Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca "Sosyal Medyada Sorumluluk, Özgürlük ve Güvenlik" paneli düzenlendi.

İletişim Başkanlığı Kamu Diplomasisi Daire Başkanı Oğuz Güner'in moderatörlüğünde, Başkanlığın Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen panel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın açılış konuşmasıyla başladı.

Panelde, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Kurucu Başkanı Hüseyin Yayman, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Keskin, Küme Vakfı Teknoloji Çalışmaları Koordinatörü Ozan Ahmet Çetin ve GZT Genel Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer konuşmacı olarak yer aldı.

Yayman, konuşmasında, dün terör örgütü YPG/SDG yandaşlarının Nusaybin-Kamışlı sınır hattında Türk bayrağına yönelik saldırısını lanetledi. Türkiye'de bir vatandaşın günlük ortalama 7 saatini çevrim içi ortamda, 3 saatini de sosyal medyada geçirdiğini belirten Yayman, "Bu aslında bireyin sağlıklı yetişmesinden başlayarak toplumsal düzenin, aile düzeninin ve kamu düzeninin korunmasını çok önemli hale getiriyor. Burada bizim AK Parti olarak meseleye bakışımız, kadını korumak, aileyi korumak, çocuğu korumak kırmızı çizgimizdir. Toplumsal düzenin korunması olmazsa olmaz bir durumdur." ifadelerini kullandı.

Dijital bağımlılık meselesinin artık bir "millî güvenlik sorunu" hâline geldiğini dile getiren Yayman, aileleri yıkan, toplum düzenini bozan sanal kumar ve sanal bahis konularında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında yapılan çalışmalarda nihai noktaya gelindiğini söyledi.

"Dijital telif, 86 milyonu ilgilendiren millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir"

Ulus aşırı dijital şirketlerin, şeffaf olmayan algoritmalar aracılığıyla Türkiye'deki reklam geliri pastasının önemli bir kısmını almasının ciddi problemlere yol açtığını vurgulayan Yayman, "Aileyi korumak, bireyi korumak, toplumu korumak, kamu düzenini sağlamak çok önemli ve vazgeçilmez çalışmalardır. Dolayısıyla bu noktada bizim hem zihnimiz hem karar alma sürecimiz çok nettir. Dijital telif meselesi sadece bir gazeteyi, televizyonu ilgilendiren bir mesele değil Türkiye'yi ve 86 milyonu ilgilendiren bir millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

Sabah kuşağı programları ile içeriği belli olmayan dizilerin toplumsal düzeni ve aile düzenini ortadan kaldırmaya yönelik yeni bir durum oluşturduğunu belirten Yayman, bu noktada üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getireceklerini kaydetti.

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Keskin de dijital teknolojilerin ve sosyal mecraların, "optimize edilmiş yoğun uyarım" sayesinde özellikle çocuklar nezdinde büyük zorluklara sebep olduğunu belirterek dijital güvenliğin bireysel bir mesele olmanın ötesinde toplumsal ve kurumsal bir sorun da olduğunu vurguladı.

Çocukların sosyal medya kullanımına kısıtlama getirilmesinin birçok ülkede gündemde olduğunu ifade eden Prof. Dr. Keskin, Türkiye'de de çocuklara ve ailelere bu uygulamanın ne amaçla yapılacağının aktarılması gerektiğini söyledi.

Küme Vakfı Teknoloji Çalışmaları Koordinatörü Çetin ise yapay zekâ kullanımının yaygınlaşması ile bir dönüşüm içerisine girildiğini ve bu dönüşümden en çok etkilenecek alanın sosyal medya olduğunu belirtti.

GZT Genel Yayın Yönetmeni Gezer de dijital medya yayınlarında dezenformasyonun azalması ve okuyucuların habere olan güveninin artırılması için düzenlemelerin gerekli olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanı Ümit Önal, kablosuz iletişim teknolojilerinde her 10 yılda yaşanan büyük sıçramaların birçok yenilikçi teknolojinin ortaya çıkmasını tetiklediğini, ekonomiler ve toplumlar üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu belirtti.

Önal, 2020'li yılların anahtar kavramlarının yapay zekâ, sosyal medya ve siber güvenlik olduğuna dikkati çekerek insanların artık sanal ortamın doğrudan aktif parçasına dönüştüğünü vurguladı.

