Genel Başkanımız Talip Geylan, Nevşehir Şubemizin yeni hizmet binasının açılışına katıldı. Mülkiyeti Nevşehir Şubesine ait olan binanın açılışında MHP Grup Başkanvekili ve Nevşehir Milletvekili Prof. Dr. Filiz Kılıç, MHP Nevşehir İl Başkanı Adnan Doğu, Nevşehir İl Millî Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, Ülkü Ocakları İl Başkanı Mehmet Uçar, Türkiye Kamu-Sen İl Başkanı Turgay Çetin, Türkiye Kamu-Sen Kayseri İl Temsilcisi Ramazan Sıdar, MHP Nevşehir İl Başkan Yardımcıları Ali Ertosun ve Fazlı Öztürk, MHP Merkez İlçe Başkanı Serkan Oduncu, Gülşehir Belediye Başkanı Erkan Çiftçi, Uçhisar Belediye Başkanı Abdullah Çamcı, Çat Belediye Başkanı Zübeyir Kalay, TÜRKAV İl Başkanı Fatih Varol, Türk Diyanet Vakıf-Sen Nevşehir İl Temsilcisi Durmuş Demirci ve Nevşehir Şube Yönetim Kurulu üyeleri yer aldı.
Yeni hizmet binasının açılışı, Türk Diyanet Vakıf-Sen Nevşehir İl Temsilcisi Durmuş Demirci’nin duasıyla gerçekleştirildi. Açılışta bir konuşma yapan Nevşehir Şube Başkanı Tayfur Urgenç, yeni hizmet binasının tüm eğitim çalışanlarının sorunlarını paylaşabileceği ve hak arama mücadelesinde destek bulabileceği bir merkez olacağını belirtti.
Açılış dolayısıyla bir konuşma yapan Genel Başkanımız Talip Geylan da Türk Eğitim-Sen Nevşehir Şubesinin yeni hizmet binasının kazandırılmasında katkısı bulunan herkese teşekkürlerini iletti. Geylan, “Nevşehir Şubemizin mülkiyeti kendisine ait olan hizmet binasının açılışını gerçekleştirdik. Emeği geçen arkadaşlarımızdan Allah razı olsun.” dedi.
Genel Başkanımız Talip Geylan, açılışın ardından Nevşehir Şubesinin düzenlediği istişare toplantısına katıldı. Toplantıda Nevşehir Şube Yönetim Kurulu üyeleri, ilçe ve üniversite temsilcileri ile şube kadın komisyonu üyeleri yer aldı.
Sadece ve sadece sendikacılık yaparak üyelerimizi hak arama mücadelesine dahil ettiniz. Hepinizle gurur duyuyorum.
Geylan, istişare toplantısında yaptığı konuşmada, Türk Eğitim-Sen’in 1992 yılından bu yana hiçbir dış müdahaleye ihtiyaç duymadan, hormonsuz ve ilkeli bir şekilde büyüdüğünü vurguladı. Bu büyümenin; makam ve mevki teklif etmeden, çalışanları tahakküm altına almadan, baskı kurmadan, tehdit ve şantaja başvurmadan gerçekleştiğini ifade eden Geylan, “Sizler, ilkeli sendikacılığı tercih ederek çalışanların gerçek ihtiyaç ve beklentilerini dikkate alan bir teşkilat anlayışıyla teşkilatımızı bugünlere ulaştırdınız. Ne farklı esen rüzgârlara kapıldınız ne de ilkelerinizi çiğnetiniz. Sadece ve sadece sendikacılık yaparak üyelerimizi hak arama mücadelesine dahil ettiniz. Hepinizle gurur duyuyorum” dedi.
Kamu çalışanları bugün birçok hakka sahip ise bunun altında Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in emeği, alın teri var!
Geylan, kamu çalışanlarının birçok hakka sahip olmasında Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in yaptığı çalışmaların etkili olduğunu da bildirdi. Banka promosyonlarının bunun en somut örneklerinden birisi olduğunu bildiren Geylan şunları kaydetti: “Bugün kamu çalışanları 90 bin TL’ye ulaşan promosyonlar alıyor. Ancak bugün bu uygulamanın hep var olduğu zannediliyor. Peki, bu noktaya nasıl gelindi?
