Memur-Sen Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen programa; Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Diyanet-Sen Genel Başkanı Ali Yıldız, Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu ve davetliler katıldı. Programda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Vakıflar Haftası’nı tebrik ederek, programın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti. Panel başlığının son derece önemli ve anlamlı olduğuna dikkat çeken Yalçın, geleceğin şehirleri ve sürdürülebilirlik tartışmalarının küresel ölçekte yürütüldüğünü ancak vakıf merkezli dayanışma ve sosyal restorasyon boyutunun yeterince ele alınmadığını söyledi.
“Vakıf müessesesini tartışmak güçlü bir geleceği bugünden kurmaktır”
Vakıf medeniyetinin yalnızca tarihsel bir miras değil aynı zamanda geleceği inşa edecek güçlü bir referans olduğunu kaydeden Yalçın, “Bir tarihçinin güzel bir sözü var; ‘Geleceği kuramayanlar geçmişe hücum eder.’ Tarih, övgü ya da yerginin ötesinde değerlidir. Bu yönüyle vakıf müessesesini kentsel dayanışma bağlamında tartışmak, bu mirasın bugüne ne söyleyebileceğini ele almak ve meseleye eleştirel bakışla yaklaşmak, geçmişe hücum değil bilakis güçlü bir geleceği bugünden kurmaktır” dedi.
Osmanlı’nın vakıf müessesesini sosyal ve stratejik bir yapıya dönüştürdüğünü belirten Yalçın, İbn-i Batuta’nın Anadolu gözlemlerinden örnekler paylaşarak, vakıf kültürünün Anadolu’daki dayanışma ruhunu nasıl şekillendirdiğini anlattı. Yalçın, “Anadolu’da vakıf; yolcuya aş, kuşa yem, yetim kıza çeyiz, kimsesize barınma, hastaya darüşşifadır. Ecdadımız delisine de velisine de dervişine de vakıf yoluyla sahip çıkmıştır” ifadelerini kullandı.
Ali Yalçın: Modern şehirler insanın mekânı değil zindanı oldu
Sanayi devrimi sonrasında şehir yaşamının ciddi dönüşümler geçirdiğini ifade eden Ali Yalçın, modern şehirlerin insanı yalnızlaştırdığına dikkat çekti. Yalçın, “İnsanı fıtratından uzaklaştıran, doğayla kavga eden, sürekli tüketime odaklı şehirler modern insanın mekânı değil zindanı oldu. Birlikte yaşama, dayanışma ve kültürel devamlılığı sağlama gibi olgular şehir yaşamının dışında kaldı. Tanışıklığın yerini yalnızlık, dayanışmanın yerini kimsesizlik aldı” diye konuştu.
Sözlerinin devamında bugünün dünyasında organize olmuş iyiliğe ve kurumsallaşmış dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunduğunu dile getiren Yalçın, vakıf kültürünün yeniden ihya edilmesi gerektiğini söyledi.
“İyilik istikamet olsun istiyoruz”
Memur-Sen olarak vakıf bilincini güçlendirmek adına çalışmalar yürüttüklerini belirten Genel Başkan Yalçın, 2016 yılında kurulan Mehmet Akif İnan Vakfı aracılığıyla öğretmen ve yöneticilere yönelik eğitim faaliyetleri gerçekleştirdiklerini kaydetti. İdlib’de inşa edilen 400 konutluk Mehmet Akif İnan Mahallesi’ni de hatırlatan Yalçın, “Mazluma uzanan el olmaya çalışıyoruz. Her yıl Mehmet Akif İnan Ödülleriyle iyiliği daha görünür kılmak adına dünyaya ve ülkemize değer katan çalışmaları destekliyoruz” dedi.
Yalçın, “İyilik istikamet olsun, vakıf bilinci toplumun her kesiminde karşılık bulsun istiyoruz. Her kurum kendi gücü nispetinde en iyi yaptığı işi toplum yararına da yapsın istiyoruz. Böylelikle iyilik bir kartopu gibi büyüsün, şehirlerimizde yeniden dayanışma ve iyilik yankı bulsun istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Ali Yıldız: Vakıflar medeniyetimizin başat müessesesidir
Ali Yıldız ise konuşmasında vakıf müessesesinin medeniyet tarihindeki yerine dikkat çekti. Vakıfların şehirlerin imarından sosyal adaletin sağlanmasına kadar çok geniş bir alanda belirleyici olduğunu ifade eden Yıldız, “Vakıflar medeniyetimizin başat müessesesidir dersek abartmış olmayız. Vakıflarımız, hayrı nesiller boyu kalıcı kılmak için sadaka-i cariye hassasiyetiyle geliştirilmiştir” dedi.
