"Geleceğin becerileri için değerlendirmeyi yeniden düşünmek: Yapay zekâ çağında ölçme-değerlendirme sistemleri nasıl yeniden tasarlanabilir?" başlıklı oturumda konuşan Tekin, Türkiye'nin yapay zekanın eğitimde kullanımı konusunda diğer ülkeler gibi eğitim öğretim sisteminde ciddi revizyonlar yaptığını kaydetti. Tekin, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adını verdiğimiz bu değişikliklerde eğitimi, adaleti güçlendirmesi gereken bir sorumluluk alanı olarak konumlandırdık." ifadesini kullandı.
Tekin, eğitimin geleceğin becerilerini, dijital yeterliliği, problem çözmeyi, eleştirel düşünmeyi ve üretkenlikle birlikte insan haklarına saygıyı, mahremiyet bilincini, demokratik kültürü, barış içinde yaşama iradesini ve sorumluluk ahlakını kuşatan geniş bir alan olduğunu söyledi.
"Eğitim sistemleri çocuklarımızı algoritmaların nesnesi hâline getirmemeli"
Çağın ihtiyaç duyduğu insanın teknolojiyi kullanabilen bir birey olmanın yanında, sahip olduğu imkânları insanlığın hayrına yönetebilen, hakka riayet eden, adalet duygusunu koruyan ve başkasının hukukunu kendi hukuku kadar aziz bilen bir şahsiyet olduğunu kaydeden Tekin, konuşmasına şöyle devam etti: "Yapay zekâ çağında bu yaklaşımın en hassas başlıklarından biri, çocuklarımızın mahremiyet hakkıdır. Eğitimde kullanılan dijital sistemler, çocuklarımızın öğrenme alışkanlıklarına, ilgi alanlarına, güçlü yönlerine ve kırılganlıklarına dair çok geniş veriler üretmektedir. Bu veriler doğru yönetildiğinde öğretmenlerimize rehberlik eder, öğrencinin gelişimini görünür kılar, fırsat eşitliğini güçlendirir. Ölçüsüz ve denetimsiz kullanımda ise çocuğun mahrem alanını daraltan, onu erken yaşlardan itibaren dijital profillere hapseden, davranışlarını görünmez biçimde yönlendiren ciddi bir risk ortaya çıkar."
Tekin, dijital çağda mahremiyet meselesinin veri güvenliğiyle sınırlı bir başlık olarak ele alınamayacağının altını çizerek, "Mahremiyet, çocuğun kendi iç dünyasını koruyabilme, hata yapabilme, yeniden deneyebilme, kendisini keşfedebilme ve kimliğini özgürce inşa edebilme hakkıdır. Eğitim sistemleri, çocuklarımızı algoritmaların nesnesi hâline getirmemeli. Çocuklarımızın zihni, duygusu, emeği ve istikbali, denetimsiz teknolojik sistemlerin ham verisi hâline getirilmemeli. Bu hassasiyet, temel insan hakları bakımından da aynı ölçüde geçerlidir." değerlendirmesini yaptı.
"Teknolojik imkânlar büyürken insan hakları ihlalleri de derinleşmektedir"
Yapay zekâ destekli ölçme araçlarının adil, şeffaf, denetlenebilir ve kültürel bakımdan duyarlı biçimde yeniden tasarlanması gerektiğini söyleyen Tekin, "Hiçbir çocuk; dili, kültürü, coğrafyası, sosyoekonomik imkânları veya dijital erişim kapasitesi sebebiyle dezavantajlı konuma düşürülmemelidir. Ölçme sistemleri çocuklarımızı etiketleyen, erken yaşta dar kalıplara sıkıştıran mekanizmalara dönüşmemeli; her öğrencinin emeğini, gelişimini ve potansiyelini gören bir rehberlik zemini üretmelidir." ifadelerini kullandı.
Tekin, eğitimin insanlık için büyük bir anlam taşıdığına dikkati çekerek, "Bugün teknolojik imkânlar büyürken insan hakları ihlalleri, savaşlar, çatışmalar ve çocukların hayat hakkını tehdit eden acılar da derinleşmektedir. Gazze'de, savaş bölgelerinde, göç yollarında ve yoksulluğun ağır yükü altında eğitim hakkından mahrum kalan çocuklar, bize eğitimin asıl gayesini yeniden hatırlatmaktadır." dedi.