Bankalar, kamu çalışanlarının maaşlarını kendi bünyelerinde tutmaları karşılığında çeşitli promosyonlar sağlıyordu. O dönemde bu promosyonların tamamı kurumlara bırakılıyordu. Biz ise bunun doğru olmadığını, söz konusu gelirin kamu çalışanlarının maaşları üzerinden oluşan bir katma değer olduğunu ve çalışanların da bundan pay alması gerektiğini savunduk.
2007 yılında, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nden bir gün önce, Türk Eğitim-Sen olarak şube başkanlarımızla birlikte dönemin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’i ziyaret ettik. Gündem maddelerimizden biri de banka promosyonlarıydı. Bakan’a, “Bu promosyon, memurun maaşından ortaya çıkan bir katma değerdir. Dolayısıyla memurun da bunda hakkı vardır; çalışanlar bu paydan yararlanmalıdır.” dedik. O güne kadar promosyonların tamamı kurumlara bırakılıyordu. Yapılan görüşmeler sonucunda, ilk aşamada yüzde 50’sinin çalışanlara, yüzde 50’sinin kurumlara bırakılması yönünde bir uzlaşma sağlandı. Sonrasında bu oran daha da yükseldi ve nihayet banka promosyonlarının tamamı çalışanlara dağıtıldı.
Öğretmenlerimizin nöbet ücreti de bugün sanki kendiliğinden elde edilmiş bir kazanım gibi görülüyor. Oysa bunun arkasında da yıllara yayılan ciddi bir mücadele var. Yıllarca nöbet görevinin karşılığının ödenmesi için eylemler yaptık, afişler hazırladık, ilgili kurumlara yazılar gönderdik. KİK toplantılarında konuyu gündeme taşıdık. Toplu görüşmelerde ve toplu sözleşmelerde konuyu gündeme getirdik. Son olarak nöbet tutmama eylem kararı aldık ve yürüttüğümüz bu kararlı mücadelenin ardından Millî Eğitim Bakanlığı öğretmenlere nöbet ücreti ödenmesine karar verdi.
Yine sözleşmelilere kadro meselesi… Biliyorsunuz, bu uygulama 2005 yılında 4/C statüsüyle başladı. Biz o dönemde de mücadele ettik, konuyu yargıya taşıdık ve uygulamanın iptal edilmesini sağladık. 2007 yılında ise tam zamanlı 4/B’li sözleşmeli öğretmenlik uygulamasını getirdiler. Buna karşı yıllarca eylemler yaptık, kurumlara yazılar gönderdik, konuyu her platformda gündeme taşıdık. 2011 seçimleri öncesinde dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, sözleşmeli çalışanların kadroya geçirileceğini ifade etti. Seçimlerin ardından da 232 bin sözleşmeli çalışan kadroya alındı; bunların 68 bini öğretmendi. Dolayısıyla bugün sözleşmelilere kadro meselesi konuşulurken, bu kazanımın arkasındaki mücadeleyi ve Türk Eğitim-Sen’in ve Türkiye Kamu-Sen’in emeğini görmezden gelmemek gerekir.”
Akademik zammı bilim hayatımızın geleceği açısından vazgeçilmez bir tedbir olarak görüyoruz.
Üniversitelerle ilgili önemli açıklamalarda bulunan Genel Başkanımız Talip Geylan, üniversitelerimizin ülkemizin kalkınmasında lokomotif kuruluşlar olduğuna dikkat çekti. Üniversitelerin gelişmesinin ve bilimsel üretimin kesintisiz sürdürülmesinin önemini vurgulayan Geylan, bu hedefe ulaşmanın ön koşulunun üniversitelerin akademik, idari ve ekonomik açıdan güçlendirilmesi olduğunu ifade etti.
Bu noktada akademik ücret artışının önemine dikkat çeken Geylan, en başarılı öğrencilerin akademisyenliği bir meslek olarak tercih etmelerinin önündeki en büyük engellerden birinin, ne yazık ki akademisyen maaşlarının düşüklüğü olduğunu vurguladı.