Vakıf kültürünün eğitimden sağlığa, çevreden sosyal yardımlaşmaya kadar toplumun her alanında etkili olduğunu belirten Yıldız, tarih boyunca çok farklı alanlarda faaliyet gösteren vakıfların bulunduğunu söyledi. Vakıfların kurumsal bir iyilik hareketi olduğunu kaydeden Yıldız, modern şehir yaşamının insanı yalnızlaştırdığına dikkat çekerek vakıf sisteminin yeniden ihyasının önemine vurgu yaptı.
Yıldız, “Modernizmin yıkıcı gücüne karşı bizi koruyacak olan vakıf sisteminin ihyasıdır. Bugün vakıf ruhuyla hareket eden sivil toplum kuruluşlarımız dünyanın farklı coğrafyalarında insanlığa hizmet ediyor” ifadelerini kullandı.
Aksu: 62 bin vakfın temsilciliğini yürütüyoruz
Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu da konuşmasında vakıf medeniyetinin köklü geçmişine dikkat çekti. Selçuklu’dan bugüne kadar kurulmuş yaklaşık 62 bin vakfın temsilciliğini yürüttüklerini belirten Aksu, vakıf anlayışının temelinde insana hizmet bulunduğunu söyledi.
Osmanlı şehirlerinin vakıf eserleri etrafında şekillendiğini ifade eden Aksu, vakıf sisteminin kendi kaynaklarıyla ayakta duran sürdürülebilir bir yapı olduğuna dikkat çekti. Camilerin ve külliyelerin yalnızca ibadet alanı değil aynı zamanda sosyal dayanışmanın merkezleri olduğunu kaydeden Aksu, vakıf sisteminin insanları bir araya getiren güçlü bir yapı oluşturduğunu dile getirdi.
Selçuklu ve Osmanlı döneminde medreselerden aşevlerine, çeşmelerden sosyal yardımlaşma faaliyetlerine kadar pek çok hizmetin vakıf sistemiyle yürütüldüğünü belirten Aksu, toplumsal dayanışmanın korunmasının önemine işaret ederek, “Toplum, İslami müesseseleri koruduğu müddetçe ayakta durmaya devam edecektir” dedi.
Vakıf medeniyetinin mimari, sosyal ve kültürel boyutları ele alındı
Gerçekleştirilen konuşmaların ardından panel düzenine geçildi.
Diyanet-Sen Genel Başkan Yardımcısı Kerim Alptekin moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde vakıf müessesesinin tarihsel mirası, şehir kültürü, mimari anlayışı, sosyal dayanışma boyutu ve modern dünyadaki karşılığı farklı perspektiflerle ele alındı.
Panelde ilk olarak söz alan Mevlüt Çam, “Geçmişten Günümüze Vakıflar” başlıklı sunumunda vakıf kültürünün tarihsel gelişim sürecini anlatarak, vakıf anlayışının toplum hayatındaki dönüştürücü etkisine değindi.
Hüsrev Subaşı ise “Osmanlı’dan Günümüze Cami Tezyinatında Zarafet ve Asalet” başlıklı konuşmasında cami mimarisi ve süsleme sanatının medeniyet tasavvurundaki yerine dikkat çekti.
“Kadim Vakıf Kültürümüz ve Yeni Sivil Vakıf Yapılar: Mukayese, Tenkit ve Teklifler” başlığıyla konuşan Selim Argun, geleneksel vakıf anlayışı ile günümüz sivil toplum yapıları arasındaki benzerlik ve farklılıkları değerlendirdi.
İzani Turan da “Modern Zamanlarda Bir (Soft Power) Yumuşak Güç Olarak Türkiye Diyanet Vakfının Yurt İçi ve Yurt Dışı Faaliyetleri” başlıklı sunumunda, Türkiye Diyanet Vakfı’nın ulusal ve uluslararası faaliyetleri üzerinden vakıf çalışmalarının küresel etkisini anlattı.
Yazar Cihan Aktaş ise “Vakıf Eserleri; İnşaat İdeolojisinin Gölgesinde Tarihi Miras” başlıklı konuşmasında tarihi vakıf eserlerinin korunması ve şehirleşme politikalarının kültürel miras üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Panelin son konuşmasını yapan Murat Şimşek de “Vakıf Müessesesi Bugüne Ne Söyler? Vakıfların İktisadi Boyutuyla İlgili Beklentiler” başlıklı sunumunda vakıf sisteminin ekonomik yönünü ve günümüz sosyal yapısına sağlayabileceği katkıları ele aldı.
Fotoğraflar
10 görsel




