Ali YALÇIN

ORTAK YAZILI SINAV SİSTEMİ YENİDEN DEĞERLENDİRİLSİN Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) Uygulama Kılavuzu, ölçme ve değerlendirme süreçlerinde standartlaşmayı amaçlamakla birlikte, uygulamada yaşanacak zorluklar ve beraberinde öğretmenlere getireceği iş yükü bakımından önemli soru işaretleri barındırmaktadır.

Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimde niteliği artıracak, öğretmenin işini kolaylaştıracak ve öğrencilerin öğrenme eksikliklerinin tespitine katkı sunacak yenilikleri destekliyoruz.

Özellikle özel okullarla devlet okulları arasındaki değerlendirme farklılıklarının giderilmesi, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacak adımlara kaynaklık edecek verinin elde edilmesi, kazandırılmak istenen becerilerin hangi sınıf seviyesinde daha uygun olacağının belirlenmesini olumlu olarak değerlendiriyoruz. Ancak eğitim çalışanlarının görüşleri alınmadan, sahadaki etkileri yeterince test edilmeden ve öğretmene getireceği yük planlanmadan hayata geçirilen düzenlemelerin yeni sorunlar üreteceğini vurguluyoruz. Eğitim-Bir-Sen olarak Milli Eğitim Bakanlığından beklentimiz; OYSS Uygulama Kılavuzu'nun, eğitim sendikaları ve öğretmen temsilcilerinin katılımıyla yeniden değerlendirilmesi, Ölçme ve Değerlendirme Yönetmeliği, ilgili yönerge ve uygulama kılavuzu arasındaki muhtemel hukuki uyumsuzlukların giderilmesi, Öğretmenlerin ve alan zümrelerinin sınav hazırlama ve ölçme-değerlendirme süreçlerindeki mesleki takdir yetkilerinin korunması, Farklı bölgeleri, okul türlerini ve öğrenci profillerini kapsayan kapsamlı pilot uygulama ve etki analizleri tamamlanmadan sistemin ülke geneline zorunlu biçimde yaygınlaştırılmaması, Öğretmenlere ilave veri girişi ve bürokratik işlem yükleyen düzenlemelerden vazgeçilmesi; mevcut dijital sistemler bütünleştirilerek mükerrer işlemlerin önlenmesi, Uygulamanın teknik altyapısı, öğretmenlerin hizmet içi eğitim ihtiyaçları ve okulların imkan farklılıkları dikkate alınarak gerçekçi bir geçiş takviminin oluşturulmasıdır. Eğitimde dijitalleşmenin başarısı, sisteme girilen veri miktarıyla değil, öğretmenin işini ne ölçüde kolaylaştırdığı ve öğrencinin öğrenmesine sağladığı katkıyla ölçülmelidir. Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimde yeniliklere değil; istişaresiz düzenlemelere, hukuki belirsizliklere, yeterince test edilmemiş uygulamalara ve öğretmene yeni iş yükü getirilmesine itiraz ediyoruz.

Resim

Eğitim-Bir-Sen olarak OYSS’nin eğitim sendikaları ve öğretmenlerin katılımıyla istişare içinde yeniden ele alınmasını; kısa süreli ve sınırlı teknik denemeler yerine kapsamlı pilot uygulamalarla çapraz etkileri değerlendirilmeden yaygınlaştırılmamasını, öğretmenlerin ve alan zümrelerinin mesleki takdir yetkilerinin korunmasını, öğretmenlere ilave veri girişi ve bürokratik işlem yükleyen düzenlemelerden vazgeçilmesini; mevcut dijital sistemler bütünleştirilerek mükerrer işlemlerin önlenmesini, gerçekçi bir geçiş takviminin oluşturulmasını istiyoruz.

Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimde niteliği artıracak, öğretmenin işini kolaylaştıracak ve öğrencilerin öğrenme eksikliklerinin tespitine katkı sunacak yenilikleri destekliyoruz. Özellikle özel okullarla devlet okulları arasındaki değerlendirme farklılıklarının giderilmesi, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacak adımlara kaynaklık edecek verinin elde edilmesi, kazandırılmak istenen becerilerin hangi sınıf seviyesinde daha uygun olacağının belirlenmesini olumlu olarak değerlendiriyoruz.

Ancak eğitim çalışanlarının görüşleri alınmadan, sahadaki etkileri yeterince test edilmeden ve öğretmene getireceği yük planlanmadan hayata geçirilen düzenlemelerin yeni sorunlar üreteceğini vurguluyoruz.

1. Eğitim çalışanları ve paydaşların görüşleri alınmalıdır.

EĞİTİM-BİR-SEN DÜNYA SENDİKALARINA ÖRNEK BİR SEÇİM SÜRECİ YÜRÜTÜYOR
EĞİTİM-BİR-SEN DÜNYA SENDİKALARINA ÖRNEK BİR SEÇİM SÜRECİ YÜRÜTÜYOR
İçeriği Görüntüle

Öğretmenlerin sınav hazırlama, uygulama ve değerlendirme süreçlerini doğrudan değiştiren bir düzenlemenin, eğitim sendikaları ve sahada görev yapan öğretmenlerle yeterli istişare yapılmadan hayata geçirilmesi doğru değildir. İstişare, alınmış kararların duyurulması değil, kararların ilgili tarafların görüşleriyle şekillendirilmesidir. Öğretmenin uygulayıcısı olduğu bir sistem, öğretmene rağmen tasarlanmamalıdır.

2. Yönetmelik, yönerge ve kılavuz arasındaki hukuki uyum sağlanmalıdır.

Ölçme ve Değerlendirme Yönetmeliği ile ilgili yönerge ve OYSS Kılavuzu hükümleri arasındaki çelişki, açıklığa kavuşturulmalıdır. Öğretmenlere ve zümrelere üst düzenlemelerle tanınan sınav hazırlama ve değerlendirme yetkileri, bir uygulama kılavuzuyla sınırlandırılmamalıdır. Merkezi soru havuzu öğretmenin mesleki takdir yetkisini ortadan kaldıran değil, onu destekleyen bir araç olmalıdır. Soru değiştirme hakkının sınırlandırılması ve merkezi sistemden alınan soruların doğruluğunun öğretmene onaylatılması gibi hükümler de yetki ve sorumluluk dengesi bakımından yeniden ele alınmalıdır.

3. Kısa süreli ve sınırlı teknik denemeler, pilot uygulamanın yerini tutmaz.

Farklı okul türleri, bölgeler, branşlar, sınıf mevcutları, öğrenci profilleri ve teknolojik altyapılar dikkate alınmadan ülke genelinde zorunlu uygulamaya geçilmesi doğru değildir. Sadece sosyal bilimler alanına giren 2 ders için yapılan pilot uygulama diğer dersleri de kapsayacak şekilde genişletilmeli, çapraz etkileri değerlendirilmelidir. Kısa süreli teknik denemeler kapsamlı pilot uygulamanın yerini tutmaz. Sistemin öğretmenlerin çalışma sürelerine, öğrencilerin başarısına, sınav süreçlerine ve okul yönetimine etkileri birlikte analiz edilmeli; tespit edilen sorunlar giderildikten sonra yaygınlaştırılmalıdır.

4. Öğretmenler aşırı iş yüküyle sınıfa, öğrenciye, veliye ve okulun eğitim süreçlerine odaklanmaktan uzaklaştırılarak veri giriş memuruna dönüştürülmemelidir.

