20 yıldır memurların ekonomik ve mali hakları için toplu sözleşme masasına oturan parti sendikalarının memur gibi bir derdi yoktur.

Onların meselesi memur değildir!

Onların meselesi, bağımlı oldukları partilerin emir ve talimatlarını eksiksiz yerine getirmektir!

Kardeşlerim! Son toplu sözleşme masası bunun en açık örneğidir. İşveren heyeti 20 yıldır ne yapıyorsa yine onu yaptı:

“Enflasyon kadar zam” dedi!

Peki memuru temsil ediyor görünenler ne yaptı? Emir gelene kadar memurun yanındaymış gibi yaptılar…

Sonra ne oldu?

Bakın burada kritik bir gerçek var:O masada sergilenmesi gereken tek ilkeli duruş şuydu:

Hakem heyetine temsilci göndermemek!

Neden?

Çünkü temsilci gönderilmeseydi, hakem heyeti toplantı yeter sayısına ulaşamayacaktı. Ve memurun, emeklinin zam ve tazminatlarını belirleme yetkisi TBMM’ye geçecekti!

Hakem heyetine “noter” diyenler vardı… Memurun tarafında olmaları beklenirdi…

Ama son gün ne yaptılar?

Gelen emir ve talimatla hakem heyetine temsilci gönderip, memurların 2026 ve 2027 yıllarına ait zam oranlarının belirlenmesini bizzat sağladılar!

Ve sonuç?

20 yıldır oynanan toplu sözleşme tiyatrosu, noktasına virgülüne dokunulmadan yine oynandı!

2026 için toplam %18… 2027 için toplam %9…Bunu da “başarı” diye anlatmaya kalktılar!

Ben buradan soruyorum:

Bu zam mı? Bu refah mı? Bu adalet mi?

Kıymetli memurlar!

Bugün memurlar, yetki verdikleri parti sendikalarının eliyle açlık sınırına doğru planlı şekilde itilmektedir. Dün memur, emekli ikramiyesiyle başını sokacağı evi alabiliyordu. Ayağını yerden kesecek bir araca ulaşabiliyordu. Bugün bırakın ev almayı, memur ikinci el bir arabaya bile yaklaşamıyor!

Emekli ücretleri açlık sınırının altına indirildi.

Asıl hedef şudur:

Memur maaşlarını da açlık sınırına çekmek! Ve maalesef bazı memurlarımız da küçük hesaplara sıkıştırılıyor:

“Odam değişmesin… amirim kızmasın… izin konusunda sorun yaşamayayım… güçten yana olayım… kupa bardak, flash bellek, valiz gibi promosyon alayım…”

Buradan açık söylüyorum:

Kupa bardakla gelecek kurulmaz! Flash bellekle geçim sağlanmaz! Valizle onur korunmaz! Küçük hesapların sonucu, büyük kayıptır! Ve yaklaşan asıl yıkımı görmezden gelmektir!

Kardeşlerim!

Dün emekli de şunu düşünüyordu: “Ben açlık sınırı altında maaş alacağım… olmaz.”

Asgari ücretli de şunu diyordu:

“Bu maaşla yaşanmaz ama böyle bir şey de olamaz.”

Ama oldu!

Oldu kardeşlerim!

Şimdi aynı illüzyon memur için devrededir: Memur da bugün “Ben açlık sınırı altında maaş alacağımı hayal edemem, olmaz” diyor.

Buradan uyarıyorum:

Yetki verdikleri parti sendikalarının çizdiği yolun vardığı yer, açlık sınırıdır!

Biz bunun için buradayız! Biz bunun için mücadele ediyoruz! Memurun alın terini masada satanlara karşı, memurun ekmeğini küçültenlere karşı, memurun onurunu pazarlık konusu yapanlara karşı buradayız!

Adil ücret istiyoruz! Onurlu yaşam istiyoruz! Liyakat istiyoruz! Gerçek sendikacılık istiyoruz!

Ve buradan söz veriyoruz:

Memuru açlık sınırına iten bu düzene teslim olmayacağız! Bu “toplu sözleşme tiyatrosuna” boyun eğmeyeceğiz!

Hak için, ekmek için, onur için mücadeleye devam edeceğiz!

Bir milletin emeklisi, çalışanı açlık sınırı altında, memuru açlık sınırı çeperinde yaşayamaz!”
Bir milletin emeklisi, çalışanı açlık sınırı altında, memuru açlık sınırı çeperinde yaşayamaz!”
İçeriği Görüntüle