İnsan doğasındaki aşırılıkların teknolojik imkanlarla birleştiğinde tehditlerin ürkütücü boyuta ulaşacağını kaydeden Önal, bu tehditlerin önemli bölümünün insanı hedef alan sosyal mühendislik saldırılarından oluştuğunu söyledi.

"Birçok veri toplanıp işleniyor"

Önal, ​​​​​​bilişim sistemlerinin saldırganlara geniş imkânlar sunduğunu, bu durumun bireylerin yanında kurumları ve devletleri de hedef hâline getirdiğini ifade etti.

Birçok verinin farklı aktörlerce toplanıp işlendiğini anlatan Önal, benzer şekilde işletmelerin tedarik, üretim ve pazarlama süreçleri, iklim değişikliği, çevre kirliliği, toprak ve su kaynaklarının kalitesi gibi konularda da çok geniş ölçekli verilerin dijital ortamda üretilip saklandığını dile getirdi. Önal, şöyle devam etti:

"Diğer bir ifadeyle ekonomik ve sosyal yaşamın hemen her alanında ve her sürecinde devasa ölçekte dijital verinin farklı aktörlerce oluşturulup işlendiği sofistike bir ekosistem içinde yaşıyoruz. Halihazırda toplanan davranış verilerine, duyularla üretilmiş en hassas veriler de eklenmiş olacak. Üstelik karakterimizi belirleyen duyularımızı kendi ellerimizle yine biz teslim etmiş olacağız. Toplanan her bir bilgi parçacığı bireyleri ve toplumları yönlendirme gücüne sahip. Yaşamlarımız, gizli verilerimiz, diğer insanlarla olan özel ilişkilerimiz tabii bunların üzerinde daha önce olmadığı kadar büyük bir kontrolün var olduğunu unutmayalım."

Dijital mecralardaki en önemli siber tehdidin gizlilik ve mahremiyet olacağını aktaran Önal, "Algoritmalara devredilen faaliyetlerin artması ve yapay zekâ uygulamalarının hızla hayatımıza girmesiyle insanlık adına aydınlığın daha parlak ancak karanlığın da daha zifiri olduğu bir döneme girilmiştir." diye konuştu.

"Deepfake destekli saldırılar tırmanışta"

Önal, deepfake destekli sosyal mühendislik saldırılarının tırmanışta olduğunu, gerçeğinden ayırt edilemeyen ses ve görüntülerin gelecek dönemlerde de ciddi toplumsal sorunlara yol açabileceğini ifade etti.

Yapay zekâ ile stratejik etkiye sahip kişiler adına üretilen sahte video ve ses kayıtlarının kişinin itibarsızlaştırılmasına, toplumun yanıltıcı bilgilendirilmesine ve diplomatik krizlere neden olabildiğinin altını çizen Önal, şunları dile getirdi:

"İnsanlar gitmedikleri yerlere gitmiş gibi söylemedikleri şeyleri söylemiş gibi gösterebilmekte. Bununla birlikte gerçek bir videonun sahte olduğunun iddia edilmesine de zemin hazırlamakta. Bu nedenle deepfake, sosyal medya ile birlikte düşünüldüğünde toplumda büyük tepkilere ve şiddete yol açma potansiyeline sahip yeni bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Zira sahte haberler, özellikle savaş, yangın, deprem veya protestolar gibi durumlarda, toplumun hassas olduğu konularda öfkeye neden olabiliyor.

Bir yönüyle eğitim, sanat, eğlence gibi çeşitli alanlarda faydalar sağlayabilecek olan deepfake, diğer yönden sömürü, sabotaj, seçimlerin manipülasyonu, kurumlara olan güveni aşındırma, sosyal bölünmeleri şiddetlendirme, ulusal güvenliği tehdit altına sokma, gerçeği inkâr etme ve haberciliği zayıflatmak için de kullanılabilir. İletişimlerimizde ve dijital mecralarda artık maalesef sıfır güven prensibine doğru hızla ilerliyoruz. Belki de artık telefon görüşmelerimize cevabını sadece gerçek muhatabımızın bildiği bir güvenlik sorusuyla başlamak zorunda kalabiliriz. Bununla birlikte deepfake'i deeptruth'a çevirmek de yine yapay zekâyla mümkün. Dolayısıyla yapay zekâ hem tehdit hem hedef hem de çözüm olabiliyor."