Akademik ücret artışının yalnızca akademisyenlerin ekonomik sorunlarının giderilmesine değil, Türk bilim hayatının geleceğine de katkı sağlayacağını belirten Geylan, şunları söyledi: “Akademik zam, sadece akademisyenlerimizin ekonomik sorunlarını gidermeye yönelik değil, aynı zamanda Türk bilim hayatının geleceğini de ilgilendiren bir tedbir olacaktır. Çünkü lisans düzeyinde akademik başarısı en yüksek olan öğrencilerimiz, ekonomik nedenlerle akademisyenliği bir meslek olarak tercih etmekten uzak durmaktadır. Bu itibarla akademik zam konusu, daha fazla ertelenemeyecek elzem bir husustur.”
Türk Eğitim-Sen olarak akademisyenlerin mesleklerinin statüsüne uygun bir ücrete kavuşturulmasını istediklerini ifade eden Geylan, taleplerini şu sözlerle dile getirdi: “Akademisyenlerimizin, mesleklerinin statüsüne mütenasip bir ücret almasını istiyoruz. En düşük akademisyen maaşının yoksulluk sınırının en az iki katı olmasını talep ediyoruz. Ders ücretlerinin yüzde 100 artırılmasını bilim hayatımızın geleceği açısından önemli görüyoruz. Ayrıca her eğitim-öğretim döneminde bilim insanlarına bir maaş tutarında ‘Eğitim ve Bilim Yardımı’ ödenmelidir.”
Genel Başkanımız Talip Geylan; profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi kadrolarının eşit değerlendirilmesi ve doktor öğretim üyeleriyle yapılan sözleşme uygulaması kaldırılmasını istedi. Geylan, norm kadro fazlası olarak belirlenen öğretim elemanlarının durumuna ve tabi olacakları uygulamalara yönelik bir düzenleme yapılması gerektiğine de dikkat çekti.
İdari personel isteği dışında, alanı dışındaki işlerde çalıştırılmamalıdır.
YÖK ve bağlı kuruluşlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi idari personelden; mesleklerinde yüksek lisansını tamamlayanlara %20 ve doktorasını tamamlayanlara %40 oranlarında ek özel hizmet tazminatı ödenmesi gerektiğine de belirten Geylan, ayrıca kadro yetersizliği veya sınav açılmaması gibi nedenlerle unvanlarına uygun olmayan kadrolarda çalışan personele, bir defaya mahsus olmak üzere unvanlarının karşılığı olan kadroların doğrudan verilmesini, bu personelin, isteği dışında alt kadrolarda veya alanı dışındaki işlerde çalıştırılmamasını talep etti.
Üniversite personelimizi mutlu ve huzurlu kılarsak üniversitelerimizi daha güçlü yarınlara taşıyabiliriz.
Türk Eğitim-Sen’in toplu sözleşme taleplerinde de bu hususları dile getirdiklerini belirten Geylan, akademisyenlerin ve idari personelin ekonomik, sosyal ve özlük haklarının, çalışma koşullarının iyileştirilmesinin önemine dikkat çekti. Geylan, “Mutlu, huzurlu ve çalışma barışı tesis edilmiş akademisyenlerimiz ve idari personelimizle üniversitelerimizi daha güçlü yarınlara taşıyacağız, ülkemizin aydınlık geleceğine katkı sunacağız” diye konuştu.
Nevşehir teşkilatımızla biraraya geldik. Şube, ilçe, üniversite ve kadın komisyonu yöneticilerimizle helal soframızda hasbihal ettik. Yol arkadaşlarımın inancı, azmi ve adanmışlıklarıyla gurur duydum. İnanıyorum ki, bu kararlılık, sendikal mücadelemizi daha yükseklere taşıyacaktır. Bayrağımızı Nevşehir’de şerefle dalgalandıran şube başkanımız Tayfur Urgenç ve tüm yöneticilerimize teşekkür ediyorum. Varlıkları daim olsun.
HAYIRLI OLSUN Nevşehir şubemizin mülkiyeti kendisine ait olan hizmet binasının açılışını gerçekleştirdik. Emeği geçen arkadaşlarımızdan Allah razı olsun. Açılışımıza iştirak eden MHP Grup Başkanvekili ve Nevşehir Milletvekili Sayın@PrfDrFilizKilichanımefendi ve tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum.





