunmadık. Sadece adam gibi sendikacılık yaptık ve bugün 250 bin meslektaşımızı bu şerefli hak mücadelesine dahil ettik. Bu, her babayiğidin üstesinden gelebileceği bir başarı değildir. Siz başardınız. Allah hepinizden razı olsun.” diye konuştu.
Kamu çalışanlarını suni gündemlerden kurtaracağız.
2027 yılının 15 Mayıs’ında Türk Eğitim-Sen’in hak ettiği yetkiyi alacağını bildiren Geylan, “Buna inanıyoruz. Ancak bunu yaparken, kamu çalışanlarının suni gündemlerle meşgul edilmesine de son vereceğiz. Kahramanmaraş’ta yaşananların acısı henüz dinmeden, dün İstanbul’da bir evladımızı daha kaybettik. Artık eğitimin gündeminde öncelikle okullarda yaşanan şiddet olayları olmalıdır. Bunun yanı sıra ekonomik sorunlarımız, eğitim çalışanlarının özlük haklarına ilişkin çözüm bekleyen meseleleri, üniversitelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın sorunları var. Dolayısıyla enerjimizi bu temel sorunların çözümüne yoğunlaştırmalıyız. Kamu çalışanlarını suni gündemlerden kurtaracağız. Bunu başaramazsak, aynı sorunlarla mücadele etmeye devam ederiz.” dedi.
Sendikal zemin ciddi şekilde kirletildi.
Geylan açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Çok çalışıyoruz, büyük bir gayret ortaya koyuyorsunuz. Ancak 2026 yılını geride bırakırken hala bazı meslektaşlarımızın zihnindeki ‘Sendika ne işe yarıyor?’ sorusunu ortadan kaldıramadığımızı görüyoruz. 34 yıllık sendikal mücadelemizde çok ciddi kazanımlar elde ettik. Bunları zaman zaman hatırlatmak gerekiyor. Çünkü sendikal mücadelenin ne anlama geldiğini, hangi kazanımların hangi mücadelelerle elde edildiğini çalışanlarına anlatmaya devam etmeliyiz.”
Elde edilen kazanımların sanki kendiliğinden ortaya çıktığını düşünenler olduğunu söyleyen Geylan, “Oysa meslektaşlarımızın bugün sahip olduğu her kazanımın arkasında yıllara yayılan bir emek ve mücadele bulunuyor.” dedi.
Sendikal zeminin ciddi şekilde kirletildiğini ifade eden Geylan, “Suni gündemlerle, siyasi söylemlerle, promosyon sendikacılığıyla; ‘Senin tayinini yaparım’, ‘Seni makamlara getiririm’ gibi vaatlerle sendikal alanı kirlettiler. Son yıllarda kamusal zemin ne yazık ki çok fazla politize oldu. Çalışanlar sendikaları, sendikal performansları üzerinden değil, siyasi ve politik bakış açıları üzerinden değerlendirir hale geldi. Bu kiri temizlemek lazım. Bu kirlenmeden rahatsız olan da bizden başka bir sendika yok. Çünkü diğerleri bu kirlenmiş sendikal zeminden besleniyor. Bizim, muhatap olduğumuz kitleyi yeniden mesleki ve sendikal bir kulvara taşımamız gerekiyor.” diye konuştu.
Rektör atamaları seçim marifetiyle gerçekleştirilmelidir.
Konuşmasında üniversiteler ile ilgili önemli açıklamalar da yapan Genel Başkanımız Talip Geylan, üniversitelerde rektör atama usulünün değiştirilmesi gerektiğini belirtti. Geylan, rektör atamalarında tüm üniversite çalışanlarının hatta öğrenci temsilcilerinin de söz sahibi olacağı seçim sisteminin hayata geçirilmesini istedi.
Bilim hayatımızın geleceği risk altında. Bu riski ortadan kaldırmak için akademik zam şart!
Akademik personelin ücret sorununa da dikkat çeken Geylan, uzun yıllardır akademik zam talebini dile getirdiklerini belirterek, “Akademik zam yapın diye yıllardır bağırıyoruz. Bugün işçi statüsünde çalışan bir arkadaşımızın aldığı maaş, araştırma görevlisinin aldığı maaştan daha yüksek olabiliyor. Akademik zam talebimiz sadece halihazırda ekonomik sorun yaşayan akademisyenlerin problemlerini çözmeye yönelik değildir. Bugün lisans düzeyinde en başarılı öğrencilerimiz akademisyenliği meslek olarak tercih etmiyor. Bu, bilim hayatımızın geleceğinin risk altında olması demektir. En başarılı öğrencilerin akademisyenlik mesleğini tercih etmesini sağlayacak şartları oluşturmalıyız.” dedi.
Tüm üniversiteleri bağlayıcı bir tayin ve nakil yönetmeliği çıkarılmalıdır.
Üniversitelerde görev yapan idari personelin tayin ve nakil sorununun da çözüme kavuşturulamadığını ifade eden Geylan, “Kısmi becayiş uygulaması hayata geçirildi ancak bu uygulama sorunu tam anlamıyla çözmedi. İdari personelin tayin ve nakil sorununa kalıcı bir çözüm getirilmesi gerekiyor. Bunun için yapılması gereken, tüm üniversiteleri bağlayıcı bir tayin ve nakil yönetmeliğinin çıkarılmasıdır. 2026 yılının sonuna geliyoruz; hala üniversitelerde görev yapan idari personelin eş durumundan tayin hakkı yok! Bunu kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.
Geylan, üniversitelerde görev yapan idari personelin akademik olmayan yönetici pozisyonlarında görev alabilmesinin de önünün açılması gerektiğini belirterek, “İdari personelimizin, görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları aracılığıyla yönetici pozisyonlarında görev almasının sağlanmasını talep ediyoruz.” dedi.