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu,

Dijital dünyanın artık "yan sokak" değil "ana cadde" hâline geldiğini dile getirerek çocukların bu caddenin tam ortasında yürüdüklerini söyledi. Karagözoğlu, sosyal medyada sorumluluk, özgürlük ve güvenliğin nasıl birlikte yürütüldüğü ve nasıl dengelendiği konusuna da değinerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu mesele, 'Yasak mı, serbest mi?' gibi basit bir ikilem olarak karşımıza çıkmıyor. Bu meseleyi, çocuklarımızı korurken özgürlüğü de büyüten bir dengeyi kurma meselesi olarak görüyoruz. Türkiye'de 77,3 milyon kişi internet kullanıyor. Yani internet, hayatın neredeyse her alanına, her kesimine dokunuyor. Sosyal medyada ise 58,5 milyon aktif kullanıcı bulunuyor. Bu, yüzde 66,7'yle toplam nüfusa oranına tekabül ediyor. Sosyal medya kullanılarak geçirilen ortalama süre 2 saat 43 dakika. Her ay kullanılan ortalama sosyal platform sayısı ise 7,6."

Bu kadar büyük bir dijital kalabalığın, kendi kendine güvende kalamayacağını ifade eden Karagözoğlu, kalabalık büyüdükçe yanlış bilgi, manipülasyon, siber risk, mahremiyet ihlali ve çocukların maruz kaldığı zararlı içeriklerin de büyüdüğünü bildirdi.

"Kuralın anlaşılması, benimsenmesi ve uygulanması gerekiyor"

Karagözoğlu, çocukların artık tek bir uygulamada kalmadıklarına işaret ederek algoritmaların sadece içerik sunmadıklarını davranışı şekillendirdiklerini, duyguları yönlendirdiklerini ve gündem oluşturduklarını kaydetti. 15 yaş altı çocukların sosyal medya platformlarına erişimlerine yönelik düzenleme konusuna da değinen Karagözoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"15 yaş altı çocukların sosyal medya erişiminin denetim ve sınırlama esasına dayalı düzenlenmesi, teknik bir sınırın ötesine geçiyor, çocukları dijital ekosistem içinde koruyan bütüncül bir kamu politikası anlamı taşıyor ama burada çok kritik bir denge var. Kamuoyundaki tartışmalar da bunu gösteriyor, çocukların korunması gerekliliği, ifade özgürlüğü, kişisel verilerin korunması, devletin dijital denetim yetkisi ve platformların sorumlulukları... Bu başlıklar arasında denge kurmak gerekiyor."

Karagözoğlu, sosyal medyanın bir nehir gibi aktığını ve hedeflerinin nehrin önüne duvar örmek değil hedefin yatağını doğru çizmek olduğunu söyledi.

Türkiye'de 80,7 milyon mobil telefon kullanıcısı bulunduğuna dikkati çeken Karagözoğlu, dijital temasın ceplerde taşınan ekranla her an yaşandığını bildirdi.

Karagözoğlu, "Bu da şu anlama geliyor, sadece kural koymak yetmiyor, kuralın anlaşılması, benimsenmesi ve uygulanması gerekiyor. Çocukları korumaya yönelik politikaların kamuoyunda doğru anlaşılması, toplumsal destek oluşması ve dezenformasyon risklerinin azalması için etkili bir iletişim yaklaşımı zorunlu görülüyor." dedi.

Kare profil resmi

T.C. İletişim Başkanlığı

@iletisim

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızca “Sosyal Medyada Sorumluluk, Özgürlük ve Güvenlik” paneli düzenlendi.

Gönderi

Sohbet

Kare profil resmi

T.C. İletişim Başkanlığı

@iletisim

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız tarafından “Sosyal Medyada Sorumluluk, Özgürlük ve Güvenlik” paneli düzenlendi.

Slayt 1 - 5 - Döngü

·

330

Görüntüleme

Ahmet Kandemir

Doğanın dengesi değişiyor. Peki, biz hazır mıyız?
Doğanın dengesi değişiyor. Peki, biz hazır mıyız?
İçeriği Görüntüle