Türk Eğitim-Sen, üyelerinin hak ve menfaatlerini koruma kararlılığıyla haksız, keyfi ve mevzuata aykırı idari işlemlere karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini bir kez daha zaferle taçlandırmıştır. İstanbul’da bir ilkokulda müdür yardımcısı olarak görev yapan üyemize haksız gerekçelerle ve mükerrer şekilde verilen üç ayrı uyarma cezası, sendikamızın açtığı davalar neticesinde İstanbul 6. İdare Mahkemesi tarafından oy birliğiyle iptal edilmiştir.
Süreç, 2024–2025 eğitim-öğretim yılı başında üyemiz hakkında çocuk kulübü faaliyetleri, çalışanların sigorta bildirimleri ve görev tebliği aşamaları gerekçe gösterilerek açılan disiplin soruşturmasıyla başlamıştır. Soruşturma sonucunda kınama cezası teklif edilmiş, ilgili Kaymakamlıkça geçmiş hizmetleri gözetilerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/A-a maddesi uyarınca uyarma cezaları tesis edilmiştir. Yetkili İl Disiplin Kurulu’na yapılan itiraz neticesinde işlenen fiil ile teklif edilen cezanın uyumsuz olduğu tespit edilmiş ve itirazlar kabul edilerek cezalar kaldırılmıştır. Ne var ki idare, hukukun genel ilkelerine ve usul kurallarına aykırı bir tutum sergileyerek aynı fiiller üzerinden bu defa 657 sayılı Kanun’un 125/A-f maddesinde düzenlenen "Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak" hükmü uyarınca üyemizi yeniden üç ayrı uyarma cezası ile tecziye etmiştir.
Sendikamız tarafından İstanbul 6. İdare Mahkemesi nezdinde açılan davalarda, idarenin öne sürdüğü tüm iddialar birer birer çürütülmüştür. Üyemizin "kendisine verilen görevleri kabul etmeyerek itiraz ettiği" iddiasını inceleyen mahkeme, 2025/2359E.-2026/1829K. sayılı ilamında; tebellüğ belgesine "öğretildiği takdirde görevleri yapacağına" ilişkin şerh düşüldüğünü tespit ederek görevine kayıtsız kalındığından ya da görevin reddedildiğinden söz edilemeyeceğine hükmetmiştir. Personel sigorta bildirimlerinin gecikmesiyle ilgili açılan davada mahkeme, 2025/2360E.-2026/1830K. sayılı kararıyla; temizlik hizmet alımında doğrudan temin yöntemi benimseyen okul müdürünün asli sorumlu olduğunu, üyemizin herhangi bir kastının bulunmadığını ve aksine mevzuata aykırılık teşkil eden durumu okul müdürüne sözlü olarak ilettiğinin bizzat okul müdürünün ifadeleriyle sabit olduğunu kayda geçirmiştir. Çocuk kulübü faaliyetlerine ilişkin iddiaların ele alındığı davada ise mahkeme, 2025/2361E.-2026/1828K. sayılı kararında; Çocuk Kulüpleri Yönergesi ve sözleşmeler kapsamında asli sorumluluğun okul müdürü ile okul-aile birliği başkanında olduğunu belirterek üyemize isnat edilen kusurun bulunmadığını açıkça vurgulamıştır.
İstanbul 6. İdare Mahkemesi, her üç dosyada da isnat edilen fiillerin sübut bulmadığı gerekçesiyle tesis edilen cezaların hukuka aykırı olduğuna hükmederek işlemlerin iptaline, karar vermiştir. Alınan bu emsal kararlar; okul yöneticilerinin yetki ve sorumluluk sınırlarının idarelerce keyfi biçimde genişletilemeyeceğini, okul müdürlerinin asli sorumluluğundaki işlerin müdür yardımcılarına yüklenemeyeceğini ve itiraz üzerine kaldırılan cezaların farklı mevzuat hükümleri gerekçe gösterilerek tekrar verilemeyeceğini tescillemiştir. Türk Eğitim-Sen olarak eğitim çalışanlarımızın haklarını sahadan yargı mercilerine kadar her platformda savunmaya ve haksızlıklara karşı durmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Haber Ekleri