Sınav hazırlama, soru seçme, puanlama anahtarı oluşturma, her öğrencinin her sorudan aldığı puanı sisteme işleme ve öğrenme çıktıları üzerinden ayrı ayrı veri girişi yapma gibi işlemler, öğretmenlerin mevcut iş yükünü önemli ölçüde artırabilecek niteliktedir. Özellikle kalabalık sınıflarda görev yapan öğretmenler açısından bu durum, dinlenme hakkını ihlal edecek boyutlara ulaşabilecek ve iş verimini düşürecek mahiyette ilave çalışma zamanına neden olacaktır. OYSS’nin getireceği yük, gelişim raporu veri girişleriyle beraber düşünüldüğünde öğretmeni, her gün daha fazla ihtiyaç haline gelen, öğrencisiyle yakından ilgilenme imkanından mahrum bırakacaktır.

Mevcut e-Okul işlemlerine eklenen mükerrer veri girişleri kaldırılmalı, dijital sistemler bütünleştirilmelidir. Başka okulların sınavlarının değerlendirilmesi gibi uygulamalar da öğretmenlere karşılıksız ek görev yüklememelidir. Eğitimde dijitalleşme, öğretmeni asli görevinden uzaklaştıran ve iş yükü altında bırakan değil, işini kolaylaştıran ve eğitime daha fazla zaman ayırmasını sağlayan bir anlayışla hayata geçirilmelidir.

5. Öğretmenin mesleki yetkisi ve sorumluluk sınırları korunmalıdır.

Ölçme ve değerlendirme, yalnızca teknik bir puanlama işlemi değil, öğretmenin öğrencisini tanımasına ve öğrenme sürecini yönlendirmesine imkan sağlayan pedagojik bir faaliyettir. Öğretmenin soru hazırlama, seçme ve değiştirme yetkileri korunmalı; merkezi soru havuzunun bilimsel ve teknik doğruluğuna ilişkin sorumluluk belirsiz bırakılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki değerlendirme aslında öğrenme süreçlerinin bir parçasıdır.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA ÇAĞRIMIZ

OYSS Uygulama Kılavuzu; eğitim sendikalarının ve öğretmenlerin katılımıyla yeniden değerlendirilmeli, mevzuatla uyumsuzluk oluşturabilecek hükümler gözden geçirilmeli, kapsamlı pilot uygulama tamamlanmadan zorunlu yaygınlaştırmaya gidilmemeli ve öğretmene ilave bürokratik yük getiren işlemler kaldırılmalıdır.

Eğitim-Bir-Sen olarak Milli Eğitim Bakanlığından beklentimiz;

1. OYSS Uygulama Kılavuzu'nun, eğitim sendikaları ve öğretmen temsilcilerinin katılımıyla yeniden değerlendirilmesi,

2. Ölçme ve Değerlendirme Yönetmeliği, ilgili yönerge ve uygulama kılavuzu arasındaki muhtemel hukuki uyumsuzlukların giderilmesi,

3. Öğretmenlerin ve alan zümrelerinin sınav hazırlama ve ölçme-değerlendirme süreçlerindeki mesleki takdir yetkilerinin korunması,

4. Farklı bölgeleri, okul türlerini ve öğrenci profillerini kapsayan kapsamlı pilot uygulama ve etki analizleri tamamlanmadan sistemin ülke geneline zorunlu biçimde yaygınlaştırılmaması,

5. Öğretmenlere ilave veri girişi ve bürokratik işlem yükleyen düzenlemelerden vazgeçilmesi; mevcut dijital sistemler bütünleştirilerek mükerrer işlemlerin önlenmesi,

6. Uygulamanın teknik altyapısı, öğretmenlerin hizmet içi eğitim ihtiyaçları ve okulların imkan farklılıkları dikkate alınarak gerçekçi bir geçiş takviminin oluşturulmasıdır.

Eğitimde dijitalleşmenin başarısı, sisteme girilen veri miktarıyla değil, öğretmenin işini ne ölçüde kolaylaştırdığı ve öğrencinin öğrenmesine sağladığı katkıyla ölçülmelidir.

Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimde yeniliklere değil; istişaresiz düzenlemelere, hukuki belirsizliklere, yeterince test edilmemiş uygulamalara ve öğretmene yeni iş yükü getirilmesine itiraz ediyoruz.