Daha adil, daha huzurlu, insan onuruna daha yakışır bir dünya için eğitim sistemlerinin barışı, adaleti, mahremiyeti ve insan haklarını merkeze alan bir anlayışla güçlendirilmesi gerektiğini anlatan Tekin, yapay zekânın eğitim öğretim ve öğretmen yetiştirmenin parçası olması kadar insani değerler eğitiminin de dünyanın geleceği için önemli olduğunu vurguladı.
Tekin, "Biz bunları konuşurken telefonlarımıza düşen habere göre İsrail, Küresel Sumud Filosu'na uluslararası sularda saldırdı. Biz eğer eğitim sistemleriyle dünyada barışı ve insan haklarını egemen kılamayacaksak yaptığımız şeyin bir anlamı yok. Eğitimin nihai amacı, dünyayı hepimiz için yaşanabilir güzellikte bir mekan hâline dönüştürmek." diye konuştu.
Eğitim iş birliklerine ilişkin değerlendirmeler yapıldı
Dünya Eğitim Forumu kapsamında temaslarını sürdüren Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, eğitim diplomasisi çerçevesinde Suriye Eğitim Bakanı Dr. Mohammed Abdul Rahman Turko, Bosna-Hersek Eğitim ve Bilim Bakanı Jasna Durakovic ile Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Amrullayev ile ikili görüşmeler gerçekleştirdi.
Foruma Bakan Yardımcıları Celile Eren Ökten ile M. Bilal Macit, ÖSYM Başkanı Bayram Ali Ersoy ve Türkiye'nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş da katıldı.
Görüşmelerde ülkeler arasındaki eğitim alanındaki iş birlikleri ele alınırken, mevcut iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.
BAKAN YUSUF TEKİN, DÜNYA EĞİTİM FORUMU'NU DEĞERLENDİRDİ
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İngiltere'nin başkenti Londra'da katıldığı Dünya Eğitim Forumu'nun ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.

18 Mayıs 2026 21:08
Tekin, forumun hem dünyada eğitim sistemlerini ve eğitimcilerin hangi konuları konuştuğunu görmek hem de ikili ilişkileri değerlendirme zemini oluşturması açısından önemli olduğunu dile getirdi.
Forumdaki oturumlarda, Millî Eğitim Bakanlığının eğitim öğretim sisteminde yaptığı yenilikleri, öncelikleri ve gündemini ele aldıklarını söyleyen Tekin, kendisinin de yapay zekânın eğitim öğretim ve ölçme değerlendirme sistemi içinde kullanımıyla ilgili gelinen noktayı anlattığını ifade etti.
Tekin, her ülkenin yapay zekâyı eğitim öğretim içinde yaygınlaştırmayı planladığını ve farklı başlıkları öncelediğini belirterek, "Biz de Cumhurbaşkanlığımız tarafından düzenlenen Yapay Zekâ Politika Belgesi çerçevesinde Millî Eğitim Bakanlığı Yapay Zekâ Politika ve Eylem Planı Belgesi'ni hazırladık." dedi.
Konuşmasında eğitim öğretim sistemlerinin ne için var olduğu ve neye hizmet ettiği sorusunun ihmal edildiğine yer verdiğini aktaran Tekin, şu değerlendirmede bulundu: "Bilhassa insan hakları, adalet, demokrasi gibi kavramların dünyada eğitim ve öğretimde yapay zekâ ve benzeri teknolojik yenilikler kullanılırken ihmal edilmemesi gerektiğine vurgu yaptım. Eğer bunları ihmal edersek dünyada barışı egemen kılamayız. Bunları eğitim öğretim sistemi içine yeterince yerleştirmiş olsaydık, dünyada bugün savaşlar ve insan hakları ihlalleri olmazdı şeklinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 'Yurtta barış, dünyada barış!' çerçevesinde yaklaşımını ifade etmeye çalıştım."




